<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.anamurgazetesi.com/saglik/</link>
         <description>En güncel {kategoribaslik} Haberleri. Son dakika {kategoribaslik} haberlerini buradan takip edebilirsiniz. En son {kategoribaslik} haberleri anında burada.</description><item>
			<title><![CDATA[Anamur Sağlıklı Hayat Merkezi’nden Kanser Haftası açıklaması]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezi Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri Birimi tarafından 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında yapılan açıklamada, kanserle mücadelede erken teşhis ve düzenli taramaların hayati önem taşıdığı vurgulandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezi Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri Birimi tarafından 1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında yapılan açıklamada, kanserle mücadelede erken teşhis ve düzenli taramaların hayati önem taşıdığı vurgulandı.

Yapılan bilgilendirmede, Türkiye’de her yıl yaklaşık 240 bin kişiye kanser tanısı konulduğu, 2045 yılında ise bu sayının 419 bine ulaşmasının beklendiği belirtildi. Ayrıca 75 yaşına kadar her 4 kişiden 1’inin kansere yakalanabileceği, her 8 kişiden 1’inin ise kanser nedeniyle hayatını kaybedebileceği ifade edildi.

Açıklamada, sağlıklı beslenme, tütün ve tütün ürünlerinden uzak durma ve düzenli fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle kanser riskinin önemli ölçüde azaltılabileceği belirtilirken, erken tanı konulan birçok kanser türünde tedavi başarısının yüksek olduğuna dikkat çekildi.

En sık görülen kanser türleri arasında akciğer, meme ve kolorektal kanserlerin yer aldığı belirtilen açıklamada, özellikle düzenli tarama programlarına katılımın önemine vurgu yapıldı.

Türkiye genelinde meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerine yönelik tarama programlarının ücretsiz olarak yürütüldüğü hatırlatılan açıklamada;

- 40–69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir mamografi,

- 30–65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA testi,

- 50–70 yaş arası kadın ve erkeklere 2 yılda bir gaitada gizli kan testi

uygulandığı belirtildi.

Söz konusu taramaların Aile Sağlığı Merkezleri, KETEM birimleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve mobil tarama araçları aracılığıyla ücretsiz olarak yapıldığı ifade edilirken, vatandaşların düzenli tarama programlarına katılmasının erken teşhis açısından büyük önem taşıdığı kaydedildi.

Yetkililer, kanserle mücadelenin yalnızca bir haftayla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi ve erken teşhis uygulamalarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/anamur-saglikli-hayat-merkezi-nden-kanser-haftasi-aciklamasi-2539.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/anamur-saglikli-hayat-merkezi-nden-kanser-haftasi-aciklamasi-2539.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/anamur-saglikli-hayat-merkezi-nden-kanser-haftasi-aciklamasi-2539-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/anamur-saglikli-hayat-merkezi-nden-kanser-haftasi-aciklamasi-2539.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/anamur-saglikli-hayat-merkezi-nden-kanser-haftasi-aciklamasi/6181/</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 18:03:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Müdürlüğü’nden böbrek sağlığı uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan – Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü, 12 Mart Dünya Böbrek Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada böbrek hastalıklarının önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekilerek, erken tanı ve sağlıklı yaşamın önemine vurgu yapıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü, 12 Mart Dünya Böbrek Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada böbrek hastalıklarının önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekilerek, erken tanı ve sağlıklı yaşamın önemine vurgu yapıldı.

Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, her yıl Mart ayının ikinci Perşembe gününün Dünya Böbrek Günü olarak anıldığı hatırlatılarak, 2026 yılı temasının “Bizim Böbreklerimiz, Bizim Gezegenimiz: Sağlıklı Çevre ile Sağlıklı Böbrekler” olduğu belirtildi. Temayla birlikte böbrek sağlığı ile çevre sağlığı arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekildi.

Açıklamada, böbrek hastalıklarının dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ciddi bir sağlık sorunu olduğuna değinilerek, özellikle Kronik Böbrek Hastalığı’nın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği ve erken teşhis edilmediği takdirde böbrek yetmezliğine kadar gidebildiği ifade edildi. Güncel tahminlere göre dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişinin böbrek hastalıklarından etkilendiği ve her yıl yaklaşık 11 milyon kişinin bu nedenle hayatını kaybettiğibilgisi paylaşıldı.

Çevre kirliliği, iklim değişikliği ve temiz su kaynaklarına erişimde yaşanan sorunların böbrek hastalıkları riskini artırdığına dikkat çekilen açıklamada, sağlıklı bireyler için sağlıklı bir çevrenin vazgeçilmez olduğu vurgulandı.

Ayrıca böbrek hastalıklarının en önemli nedenleri arasında diyabet ve hipertansiyonun yer aldığı belirtilerek, erken tanı ve koruyucu sağlık hizmetlerinin hayati önem taşıdığı ifade edildi. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen Hastalık Yönetimi Platformu (HYP) uygulamasıyla aile hekimlerinin kronik hastalıkların erken teşhisi ve takibi konusunda önemli çalışmalar yürüttüğü aktarıldı.

Açıklamada vatandaşlara; sağlıklı ve dengeli beslenme, yeterli ve güvenli su tüketimi, düzenli sağlık kontrolleri yaptırma, fiziksel olarak aktif bir yaşam sürme ve çevreyi koruyan yaşam alışkanlıkları benimseme çağrısında bulunuldu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-nden-bobrek-sagligi-uyarisi-2408.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-nden-bobrek-sagligi-uyarisi-2408.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-nden-bobrek-sagligi-uyarisi-2408-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-nden-bobrek-sagligi-uyarisi-2408.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/saglik-mudurlugu-nden-bobrek-sagligi-uyarisi/6136/</link>
			<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 19:16:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Müdürlüğü’nden kolorektal kanser bilgilendirmesi]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi tarafından, Mart Ayı Kolorektal (Kalın Bağırsak) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında bilgilendirme çalışmaları yapıldığı bildirildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi tarafından, Mart Ayı Kolorektal (Kalın Bağırsak) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında bilgilendirme çalışmaları yapıldığı bildirildi.

Yetkililer, kolorektal kanserin hem dünyada hem de Türkiye’de en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını belirterek, erken teşhisin hayat kurtardığını vurguladı. Hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çekilirken, özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerin düzenli tarama yaptırmasının büyük önem taşıdığı ifade edildi.

Yapılan bilgilendirmede, aşırı kilo ve obezite, hareketsiz yaşam tarzı, işlenmiş gıda tüketimi, sigara ve alkol kullanımı, ileri yaş ve ailede kolorektal kanser öyküsünün önemli risk faktörleri arasında yer aldığı kaydedildi.

Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında kolorektal kanser taramalarının ücretsiz olarak gerçekleştirildiği belirtilerek, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere iki yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi uygulandığı ifade edildi. Taramaların Aile Sağlığı Merkezleri, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri ile Sağlıklı Hayat Merkezleri aracılığıyla ücretsiz olarak yapıldığı bildirildi.

Birinci derece akrabalarında kolorektal kanser öyküsü bulunan bireylerin ise 40 yaşından itibaren taramaya başlaması öneriliyor.

Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, Mart Ayı Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı dolayısıyla vatandaşlara düzenli tarama yaptırmaları çağrısında bulunarak, “Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır” mesajını yineledi. Şüpheli durumlarda aile hekimine başvurulması gerektiği hatırlatıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-bilgilendirmesi-2774.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-bilgilendirmesi-2774.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-bilgilendirmesi-2774-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-bilgilendirmesi-2774.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-bilgilendirmesi/6118/</link>
			<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:37:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Rahim ağzı kanserine karşı tarama çağrısı]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi, Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, serviks kanserinin önlenebilir ve erken teşhisle tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi, Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, serviks kanserinin önlenebilir ve erken teşhisle tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti.

Açıklamada, serviks kanserinin rahmin alt kısmında yer alan ve vajinaya açılan serviks dokusundan gelişen bir kanser türü olduğu belirtilerek, hastalığın genellikle belirti vermeden ilerlediği, ancak tarama testleri sayesinde erken evrede tespit edilebildiği vurgulandı. Erken tanı alan kadınlarda 5 yıllık sağkalım oranının yaklaşık yüzde 92 olduğu ifade edildi.

Dünya genelinde meme, akciğer ve kalın bağırsak kanserlerinden sonra en sık görülen dördüncü kanser türü olan serviks kanserinin, Türkiye’de de kadınlarda en sık görülen ilk on kanser arasında yer aldığı belirtildi.

HPV En Önemli Risk Faktörü

Serviks kanserlerinin yaklaşık yüzde 99’unun İnsan Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonu ile ilişkili olduğu aktarılan açıklamada, özellikle HPV tip 16 ve 18’in Türkiye’deki vakaların yaklaşık yüzde 70’inden sorumlu olduğu kaydedildi. HPV enfeksiyonu geçiren her kadında kanser gelişmediği, ancak enfeksiyonun kalıcı hale gelmesinin risk oluşturduğu ifade edildi.

Düzenli Tarama Hayat Kurtarıyor

Açıklamada, serviks kanserinden korunmanın en etkili yolunun düzenli tarama yaptırmak olduğu vurgulanarak, Türkiye’de Ulusal Serviks Kanseri Tarama Programı kapsamında 30–65 yaş arasındaki kadınların 5 yılda bir HPV-DNA testi ile ücretsiz olarak tarandığı hatırlatıldı.

HPV testinin jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından alınan küçük bir örnekle yapıldığı, işlemin kısa sürdüğü, genellikle ağrısız olduğu ve anestezi gerektirmediği belirtildi. Tarama hizmetlerinin Aile Sağlığı Merkezleri, KETEM’ler, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve mobil kanser tarama araçları aracılığıyla ücretsiz sunulduğu ifade edildi.

Belirtiler ve Risk Faktörleri

Serviks kanserinin erken evrede genellikle belirti vermediği belirtilirken, ileri evrelerde cinsel ilişki sırasında veya sonrasında kanama, adet dışı kanama, menopoz sonrası kanama, kötü kokulu vajinal akıntı ve pelvik ağrı gibi belirtilerin görülebileceği kaydedildi. Bu tür şikâyetlerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiği vurgulandı.

Risk faktörleri arasında HPV enfeksiyonu, erken yaşta cinsel ilişki, çok sayıda cinsel partner, sigara kullanımı, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve düzenli tarama yaptırmamak yer aldı.

“Erken Teşhis Hayat Kurtarır”

KETEM Birimi açıklamasında, serviks kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunun altı çizilerek, erken teşhisle tedavi başarısının çok yüksek olduğu ifade edildi. Kadınlara düzenli tarama yaptırmaları çağrısında bulunulan açıklama, şu mesajlarla tamamlandı:

“Kanserde erken teşhis hayat kurtarır.”
“Serviks kanserinden korkma, geç kalmaktan kork.”
“Bir test, bir fark, bir hayat. Serviks kanserine dur de.”
“Serviks kanseri önlenebilir; tarama yaptır, hayatı erteleme.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/01/rahim-agzi-kanserine-karsi-tarama-cagrisi-5200.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/01/rahim-agzi-kanserine-karsi-tarama-cagrisi-5200.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/01/rahim-agzi-kanserine-karsi-tarama-cagrisi-5200-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2026/01/rahim-agzi-kanserine-karsi-tarama-cagrisi-5200.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/rahim-agzi-kanserine-karsi-tarama-cagrisi/6053/</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 12:35:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anamed Hastanesi'nde bağımlılık farkındalığı]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur Bağımlılıkla Mücadele ve Yardımlaşma Derneği, Özel Anamed Hastanesi’nde sağlık çalışanlarına yönelik “Bağımlılıkla Mücadele ve Uyuşturucu Maddelerin Zararları” konulu bir farkındalık semineri düzenledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur Bağımlılıkla Mücadele ve Yardımlaşma Derneği, Özel Anamed Hastanesi’nde sağlık çalışanlarına yönelik “Bağımlılıkla Mücadele ve Uyuşturucu Maddelerin Zararları” konulu bir farkındalık semineri düzenledi.

Dernek Başkanı Mehmet Gümüş, “Bağımlılıkla mücadele bir toplumun vicdan meselesidir. Bir genci, bir kalbi, bir geleceği kurtarmak hepimizin sorumluluğudur.” sözleriyle birlik mesajı verdi.

Kadın Gönüllüleri Başkanı Canan Kökten, “Madde bağımlılığı bir kader değildir; farkındalık, sevgi ve sabırla her şey değişir.” diyerek ailelerin desteğinin önemine değindi.

Narkotik Suçlarla Mücadele Büro Amirliği’nden Hüseyin Toprak ise, “Bağımlılıkla mücadelede en güçlü silah, toplumun bilinçlenmesidir.” ifadeleriyle toplumun ortak sorumluluğuna dikkat çekti.

Etkinlik sonunda Dernek Başkanı Gümüş, desteklerinden dolayı hastane yönetimi ve sağlık çalışanlarınateşekkür etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/11/anamed-hastanesi-nde-bagimlilik-farkindaligi-2606.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/11/anamed-hastanesi-nde-bagimlilik-farkindaligi-2606.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/11/anamed-hastanesi-nde-bagimlilik-farkindaligi-2606-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/11/anamed-hastanesi-nde-bagimlilik-farkindaligi-2606.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/anamed-hastanesi-nde-bagimlilik-farkindaligi/5962/</link>
			<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 16:04:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erdal Karan'dan Anamur'a kalıcı eser]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Mersin Valisi Atilla Toros’un himayesinde imzalanan protokolle, Anamur’a hayırsever Erdal Karan’ın desteğiyle yeni bir 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu kazandırılacak.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mersin Valisi Atilla Toros’un himayesinde, hayırsever Erdal Karan ile Mersin İl Sağlık Müdürlüğü arasında Anamur ilçesinde yapılacak olan “Anamur Nihat Karan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu”nun yapımına ilişkin protokol imzalandı.

Valilikte düzenlenen imza töreninde konuşan Vali Atilla Toros, yapılacak olan hizmet binasının hayırlı olmasını dileyerek hayırsever Erdal Karan’a teşekkür etti.

Vali Toros konuşmasında,

“Hayırsever Erdal Karan’a yapmış oldukları hayır çalışmaları için çok teşekkür ediyorum. Yapmış oldukları bu bağışın ilimiz için örnek teşkil etmesini temenni ediyorum.”
ifadelerini kullandı.

Protokol kapsamında yapılacak olan Anamur Nihat Karan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, bölgedeki acil sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı bir şekilde yürütülmesine katkı sağlayacak.

Hayırsever Erdal Karan, aynı zamanda Mersin Büyükşehir Belediyesi Anamur-Bozyazı-Aydıncık Koordinatörüolarak görev yapıyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/erdal-karan-dan-anamur-a-kalici-eser-1990.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/erdal-karan-dan-anamur-a-kalici-eser-1990.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/erdal-karan-dan-anamur-a-kalici-eser-1990-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/erdal-karan-dan-anamur-a-kalici-eser-1990.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/erdal-karan-dan-anamur-a-kalici-eser/5922/</link>
			<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 12:12:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anamur'da kadınlara çağrı: Tarama için KETEM'e başvurun]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur Sağlıklı Hayat Merkezi Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) Birimi, Ekim ayının “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında yaptığı açıklamada, erken teşhisin hayat kurtardığını vurguladı. Açıklamada, her yıl olduğu gibi bu yıl da toplumun bilinçlendirilmesi amacıyla çeşitli etkinliklerin düzenleneceği belirtildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur Sağlıklı Hayat Merkezi Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) Birimi, Ekim ayının “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında yaptığı açıklamada, erken teşhisin hayat kurtardığını vurguladı. Açıklamada, her yıl olduğu gibi bu yıl da toplumun bilinçlendirilmesi amacıyla çeşitli etkinliklerin düzenleneceği belirtildi.

Kadınlarda En Sık Görülen Kanser Türü

Meme kanseri, hem dünyada hem de Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 2,3 milyon kadına meme kanseri tanısı konuluyor. Türkiye’de ise yılda ortalama 27 bin kadın bu hastalığa yakalanıyor. Her 18 kadından biri, yaşamı boyunca meme kanseri riski taşıyor.

Belirtiler Göz Ardı Edilmemeli

Anamur Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi, meme kanserinin erken dönemde genellikle belirti vermediğini, bu nedenle düzenli taramaların hayati önem taşıdığını belirtti.
En sık görülen belirtiler arasında şunlar yer alıyor:

Memede ağrısız, büyüyen bir kitle,

Meme şeklinde ya da boyutunda değişiklik,

Meme ucundan gelen kanlı akıntı,

Ciltte çekilme, kabuklanma veya kızarıklık,

Koltuk altında şişlik veya kitle.

Bu tür belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği hatırlatıldı.

Risk Faktörleri ve Korunma Yolları

KETEM yetkilileri, meme kanserinin genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkisiyle gelişebileceğini belirterek, risk faktörleri arasında tütün ve alkol kullanımı, hareketsiz yaşam, fazla kilo, geç doğum veya emzirmeme gibi unsurların bulunduğunu aktardı.
Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, ideal kiloyu korumak ve stresten uzak durmak, hastalığın önlenmesinde önemli rol oynuyor.

Erken Teşhis İçin Ücretsiz Taramalar

Anamur Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi tarafından yapılan açıklamada, meme kanserinde erken teşhisin hayat kurtardığı vurgulanarak, ücretsiz tarama hizmetlerinden yararlanılması çağrısı yapıldı.
KETEM, Toplum Sağlığı Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri ve mobil tarama araçlarında kadınlara yönelik meme kanseri taramaları ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.

Ulusal Meme Kanseri Tarama Standartları:

20 yaş ve üzeri: Ayda bir kendi kendine meme muayenesi

20–39 yaş arası: İki yılda bir klinik muayene

40–69 yaş arası: Yılda bir klinik muayene ve iki yılda bir mamografi

Tedavide Başarı Oranı Yüksek

Erken tanı konulan vakalarda tedaviye yanıt oranı oldukça yüksek. Sağ kalım oranı %90’a kadar çıkabiliyor. Tedavi süreci; cerrahi müdahale, kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavileri ve hedefe yönelik immünoterapilerden oluşabiliyor.

Farkındalık Hayat Kurtarır

Anamur Sağlıklı Hayat Merkezi Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) Birimi, meme kanseriyle mücadelenin en önemli adımının farkındalık olduğunu belirtti. Bu yıl da Ekim ayı boyunca “Muayeneni yap, farkında ol”, “Memenizi tanıyın, sağlığınızı koruyun” ve “Kanserde erken teşhis hayat kurtarır” sloganlarıyla bilgilendirme çalışmaları sürdürülecek.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/anamur-da-kadinlara-cagri-tarama-icin-ketem-e-basvurun-2788.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/anamur-da-kadinlara-cagri-tarama-icin-ketem-e-basvurun-2788.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/anamur-da-kadinlara-cagri-tarama-icin-ketem-e-basvurun-2788-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/anamur-da-kadinlara-cagri-tarama-icin-ketem-e-basvurun-2788.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/anamur-da-kadinlara-cagri-tarama-icin-ketem-e-basvurun/5912/</link>
			<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 14:34:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anamur'da Türkiye Sigorta ile Anamed Hastanesi arasında sağlık anlaşması]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur Özel Anamed Hastanesi ile Türkiye Sigorta Anamur Acentesi arasında Tamamlayıcı Sağlık Sigortası protokolü imzalandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur Özel Anamed Hastanesi ile Türkiye Sigorta Anamur Acentesi arasında Tamamlayıcı Sağlık Sigortası protokolü imzalandı.

Yapılan anlaşma ile Türkiye Sigorta Anamur Acentesi’nden Tamamlayıcı Sağlık Sigortası yaptıran vatandaşlar, Anamur Özel Anamed Hastanesi’nde ücretsiz muayene ve tedavi hizmetlerinden yararlanabilecek. Bu uygulama, Anamurluların hem ekonomik hem de kaliteli sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor.

Konuya ilişkin açıklama yapan Acente Sahibi Ziraat Yüksek Mühendisi Bünyamin Kozak, “Türkiye Sigorta olarak vatandaşlarımızın sağlığa erişimini kolaylaştırmak için önemli bir adım attık. Anamed Hastanesi ile yaptığımız bu iş birliği sayesinde sigortalılarımız hiçbir ek ücret ödemeden muayene ve tedavi olabilecek.” dedi.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, vatandaşlar Türkiye Sigorta Anamur Acentesi’ne başvurarak Tamamlayıcı Sağlık Sigortası yaptırıp, Anamed Hastanesi’nin sunduğu tüm imkanlardan yararlanabilecek.

İletişim Bilgileri:
 Türkiye Sigorta Anamur Acentesi
‍ Acente Sahibi: Ziraat Yüksek Mühendisi Bünyamin Kozak
 0532 486 28 53
 Yeşilyurt Mah. Kıbrıs Cad. No:37, Anamur / Mersin
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/anamur-da-turkiye-sigorta-ile-anamed-hastanesi-arasinda-saglik-anlasmasi-9840.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/anamur-da-turkiye-sigorta-ile-anamed-hastanesi-arasinda-saglik-anlasmasi-9840.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/anamur-da-turkiye-sigorta-ile-anamed-hastanesi-arasinda-saglik-anlasmasi-9840-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/10/anamur-da-turkiye-sigorta-ile-anamed-hastanesi-arasinda-saglik-anlasmasi-9840.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/anamur-da-turkiye-sigorta-ile-anamed-hastanesi-arasinda-saglik-anlasmasi/5910/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 13:25:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[KETEM'den Vatandaşlara Çağrı: Şüpheyi erteleme, sağlığını koru]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü dolayısıyla Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü KETEM Birimi, erken teşhisin önemine dikkat çekti. Yapılan açıklamada, Türkiye’de her yıl yaklaşık 7 bin kişiye lenfoma tanısı konulduğu belirtilerek, hastalıkla mücadelede farkındalığın kritik rol oynadığı vurgulandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü dolayısıyla Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü KETEM Birimi, erken teşhisin önemine dikkat çekti. Yapılan açıklamada, Türkiye’de her yıl yaklaşık 7 bin kişiye lenfoma tanısı konulduğu belirtilerek, hastalıkla mücadelede farkındalığın kritik rol oynadığı vurgulandı.

Lenfomanın, bağışıklık sisteminde görevli beyaz kan hücrelerinden geliştiği ifade edilen açıklamada, hastalığın iki ana türü bulunduğu belirtildi: Hodgkin Lenfoma (HL) ve Hodgkin Dışı Lenfoma (Non-Hodgkin Lenfoma / NHL). Ayrıca lenfomanın 80’den fazla alt tipinin bulunduğu ve her birinin tedavi yaklaşımının farklılık gösterdiği aktarıldı.

Risk Faktörleri

KETEM Birimi’nin açıklamasında, lenfomanın kesin nedeni bilinmemekle birlikte bazı risk faktörlerine dikkat çekildi:

Yaş (özellikle 50 yaş üzeri),

Cinsiyet,

Aile öyküsü,

Kimyasal maddelere maruziyet,

Zayıflamış bağışıklık,

Otoimmün hastalıklar,

Bazı virüs ve bakteri enfeksiyonları,

Obezite.

Belirtiler

Lenfomada en sık görülen bulgunun boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde ağrısız lenf bezi şişlikleri olduğu ifade edildi. Bunun yanında nedeni bilinmeyen ateş, gece terlemeleri, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli yorgunluk, deride kaşıntı, nefes darlığı, karın şişliği ve sık enfeksiyon geçirme de önemli belirtiler arasında yer alıyor.

Teşhis ve Tedavi

Lenfoma için kabul edilmiş bir tarama yöntemi bulunmadığının altı çizilen açıklamada, hastalığın erken fark edilmesinin hayati önem taşıdığı vurgulandı. Tanıda lenf nodu biyopsisi, kan testleri ve görüntüleme yöntemlerinin kullanıldığı, tedavide ise kemoterapi, radyoterapi, biyolojik tedaviler, hedefe yönelik ilaçlar ve kök hücre nakli gibi yöntemlerin uygulandığı kaydedildi.

“Şüpheyi Erteleme, Sağlığını Koru”

Açıklamanın sonunda şu ifadelere yer verildi:
“Vatandaşlarımızın vücutlarında olağan dışı değişiklikleri dikkate alması ve şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması büyük önem taşımaktadır. Belirtiler her zaman kansere işaret etmeyebilir ancak emin olmak için hekime danışmak gerekir. Unutmayın; kanserde erken teşhis hayat kurtarır.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/09/ketem-den-vatandaslara-cagri-supheyi-erteleme-sagligini-koru-211.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/09/ketem-den-vatandaslara-cagri-supheyi-erteleme-sagligini-koru-211.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/09/ketem-den-vatandaslara-cagri-supheyi-erteleme-sagligini-koru-211-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/09/ketem-den-vatandaslara-cagri-supheyi-erteleme-sagligini-koru-211.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/ketem-den-vatandaslara-cagri-supheyi-erteleme-sagligini-koru/5897/</link>
			<pubDate>Fri, 12 Sep 2025 16:13:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü'nden Cilt Kanseri uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Mayıs ayının “Cilt Kanseri Farkındalık Ayı” olarak kabul edilmesi nedeniyle Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü, vatandaşları cilt kanseri konusunda bilgilendirmek amacıyla önemli açıklamalarda bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mayıs ayının “Cilt Kanseri Farkındalık Ayı” olarak kabul edilmesi nedeniyle Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü, vatandaşları cilt kanseri konusunda bilgilendirmek amacıyla önemli açıklamalarda bulundu. Müdürlük, özellikle yaz aylarında artan güneş maruziyeti öncesinde erken teşhisin önemine dikkat çekti.

Cilt kanserinin, cilt hücrelerinin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıktığını belirten uzmanlar, her cilt değişikliğinin kanser anlamına gelmese de şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.

UV Işınlarına Dikkat Çekildi

Cilt kanseri riskini artıran en önemli çevresel etkenin güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınları olduğuna dikkat çeken açıklamada, özellikle 10.00–16.00 saatleri arasında korunmasız güneş altında kalmanın ciddi risk oluşturduğu belirtildi. Güneşin yanı sıra hava kirliliği, zararlı kimyasallar, solaryum gibi yapay ışık kaynakları ve genetik faktörlerin de cilt kanseri riskini artırdığı ifade edildi.

Risk Grubundaki Kişiler Uyarıldı

Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü, uzun süre açık havada çalışanlar, çocukluk döneminde şiddetli güneş yanığı geçirenler, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar, açık tenli bireyler ve ailesinde cilt kanseri öyküsü bulunan kişilerin risk grubunda olduğuna dikkat çekti.

Cilt kanserinin, sadece güneşe maruz kalan bölgelerde değil, vücudun güneş görmeyen alanlarında da gelişebileceği hatırlatıldı. Bu nedenle tüm vücudu kapsayan düzenli cilt muayenelerinin büyük önem taşıdığı belirtildi.

Melanom Erken Teşhis Edilmeli

Cilt kanserleri genel olarak melanom ve melanom dışı türler olarak ikiye ayrılıyor. Açıklamada, melanomun nadir görülmesine rağmen hızlı yayıldığı ve ölüm oranının yüksek olduğu; ancak erken teşhisle tedavi edilebildiği vurgulandı.

Türkiye’de melanom dışı cilt kanseri sıklığının erkeklerde yüz binde 23,4; kadınlarda ise yüz binde 15,5 olduğu belirtilirken, melanomun ise erkeklerde yüz binde 1,9; kadınlarda yüz binde 1,2 oranında görüldüğü ifade edildi. Her yıl yaklaşık 1.500 kişiye melanom tanısı konulduğu aktarıldı.

Vatandaşlara Öneriler

Vatandaşların risklerini azaltabilmesi için şu öneriler sıralandı:

Geniş kenarlı şapka, uzun kollu giysi ve güneş gözlüğü gibi koruyucu kıyafetler kullanın.

Geniş spektrumlu ve yüksek koruma faktörlü güneş kremi uygulayın.

Zararlı kimyasallardan kaçının.

Ayda bir kendi kendine cilt muayenesi yaparak değişiklikleri takip edin.

Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor

Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü, vatandaşların ben, leke, kabarıklık, renk veya şekil değişiklikleri gibi ciltteki farklılıkları takip etmelerini ve bu tür değişiklikler fark ettiklerinde gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalarını tavsiye etti.

“Cildinizi Tanıyın, Sağlığınızı Korumaya Alın.”
“Erken Fark Et, Sağlığını Koru.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/05/anamur-ilce-saglik-mudurlugu-nden-cilt-kanseri-uyarisi-4085.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/05/anamur-ilce-saglik-mudurlugu-nden-cilt-kanseri-uyarisi-4085.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/05/anamur-ilce-saglik-mudurlugu-nden-cilt-kanseri-uyarisi-4085-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/05/anamur-ilce-saglik-mudurlugu-nden-cilt-kanseri-uyarisi-4085.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/anamur-ilce-saglik-mudurlugu-nden-cilt-kanseri-uyarisi/5766/</link>
			<pubDate>Mon, 05 May 2025 20:25:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Müdürlüğü'nden kolorektal kanser uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü'nden, Kolorektal Kanseriyle ilgili uyarılarda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

Mart ayı “Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı” olarak, kanser farkındalığını artırmak, kolorektal kanser taramasının önemini vurgulamak ve kişinin kalın bağırsak, rektum veya anüs kanserine yakalanma riskini azaltabilecek sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının kazanılmasını sağlamak amacıyla çeşitli faaliyetler gerçekleştirilmektedir.

Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde yaygın görülen kanser türleri arasında yer almaktadır. Ülkemizde kolorektal kanser hem erkeklerde hem de kadınlarda en sık görülen 3. kanser türüdür. Dünya çapında bir yıl içerisinde 1,9 milyon yeni kolorektal kanser vakası ve 900 binden fazla kolorektal kanser kaynaklı ölüm vakası tespit edilmiştir.

Avrupa, Kuzey Amerika, Rusya, Avustralya ve Yeni Zelanda 'da görülme sıklığı Asya ve Afrika bölgelerine göre daha yüksektir. Bu coğrafi farklılığın önemli etkenlerinin; beslenme tarzı, çevresel maruziyet ve genetik yatkınlık olduğu düşünülmektedir. 40 yaşın altında kolorektal kanser nadirken, 40-50 yaştan sonra görülme sıklığı artmaya başlamaktadır. Kolorektal kanser vakalarının %85’i 50 yaş ve üzerindedir.

Kalın bağırsağın polip ve kanserleri çoğu kez büyüyene kadar belirti vermezler. Tarama programları ile henüz kansere dönüşmemiş (premalign) adenomatöz polipleri ve erken dönem lokalize kanserleri saptamak ve tedavi etmek mümkündür.

Erken evrede teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebilir bir hastalık olan kolorektal kanserler, tarama programlarının uygulanması ile söz konusu hastalığın görülme sıklığı ve ölüm oranı üzerinde çok olumlu kazanımlar sağlandığı yapılan birçok çalışma ile ortaya konmuştur. 

Ülkemizde Kolorektal Kanser Taraması Ulusal Standartları belirlenerek uygulamaya konulmuştur. 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkek nüfusa Toplum Sağlığı Merkezleri(TSM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)’nde Gaitada Gizli Kankiti yardımıyla hızlı, pratik ve güvenilir bir şekilde 2 yılda bir ücretsiz olarak tarama yapılmaktadır. Tarama kapsamında bu yaş grubundaki kişilere ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Tarama sonucunda Gaitada Gizli Kan Testi (GGKT) pozitif olan kişiler ileri tetkik amacıyla ikinci/üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmektedir.

Kolorektal Kanser Risk Faktörleri:

Aşırı kilolu veya obez olmak,

Fiziksel olarak aktif olmamak,

Fazla miktarda işlenmiş (sosis, salam vb.) veya işlenmemiş kırmızı et (sığır, kuzu, karaciğer ve benzerleri) tüketimi,

Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı,

Alkol kullanımı, 

Diyabet ve insülin direnci varlığı,

Kolesistektomi,

Cinsiyet (hem insidans hem de ölüm oranları erkeklerde kadınlara göre önemli ölçüde daha yüksektir.)

İleri yaş,

Irk ve etnik köken,

Kişide kalın bağırsak poliplerinin veya kolorektal kanser öyküsünün bulunması,

Kişide inflamatuvar bağırsak hastalığı öyküsünün varlığı,

Ailede kalın bağırsak polipleri veya kolorektal kanser öyküsünün olması,

Kalıtsal bir sendromun varlığı (Lynch Sendromu, adenomatöz ve hamartomatöz polipozis sendromları vb.)

Tip 2 diyabet hastası olunması,

Akromegali varlığı,

Böbrek transplantasyonu geçirmiş olmak,

Androjen yoksunluğu tedavisi almış olmak,

Kistik fibrozis varlığı,

Abdominopelvik radyasyon öyküsünün olması.

Kolorektal Kanser Belirtileri

Kolorektal kanser, tümörün bulunduğu bağırsak bölgesine göre farklı belirtiler gösterebilir fakat hiçbir belirti vermeden de oluşabilir. Belirti göstermesi durumunda bulunduğu bölgeye göre farklı şikayetlere sebep olur. Belirtilerin silik olması, sinsi ilerleyişi sebebiyle tarama programları özellikle önem arz eder. Görülebilecek belirtiler genel olarak şunlardır:

Bağırsak alışkanlıklarında ishal-kabızlık gibi değişikliklerin meydana gelmesi ve bu değişikliklerin birkaç günden uzun sürmesi,

Bağırsakta tam boşalmama hissi,

Parlak ya da koyu kırmızı kanla karakterize rektal kanama,

Dışkının koyu kahverengi veya siyah görünmesine neden olabilecek kanın varlığı,

Karında şişkinlik, kramp tarzında ağrı veya gaz şikâyeti,

Bilinen bir neden olmaksızın kilo kaybı,

Kansızlık (Anemi), halsizlik, yorgunluk,

Ağrılı dışkılama,

Kitle

Kolorektal Kanser Tanısı

Bazı kanserlerde olduğu gibi kolorektal kanserler de genellikle büyüyene kadar belirti vermezler. Bu sebeple amaç, daha belirti vermezken tümörü ortaya koymak olmalıdır. Belirtiler gelişmeden önce bir kişinin kanser için taranması, poliplerin ve kanserin erken tanınmasında yardımcı olur. Poliplerin erkenden tanınıp çıkartılması kolorektal kanser gelişimini önleyebilir. Erken tanı konulduğunda kolorektal kanserin tedavisi de daha etkin olabilmektedir.  Bu nedenle, 50 yaş üstü kişilerde taramaya başlanmalı, kolorektal kanser için artmış riski olan kişilerde ise tarama programına daha erken yaşlarda başlanmalıdır. 

Dışkıda gizli kan saptanıp kolonoskopi yapılan kişilerde henüz kanserleşmemiş polip halindeki tümörler tespit edilerek kanser gelişmesi önlenebildiği gibi kanser gelişmiş olan olgularda da erken teşhis ile yaşam süresi ve kalitesi artmaktadır. 

Kalın Bağırsak Kanseri Tedavisi

Erken evre kolorektal kanserin temel tedavisi cerrahi girişimdir. Tümör içeren bağırsak bölümü ve bu bölüme komşu lenf bezleri bu işlemde çıkarılmaktadır.

Kalın bağırsak kanserinin tedavisinde hastalığın evresine göre kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve immunoterapi seçenekleri mevcuttur.

Kolorektal Kanserlerden Korunma Stratejileri

Kolorektal kanserleri önlemek için atılması gereken en önemli adımlardan biri tarama programı olmakla birlikte, aşağıdaki sağlıklı yaşam davranışlarını uygulamak da diğer birçok kanserden olduğu gibi kolorektal kanserlerden korunmada önemlidir:

Sağlıklı kiloda olmak ve bunu sürdürmek

Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini sınırlandırmak ve daha fazla taze sebze, meyve ve tam tahıl ürünü tüketmek.

Posa içeriği yüksek besinlerin tüketimini artırmak. (Posa içeriği en yüksek besinler sırasıyla; kuru baklagiller, tahıllar ve sebze-meyvelerdir.)

Günde 30-60 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite yapmak (tempolu yürüyüş, bisiklete binmek gibi)

Sigara ve alkol kullanmamak.

“Kolorektal Kanserlerden Korunmak Sizin Elinizde; Sağlıklı beslenin, Egzersiz yapın, Tarama Testlerinizi İhmal Etmeyin.’’
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-uyarisi-7358.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-uyarisi-7358.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-uyarisi-7358-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-uyarisi-7358.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-uyarisi/5702/</link>
			<pubDate>Tue, 18 Mar 2025 20:00:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Müdürlüğü'nden Dünya Kanser Günü açıklaması]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezi Ketem Birimi 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[4 Şubat Dünya Kanser Günü, gerek kanser konusunda farkındalığı ve eğitimi artırarak gerekse dünyanın her yerindeki hükümetler ile bireyleri hastalığa karşı harekete geçmeye zorlayarak her yıl milyonlarca önlenebilir ölümün önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Dünya Kanser Günü; yankı uyandırmayı, değişim aşılamayı ve farkındalık günü ile sınırlı kalmayarak daha sonraki günlerde de sürdürülecek bir eylemi harekete geçirmeyi amaçlayan bir kampanyadır.2025-2027 Dünya Kanser Günü  teması“ Benzersizliğimizle Biriz” olarak belirlenmiştir. Bu tema ile  anlatılmak istenen, her bireyin kanserle olan mücadelesinin farklı ve benzersiz olduğu, ancak bu benzersizliklerin aslında birleştirici bir güce sahip olduğudur. Yani, her kişinin yaşadığı deneyim farklı olabilir, ancak kanserle mücadele eden herkes bir şekilde birbirine bağlıdır. Bu bağ, insanların yaşadıkları farklılıklar yerine, ortak insani duygular, dayanıklılık ve umut etrafında birleşir. Her bireyin hikayesinin kendine özgü olduğu vurgulanırken, aynı zamanda bu hikayelerin insanları bir araya getirerek, empati ve destek yarattığının anlatılması hedeflenmektedir.

Kanser başlıca; tütün kullanımı, yüksek beden kütle indeksi (fazla kilolu ya da şişman/obez olma), meyve ve sebzeden fakir beslenme, yetersiz fiziksel aktivite ve alkol tüketimi gibi beş davranışsal ve beslenme ile ilgili risk faktöründen kaynaklanmaktadır. Günümüz şartlarında kanserlerin yaklaşık üçte birinin, risk faktörlerinden kaçınma ve mevcut kanıta dayalı önleme stratejilerinin uygulanması yoluyla önlenebilir durumda olduğu bilinmektedir. Ayrıca, erken tanı konmuş ve uygun şekilde tedavi edilmişse birçok kanserin iyileşme olasılığının da yüksek olduğu unutulmamalıdır.
bahis siteleri
Kanser hem dünyada hem ülkemizde ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Dünyada ve ülkemizde yaklaşık her 6 ölümden birinin, kanser nedeniyle gerçekleştiği görülmektedir. Dünyada her yıl yaklaşık 19.9 milyon kişi kansere yakalanmakta, 9.7 milyon kişi ise kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Benzer seyir devam ettiği takdirde, 2040 yılında 30 milyon yeni vaka ortaya çıkması beklenmektedir. En sık görülen kanser türleri sırası ile akciğer, meme, kolorektal, prostat, mide olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kanser türleri ülkemizde de ilk sıralarda yer almaktadır. Türkiye Kanser İstatistikleri Raporuna göre, bir yıl içerisinde 223 bin kişiye kanser tanısı konulmuştur. Erkeklerde kanser görülme sıklığı kadınlara göre daha fazladır.(Erkeklerde yüz binde 264,9,  kadınlarda  yüz binde 193,4).Bu sıklıklar yaş ilerledikçe artmaktadır.

Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kanser alanında yoğun çalışmaları bulunan uluslararası saygın kuruluşlar kanserleri önleme yolunda kişilere şu risk faktörlerinden kaçınma çağrısında bulunmaktadır:


	Sigara ve dumansız tütün ürünlerini de içeren tütün kullanımı
	Fazla kilolu  veya obe zolmak
	Düşük meyve ve sebze alımını içeren sağlıksız beslenme
	Fizikse laktivite eksikliği
	Alkol kullanımı
	Cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu
	Hepatit veya diğer kanserojen enfeksiyonlara maruziyet
	İyonlaştırıc ıve ultraviyole radyasyon maruziyeti
	Kentsel hava kirliliği
	Katı yakıt kullanımından kaynaklanan iç mekân dumanı


Kansere yol açabileceği kanıtlanmış risk faktörlerinin farkına vararak, bunlardan korunmada bireysel ve toplumsal temelde yapılacaklar konusunda bilgilenerek, önleme çabalarını kararlılıkla sürdürerek, ileri dönemlerde daha büyük bir toplumsal yük haline gelmesi beklenen kanserle mücadelede önemli kazanımlar elde edileceğine şüphe yoktur.

Kanser hastalıklarının her bir tipinin kendine göre etyolojisi, risk faktörleri, tanı ve tedavi yöntemleri vardır. Bu yüzden erken tanı ve tarama stratejileri de kanser tiplerine göre değişmektedir. Bazı kanser tipleri için tarama önerilirken bazı kanser tipleri için önerilmemektedir.

Dünya Sağlık Örgütü; meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerinde vakaların erken evrelerde yakalanmasına yönelik toplum tabanlı tarama programları önermekte ve bu çalışmaların bütüncül bir kanser kontrol programının parçası olması gerektiğini belirtmektedir.

Ülkemizde DSÖ önerileri doğrultusunda 2008 yılından itibaren kayıt, önleme, tarama ve tedavi çalışmalarını bir arada barındıran Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında; meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri için, toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir.

Ülke genelinde kanser taramaları; Birinci Basamak ve 2.-3. Basamak Sağlık Kuruluşlarında, toplum tabanlı ve fırsatçı taramalar şeklinde yapılmaktadır.

Kırsal ve dezavantajlı gruplarımıza illerimizdeki mobil tarama araçları ile de tarama hizmeti verilmektedir.

Ülkemizde yürütülen Ulusal Kanser Tarama programında,

Meme kanseri taraması; 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir kez klinik meme muayenesi yapılmakta, 2 yılda bir mamografi çekilmektedir.

Rahim ağzı kanseri taraması; 30- 65 yaş arası  kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA  testi ile yapılmaktadır.

Kalın bağırsak kanseri taraması; 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi (GGK) yapılmakta, 10 yılda birde kolonoskopi önerilmektedir.

Tarama sonrasında pozitif ya da şüpheli bulunan kişiler Teşhis Merkezi olarak belirlenmiş olan ikinci, üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmekte ve ileri tetkikleri yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından yapılmaktadır.

Ulusal Kanser Tarama Programları hakkında daha detaylı bilgi  Kanser Dairesi Başkanlığına ait web sitesinde (https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/kanser) mevcuttur. Ayrıca buradan “Hangi Tarama Bana Uygun?” uygulaması ile hangi kanser türünde tarama yaptırabileceğiniz konusunda bilgi edinilebilmektedir.

Ülkemizde hem taramaları artırmak hem de sağlık okur yazarlığı konusunda vatandaşlarımızı bilgilendirmek üzere 81 ilde kanser farkındalık çalışmaları yapılmaktadır.

Kanser Taramalarınızı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), İlçe Sağlık Müdürlükleri,Toplum Sağlığı Merkezleri(TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM)ücretsiz olarak yaptırabilirsiniz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/02/saglik-mudurlugu-nden-dunya-kanser-gunu-aciklamasi-7896.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/02/saglik-mudurlugu-nden-dunya-kanser-gunu-aciklamasi-7896.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/02/saglik-mudurlugu-nden-dunya-kanser-gunu-aciklamasi-7896-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/02/saglik-mudurlugu-nden-dunya-kanser-gunu-aciklamasi-7896.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/saglik-mudurlugu-nden-dunya-kanser-gunu-aciklamasi/5672/</link>
			<pubDate>Mon, 03 Feb 2025 17:35:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hekimler hastane önünde basın açıklaması yaptı]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur'da Devlet Hastanesi önünde toplanan hekimler ve sağlık çalışanları, basın açıklaması yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hekim Birliği Sendikası öncülüğünde düzenlenen basın açıklamasında, şu ifadeler kullanıldı:

Hekim Birliği Sendikası olarak, bugün tüm sağlık çalışanları, hekimler ve hemşirelerle birlikte sağlık sistemindeki ciddi sorunlara dikkat çekiyoruz. Sağlık çalışanları, yalnızca sağlık hizmeti sunmanın zorluklarıyla değil, aynı zamanda her geçen gün artan baskılar ve kayıplarla da mücadele etmektedir. Sağlık sistemi, artık yalnızca sağlık çalışanlarının değil, hastaların da zarar gördüğü bir kriz noktasıdır. Başlıca sorunlarımız şu şekildedir:

1. Şiddet: Sağlık Çalışanlarının Günlük Tehdidi
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, en büyük tehditlerden biridir. Her gün sayısız hekim, hemşire ve sağlık çalışanı, hastalarından veya hasta yakınlarından şiddet görmekte; bu durum psikolojik ve fiziksel açıdan büyük zararlara yol açmaktadır. Sağlık çalışanlarının şiddete uğrama riskinin diğer hizmet sektörlerinden 16 kat daha fazla olduğu birçok makalede ortaya konmuştur. Yapılan bir çalışmada, hekimlerin çalışma yaşamı boyunca herhangi bir zamanda şiddete maruz kalma oranı %95 olarak ortaya çıkmıştır. Maalesef hekimler olarak sağlıkta şiddet sebebiyle çok sayıda görev şehidi verdik. Değerli meslektaşımız Kardiyoloji uzmanı Ekrem Karakaya, cani bir hasta yakını tarafından annesinin ölümünden sorumlu tutulmuş, vurularak katledilmiştir. Ersin Aslan, 30 yaşında bir göğüs cerrahı iken bir cani tarafından, 85 yaşındaki akciğer kanseri dedesinin ölümünden sorumlu tutularak görevi başında şehit edilmiştir. Bir hemşire arkadaşımız, yerde tekmelenmek suretiyle dört saldırgan tarafından şiddete maruz bırakılmıştır. Gebe olduğunu belirtmesine rağmen şiddet devam etmiştir.
Hekimlere, sağlık çalışanlarına, hatta bir gebenin karnındaki bebeğe uygulanan şiddet; yalnızca sağlık çalışanlarına değil tüm topluma yapılmış büyük bir ihanettir. Sağlıkta şiddet, sağlıkta teröre evrilmiş vaziyettedir. Her gün ortalama 80 sağlık çalışanı şiddete maruz kalmaktadır.

2. Çok çalışıyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz!
Hekimlerin özlük hakları yıllardır geriye gitmekte; maaşlar ve çalışma şartları iyileştirilmek yerine daha da kötüleşmektedir. Artık maaşlar, emekliliğe yansıyan tek kalem üzerinden belirlenmeli, riskli branşlar ve zorlu bölgeler için ekstra düzenlemeler yapılmalıdır. Öte yandan hekimlere emeklilikte çalışmak zorunda kalmayacakları tek kalem maaş ödenmelidir.

3. Çalışma Koşullarımız dayanılmayacak kadar ağır
Mevcut MHRS ile 3-5 dakika arasında hasta bakılması, ne hekimlerin ne de hastaların yararına olan bir durumdur. Bu dayatma, hem hastaların doğru bir şekilde tanı almasını ve tedavi edilmesini engeller hem de hekimler başta olmak üzere sağlık çalışanlarını zor durumda bırakır, tükenmişlik sendromuna yol açmaktadır.

4. Siyasi ve Popüler Kültürün Sağlık Hizmetlerini Topluma uzatılan havuç olarak göremez!
Sağlık hizmeti, siyasi ve popüler kültürün bir aracı haline getirilmektedir. Başta hekimler olmak üzere tüm sağlık çalışanları “hizmetkâr” gibi algılanarak bilimsel kriterler göz ardı edilmekte, kışkırtılmış ve ticari amaçlı talepler üzerinden bir hizmet anlayışı dayatılmaktadır.
Bu bakış açısı hekimin değerini minimalize ederek toplumda hekimlere yönelik itibar suikastine sebep olmakta ve sağlıkta şiddete zemin hazırlamaktadır.

5. Nöbet Yükü ve Ekonomik Zorluklar
Aşırı nöbet yükü, hekimlerin sağlığını bozmakta, hizmetin kalitesini düşürmekte ve hatalara zemin hazırlamaktadır. Örneğin bir şoförün kesintisiz araç kullanma süresi Türkiye’de Karayolu Trafik Kanunu’na göre 9 saati geçmemektedir. Ancak hekimler, 24 saatlik nöbetlerin ardından ameliyat yapmaya zorlanmaktadır. Bu durum, hem hekimleri hataya zorlamakta hem de vatandaşlarımızın sağlığını riske atmakta ve hizmetin kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu yoğun nöbet yüküne karşılık hekimlere komik sayılabilecek ödemeler yapılmaktadır. Öyle ki ameliyathaneyi temizleyen sağlık çalışanı ameliyatı yapan hekimden 3 kat daha fazla nöbet ücreti almamaktadır.

6. Yetersiz Maaş Artışları Hekimleri Yoksulluk sınırında yaşamaya zorluyor
Ülkemizde yaşanan enflasyonu hepimiz iliklerimize kadar hissederken asgari ücret ve memur maaşlarındaki Ocak artışları çok büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Söz konusu artışlar enflasyonun tahribatını bile gidermezken ortada bir maaş zammı da bulunmamaktadır. Hekimlerden geçim derdi altında kaliteli sağlık hizmeti üretmesi beklenmez!

7. Astronomik Dava Tazminatları Zulme Dönüştü
Hekimlere açılan 20, 30, 40 milyon gibi astronomik davalar, çalışma motivasyonunu bozmakta ve defansif tıp uygulamalarına zemin hazırlamaktadır.

Çözüm Önerileri:
• Şiddetle etkin mücadele için yasal düzenlemeler yapılmalı.
• Hekimlerin maaşları ve emeklilik hakları iyileştirilmeli.
• Hasta bakım süresi dünya standartlarına uygun hale getirilmelidir.
• Nöbet ücretleri artırılmalı, çalışma saatleri insan sağlığına uygun hale getirilmelidir.

Hekim Birliği Sendikası
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/01/hekimler-hastane-onunde-basin-aciklamasi-yapti-2667.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/01/hekimler-hastane-onunde-basin-aciklamasi-yapti-2667.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/01/hekimler-hastane-onunde-basin-aciklamasi-yapti-2667-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2025/01/hekimler-hastane-onunde-basin-aciklamasi-yapti-2667.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/hekimler-hastane-onunde-basin-aciklamasi-yapti/5645/</link>
			<pubDate>Wed, 08 Jan 2025 17:25:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Tüm Türkiye Deniz Ali için tek yumruk oldu]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası 9,5 yaşındaki Deniz Ali Soydan için de tüm imkânları seferber etti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastası 9,5 yaşındaki Deniz Ali Soydan için de tüm imkânları seferber etti.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, ilçe belediye başkanları, sivil toplum kuruluşlarının, derneklerin ve siyasi partilerin temsilcileri, iş insanları, spor camiasından isimler, muhtarlar, gazeteciler ve yurttaşlar; DMD savaşçısı Deniz Ali Soydan için ortak canlı yayında buluştular.

Tüm Türkiye Deniz Ali için tek yumruk oldu

Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayı Çok Amaçlı Salon’da gerçekleştirilen yayına; tüm Türkiye’den yoğun bir destek geldi. Mersin’de yaşayan ve DMD adı verilen nadir ve ilerleyici bir kas hastalığıyla mücadele eden 9,5 yaşındaki Deniz Ali Soydan için tüm Türkiye birlik oldu. Yayında, katılımcı belediye başkanları ve STK temsilcileri tek tek arama yaparak, Deniz Ali için bağışta bulunanlar ile konuştular.

Türkiye’nin tek yumruk olduğu yayında DMD savaşçısı Deniz Ali Soydan’ın mücadelesinde birlik olunurken; ortak canlı yayın Mersin ve Adana’nın yerel televizyon ve radyo kanallarından canlı olarak verildi. 

Başkan Seçer: “Mersin; birliğiyle ve beraberliğiyle güçlü olacak ”

Deniz Ali’ye umut olmak için gerçekleştirilen yardım kampanyasına katılan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, katkı sunanlara teşekkürlerini ileterek, “Öncelikle bu hayırlı işi başlatan herkese ve bu zor günde Deniz Ali evladımıza destek olan Mersin ve Türkiye’nin tüm dinamiklerine, yayına katılanlara ve destek olanlara teşekkür ediyorum” dedi. 

Başkan Seçer, Deniz Ali’ye katkı sunmak için gerekli çalışmalara devam edeceklerini de kaydederek, “Mersin; birliğiyle ve beraberliğiyle güçlü olacak. Herkesi kucaklayacağız; her zaman söylüyorum, acıları paylaştıkça azaltacağız, mutlulukları da paylaştıkça hep beraber çoğaltacağız. Her şey gönlümüzce olsun” dedi.

Başkan Karalar: “İnsan hayatını kurtarmak için yaptığınız girişimi kutluyorum”

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar da yayına canlı telefon bağlantısı ile katılım sağlayarak, “İnsan hayatını kurtarmak için yaptığınız bu girişimi çok saygı ile karşılıyorum ve kutluyorum. Bir hayatı kurtarmak çok önemlidir, parasal değerine bakmamak lazım. Biz de Adana’da bu hastalığa yakalanan birkaç kardeşimizi bu şekilde kurtardık. Katkı sunan insanları kutluyorum. Anadolu insanı vefakardır ve yardımseverdir” diye konuştu. 

Anne Soydan: “Desteğiniz ve yanımızda olmanız bizim için çok kıymetli

Yayına canlı bağlantıda oğlu Deniz Ali Soydan ile birlikte katılan anne Suna Soydan da,  “Sizi böyle görürken, izlerken daha mutlu oluyoruz, içimiz umutla doluyor. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Vahap Seçer’e ve diğer belediye başkanlarımızın hepsine destekleri için teşekkür ediyorum. Desteğiniz ve yanımızda olmanız bizim için çok kıymetli. Hepinize teker teker çok teşekkür ediyorum” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/10/tum-turkiye-deniz-ali-icin-tek-yumruk-oldu-5799.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/10/tum-turkiye-deniz-ali-icin-tek-yumruk-oldu-5799.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/10/tum-turkiye-deniz-ali-icin-tek-yumruk-oldu-5799-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/10/tum-turkiye-deniz-ali-icin-tek-yumruk-oldu-5799.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/tum-turkiye-deniz-ali-icin-tek-yumruk-oldu/5503/</link>
			<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 13:51:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Meme kanseri nedir, belirtileri nelerdir?]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Kanser Birimi, meme kanseri ve tedavisi hakkında bilgilendirme yazısı paylaştı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Meme kanseri; genellikle memedeki süt salgılayan bezlerin (lobül) veya süt taşıyan kanalların (duktus) kötü huylu tümörleridir. Daha az sıklıkla memedeki yağ veya bağ dokusunda da gelişebilir. 

Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı verilerine göre, dünyada, kadınlarda yeni tanı konulan kanserlerin %23’8’ini oluşturarak ilk sırada yer almakta, yılda yaklaşık 2,3 milyon kadının hayatını etkilemektedir. Ülkemizde ise yılda yaklaşık 27 bin kadına meme kanseri teşhisi konulmaktadır. 

Diğer kanser türlerinde olduğu gibi meme kanseri ile mücadelede de önde gelen strateji taramalar yapılarak hastalığı erken evrede yakalamaktır. Buradan hareketle Bakanlığımız ülke düzeyinde yürütülen kanser tarama programları başlatmış olup bu programların neticesinde meme kanserinde de erken tanı oranlarımızda büyük artış sağlanmıştır.

Ulusal Kanser Kontrol Programımızda; tarama stratejilerinin yanı sıra korunma ve önleme programları ile halkın konuya ilişkin bilinçlendirilmesi çalışmaları da etkili olarak yürütülmektedir. 

Meme kanserine neden olan risk faktörleri aşağıda sıralanmıştır.

• Tütün ve tütün ürünleri kullanmak
• Hiç doğum yapmamış veya geç doğum yapmış olmak
• Hiç bebek emzirmemiş olmak
• Menopoz sonrası iki yıldan uzun süreyle hormon ilacı kullanmak (HRT)
• Hareketsiz bir yaşam sürmek
• Fazla kilolu ya da şişman olmak 
• Alkol kullanmak
• Yoğun meme dokusuna sahip olmak
• Erken adet görmek ve geç menapoza girmek
• BRCA1, BRCA2 gibi belirli genlere sahip olmak
• Göğüs kafesi bölgesine radyoterapi almış olmak

Bunların yanında kişinin tek memesinde kanser olması ya da ailesinde, özellikle anne ve kız kardeş gibi birinci derece akrabalarında meme kanseri görülmesi de meme kanseri görülme olasılığını artırmaktadır. 

Meme kanserinin kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden 100 kat fazladır ve yaş ilerledikçe (40 yaş ve üzerinde) meme kanseri görülme riski ve sıklığı artmaktadır.

Buradan hareketle; sebze ve meyveden zengin, uygun koşullarda hazırlanmış gıdaların tüketimi ile sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yerleştirilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, sağlıklı kiloda olma, tütün ve tütün ürünleri ile alkol kullanmamak meme kanseri riskini azaltabilmektedir. Emzirmenin meme kanserinden koruduğuna dair çok sayıda çalışma bulunduğu için tüm annelerin bebeklerini en az 2 yıl süreyle emzirmeleri önerilmektedir. 

Meme Kanserinin Belirtileri 

Meme kanserinin en sık rastlanan belirtisi; memede ağrısız, zamanla büyüyen bir yumrunun (kitlenin) ele gelmesi, hissedilmesidir. Ayrıca ele gelen kitle olsa da olmasa da aşağıdaki belirtiler de meme kanserinde görülebilmektedir:

• Memenin bir kısmında veya tümünde şişlik, memede şekil değişikliği
• Memede ya da meme ucunda ağrı
• Meme derisinde kaşıntı ve yanmayla belirgin yangısal durum (ekzema, mayasıl) 
• Memede portakal kabuğu görünümü 
• Tek taraflı meme ucunda akıntı (özellikle kanlı akıntı)
• Meme ya da meme ucu derisinde kızarıklık, kabuklaşma, kalınlaşma, çekilme, içe çöküntü 
• Koltuk altında kitle (bazen memede kitle hissedilmeden önce, kanser koltuk altında veya köprücük kemiğinin etrafında şişme veya kitleye neden olabilir).

Bu belirtiler meme kanseri dışındaki durumlardan da kaynaklanabilmekle birlikte, yukarda sayılan belirtilerden herhangi biri görüldüğünde, nedeninin bulunabilmesi için en yakın sağlık merkezlerine başvurulması gerekmektedir.

Ulusal Meme Kanseri Tarama Standartları:
* Kendi Kendine Meme Muayenesi: 20 yaştan itibaren ayda bir 
* Klinik Meme Muayenesi: 20 yaştan itibaren 2 yılda bir, 40 yaştan itibaren yılda bir 
* Mamografi: 40-69 yaş arası kadınlarda 2 yılda bir 
Meme kanserine erken dönemde tanı konması, tedavide başarıya ulaşma ve sağ kalım süresini artırmaktadır. Erken teşhiste en önemli faktör, kadınların bu konuda bilinçlenmesi ve taramalarını düzenli olarak yaptırmalarıdır.

Tedavi

Meme kanseri tek bir hastalık olmakla birlikte, her hastada farklı özellikler ve bulgular olabilmektedir. Bu nedenle tedaviler, kişiye özel belirlenmektedir. Tedavi kararında; hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının var olup olmaması gibi birden çok faktör etkilidir. Tedavide cerrahi, ilaç tedavisi (kemoterapi) ve ışın tedavisi (radyoterapi) gibi seçenekler uygulanmaktadır.

Hastalık erken teşhis edildiğinde, tedavi ile hayatta kalma olasılığı %90 gibi oldukça yüksek oranlara ulaşmaktadır. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/10/meme-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-1090.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/10/meme-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-1090.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/10/meme-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-1090-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/10/meme-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-1090.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/meme-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir/5491/</link>
			<pubDate>Fri, 04 Oct 2024 15:56:38 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yaz aylarında sık kullanılan deodorant ve roll-on kansere yol açar mı?]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Türk Kanser Derneği Sağlık ve Eğitim Direktörü Tuğçe Kuştur, deodorantın doğrudan kansere yol açtığına ilişkin bilimsel kanıtlar olmadığını ancak ürün seçimlerinde dikkatli olunması gerektiğini belirtertti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sıcak hava ve artan aktiviteler, deodorant ve roll-on kullanımını artırmaktadır. Ancak, tüketicilerin bu kişisel bakım ürünleriyle ilgili kanser riskleri konusundaki endişelerini doğru bir şekilde anlamak önemlidir.

Türk Kanser Derneği Sağlık ve Eğitim Direktörü Tuğçe Kuştur, deodorantın doğrudan kansere yol açtığına ilişkin bilimsel kanıtlar olmadığını ancak ürün seçimlerinde dikkatli olunması gerektiğini belirterek konuyla ilgili şu bilgileri paylaşıyor:

“Deodorant gibi cildimize doğrudan uyguladığımız bazı ürünler, içerenleri sebebiyle deride rahatsızlıklar, kaşıntı, kırmızı noktalar vs gibi durumlar oluşturabilir ve traş, kese gibi geçirgenliği yüksek durumlar yarattığımızda doğrudan vücudumuza girip kan dolaşımına katılabilir. Burada deodorant markası, içeriği ve pH dengesi önemini göz ardı etmemek gerekmekte. Bu durumlar dışında deodorantın doğrudan kansere yol açtığına ilişkin bilimsel kanıtlar yoktur. Fakat içindeki kimyasallar nedeni ile kanserin hızlanması gibi durumlar oluşturabilir. Deodorantların içeriğinde bulunan metil, etil, propil, benzil, butil gibi kimyasal maddeler oldukça tehlikelidir.  

Alüminyumun direkt kanser yapıcı etkisi var mı diye bakacak olursak; bazı kişiler tarafından alüminyumun ciltten emilmesinin vücuttaki alüminyum miktarını artırabileceği ve bu durumun da kanser riskini artırabileceği ifade edilse de bu konudaki bilimsel kanıtların kesin olmadığını ve hala tartışmalı olduğunu görüyoruz. Bilimsel bir kanıt olmadığı için kesin bir şey söyleyememekle birlikte Türk Kanser Derneği olarak teri önlemek için kullanılan koltuk altı roll-on ile spreylerden, içeriğinde doğal madde bulunan, "alüminyum" içermeyen ve parfümsüz olanların tercih edilmesini öneriyoruz.”
]]></content:encoded>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/yaz-aylarinda-sik-kullanilan-deodorant-ve-roll-on-kansere-yol-acar-mi/5230/</link>
			<pubDate>Fri, 03 May 2024 11:57:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocukluklarda hırçınlık demir eksikliği işareti olabilir]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Memorial Şişli Hastanesi Pediatrik Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Atila Tanyeli, demir eksikliği anemisi ve tedavisi hakkında bilgi verdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çocukluk çağında en sık görülen sağlık problemlerinin başında demir eksikliği anemisi geliyor. Yenidoğan döneminde sıklıkla görülmekle birlikte, hastalığın ortaya çıkmasında beslenmede yapılan hatalar da önemli rol oynuyor. Demir eksikliğinin ihmal edilmesinin bağışıklık sisteminin zayıflamasından ruhsal sorunlara kadar birçok probleme yol açtığını belirten Memorial Şişli Hastanesi Pediatrik Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Atila Tanyeli, demir eksikliği anemisi ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Yenidoğanlarda 6. aydan itibaren demir ihtiyacı artar

Demir eksikliği anemisinin üç temel noktası bulunmaktadır. En sık görülen şekli alım azlığı iken gastrointestinal sistemler ile enfeksiyon ve tüketime bağlı kayıplara da rastlanır. Kan kaybına yol açan enfeksiyonlar da bir başka etken olarak öne çıkar. Anne sütünde demir olsa da ilk aylarda çocuğun hızlı büyümesi nedeniyle özellikle altıncı aydan itibaren demir eksikliği ortaya çıkmakta ve ihtiyacın karşılanması zor olmaktadır.

Ortalama 3 kilo 300 gram dünyaya gelen bir bebek bir yaşında 9-10 kilo olur. Bu da üç kat artış anlamına gelir. Bu artış hızına uygun vitamin-mineral tüketimi ile beslenme şekli her zaman ihtiyacı karşılamayabilir. Özellikle anne sütü tam verilmiyorsa, inek sütüyle beslenme söz konusuysa ve beslenmede hata yapılıyorsa bu durum daha net ortaya çıkar.

Demir ilacını çocuğunuza verirken bu hatalara düşmeyin 

Yeterli demir alınmasına karşın birtakım beslenme hataları da kayıplara yol açabilir. Örneğin; çay, süt ürünleri ve tok karnına ilaç kullanımı demir emilimini ya da faydasını azaltabilir. Tüketim sorunları ise en sık enfeksiyonlar nedeniyle görülür. Doğumdan sonraki ilk iki yılda bağışıklık sisteminin tam gelişmiş olmaması, anaokulu, kreş gibi kalabalık ortamlarda bulunmak mikropla temas enfeksiyona yol açabilir. Çocukta demir kaybına yol açan kansızlık, çocukta solukluk yani kansızlık denilen tablonun yanı sıra iştahsızlık, uykusuzluk ve huzursuzluğa da neden olur.

Terlikleri ve duvarları yalayan çocuklara dikkat

Demir eksikliği anemisinin boyutu arttıkça çocuklarda evdeki saksıların diplerindeki ya da dışarıdaki toprakları yeme, terlikleri ve duvarları yalama gibi anormal davranışlar görülmeye başlar. Sonrasında tabloya; huzursuzluk, gelişim bozukluğu, fiziki muayenede ortaya çıkan kalp yetmezliğine giden nabzın artması, karaciğerde büyüme gibi semptomlar da eklenir. Eğer demir eksikliği anemisi uzun sürerse okul döneminde unutkanlık, hırçınlık, uykusuzluk ile iştahsızlık önemli bir boyut kazanır.

Aileler bu konuda bilinçli olmalı

Demir eksikliği belirtilerinin görüldüğü çocuklara ilk olarak ayrıntılı bir kan testi uygulanır. Demir eksikliği tanısı alan çocukların tedavisi yaş ve kiloya göre değişmekle birlikte, günde 3-5 mg demir takviyesine başlanır. Uygulanan ilaçlar gastrointestinal sistemde hızla emilen formda olduğu için tedavi en az bir-iki ay sürer. Tedavinin en önemli amacı; ailelere demirin nasıl ve hangi gıdalarla verileceğini öğretmek olmalıdır. Bunun için şu kurallara dikkat edilmelidir: 

- Aç karnına alınacak denildiğinde birçok aile bazen yemekten hemen önceki ‘açlık’ halini düşünmektedir. Oysa söz konusu açlık, iki öğün arasıdır. 

- Tedavinin beşinci gününde kanda demirin etkili olmasını gösteren bir hücrenin çoğalıp çoğalmadığı kontrol edilir. Bunun için testler ihmal edilmemelidir. Eğer yükselme varsa tedavinin doğru yolda olduğu anlaşılır. 

- Belirli aralıklarla demir düzeylerinin kontrol edilmesiyle değerler normale gelene dek tedaviye devam edilmelidir.                  

- Demir tedavisinin ihmal edilmesi halinde enfeksiyonlarda artış, bağışıklık sistemi ile ruh sağlığı bozukluklarında artış görüleceği unutulmamalıdır. 
]]></content:encoded>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/cocukluklarda-hircinlik-demir-eksikligi-isareti-olabilir/5229/</link>
			<pubDate>Fri, 03 May 2024 11:50:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Durmuş Deniz'den 14 Mart Tıp Bayramı mesajı]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Cumhuriyet Halk Partisi Anamur Belediye Başkan Adayı Durmuş Deniz, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla mesaj yayımladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Belediye Başkan Adayı Durmuş Deniz, 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutladı.

Başkan Adayı Deniz, 14 Mart Tıp Bayramı mesajında, şunları kaydetti:

14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun. Toplum sağlığı adına verdiğiniz emekler için minnettarız. İyi ki varsınız..

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/durmus-deniz-den-14-mart-tip-bayrami-mesaji-3370.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/durmus-deniz-den-14-mart-tip-bayrami-mesaji-3370.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/durmus-deniz-den-14-mart-tip-bayrami-mesaji-3370-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/durmus-deniz-den-14-mart-tip-bayrami-mesaji-3370.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/durmus-deniz-den-14-mart-tip-bayrami-mesaji/5119/</link>
			<pubDate>Thu, 14 Mar 2024 19:15:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Başkan Kılınç'tan 14 Tıp Bayramı mesajı]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur Belediye Başkanı ve Cumhur İttifakı Belediye Başkan Adayı Hidayet Kılınç, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla mesaj yayımladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Başkan Kılınç, 14 Mart Tıp Bayramı mesajında, şunları kaydetti:

Sağlıklı toplum olabilme yolunda vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi adına var gücüyle çalışan doktorlarımız başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/baskan-kilinc-tan-14-tip-bayrami-mesaji-4332.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/baskan-kilinc-tan-14-tip-bayrami-mesaji-4332.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/baskan-kilinc-tan-14-tip-bayrami-mesaji-4332-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/baskan-kilinc-tan-14-tip-bayrami-mesaji-4332.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/baskan-kilinc-tan-14-tip-bayrami-mesaji/5116/</link>
			<pubDate>Thu, 14 Mar 2024 14:09:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Müdürlüğü'nden kolorektal kanser uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü'nden, Kolorektal Kanseriyle ilgili uyarılarda bulunuldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

Her yıl mart ayı boyunca 81 ilimizde; Kalın bağırsak kanseri farkındalığını artırmak, kalın bağırsak   kanseri taramasının önemini vurgulamak ve kişinin kalın bağırsak, rektum veya anüs kanserine yakalanma riskini azaltabilecek sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarını teşvik etmek için çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmektedir.

Sağlık konusunda bilinçlendirme ve farkındalık kampanyaları kapsamında, “Kalın Bağırsak Kanseri Farkındalık Ayı” önemli bir girişim olarak öne çıkmaktadır.  Kalın bağırsak kanseri çok sayıda yaşamı etkilemekte, erken teşhis ve eğitimi çok önemli kılmaktadır. Bu ay, sağlığımıza öncelik vermemiz, taramaların ve önleyici tedbirlerin önemini duyurmamız için bir fırsat olarak görülmektedir. Mart ayı, kalın bağırsak kanserine yönelik, önleme, erken teşhis ve tedavi seçeneklerini vurgulayarak, düzenli farkındalık faaliyetlerinin önemini ifade etmenin, erken teşhisle kurtarılan hayatların gayreti içinde sürekli araştırma ve eğitim için bir araya gelmenin zamanıdır.

Kalın bağırsak kanserleri dünyada ve ülkemizde yaygın görülen kanser türleri arasında yer almaktadır. Dünya çapında bir yıl içerisinde 1,9 milyon (%9,6) yeni kalın bağırsak   kanseri vakası ve 903 bin (%9,3) kalın bağırsak kanseri kaynaklı ölüm vakası tespit edilmiştir.

Avrupa, Kuzey Amerika, Rusya Avustralya ve Yeni Zelanda 'da görülme sıklığı Asya ve Afrika bölgelerine göre daha yüksektir. Bu coğrafi farklılığın önemli etkenlerinin; beslenme tarzı, çevresel maruziyet ve genetik yatkınlık olduğu düşünülmektedir. 40 yaşın altında kalın bağırsak kanseri nadirken, 40-50 yaştan sonra görülme sıklığı artmaya başlamaktadır. Kalın bağırsak kanseri   vakalarının %85’i 50 yaş ve üzerindedir.

 Türkiye Birleşik Veri Tabanına göre, ülkemizde bu kanser türleri hem erkeklerde hem de kadınlarda 3. sırada yer almaktadır. Erkeklerde görülme sıklığı yüz binde 25,5 kadınlarda ise 15,0 dır. Bir yılda yaklaşık 20 bin kişi kalın bağırsak   kanseri tanısı almaktadır. Kalın bağırsak kanseri evreleri incelendiğinde vakaların %20,9’unun uzak evrede olduğu görülmektedir.

Erken evrede teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebilir bir hastalık olan kalın bağırsak kanserlerinde tarama programlarının uygulanması ile söz konusu hastalığın görülme sıklığı ve ölüm oranı üzerinde çok olumlu kazanımlar sağlandığı yapılan birçok çalışma ile ortaya konmuştur.

Kalın bağırsak kanserlerinin taranmasındaki temel amaç; ülke çapında oluşturulan ulusal bir tarama programını hedef popülasyona uygulayarak kalın bağırsak patolojilerini henüz kanser öncesi dönemde erken evrede tespit etmenin yanı sıra etkin ve basit tedavi yöntemleriyle invaziv kanser sıklığı ile buna bağlı morbidite ve mortaliteyi azaltmaktır. Bu yolla olası karmaşık ve pahalı tedavi gereksinimlerinin de önlenmesi hedeflenmektedir. Gerek yaşam kalitesini arttırdığı gerekse yaşam süresini uzattığı bilindiğinden, kalın bağırsak tarama programı Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen kanser tarama programları içerisinde yer almaktadır.

Ülkemizde de Kalın Bağırsak Kanseri Taraması Ulusal Standartları belirlenerek uygulamaya konulmuştur. 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkek nüfusa Toplum Sağlığı Merkezlerine (TSM) bağlı olarak faaliyet göstermekte olan; Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)’nde Gaitada Gizli Kan kiti yardımıyla hızlı, pratik ve güvenilir bir şekilde 2 yılda bir ücretsiz olarak tarama yapılmaktadır. Tarama kapsamında bu yaş grubundaki kişilere ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Tarama sonucunda Gaitada Gizli Kan Testi (GGKT) pozitif olan kişiler ileri tetkik amacıyla ikinci/üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına  yönlendirilmektedir.

Kalın Bağırsak Kanseri Risk Faktörleri

Kalın bağırsak gelişme riski hem çevresel hem de genetik faktörlerden kaynaklanır.

Kalın bağırsak   kanserinin değiştirilebilir risk faktörleri şunları içermektedir:

Aşırı kilolu veya obez olmak (Dünyada bir yılda ortalama 110 bin vakanın obeziteye bağlı gerçekleştiği tahmin edilmektedir.)

Fiziksel olarak aktif olmamak

Fazla miktarda işlenmiş (sosis, salam ve benzeri) veya işlenmemiş kırmızı et (sığır, kuzu, karaciğer ve benzerleri) tüketimi

Sigara dâhil tütün ürünlerinin kullanımı

Alkol kullanımı (Dünyada bir yılda ortalama 160 bin vakanın alkol kullanımına bağlı gerçekleştiği tahmin edilmektedir.)

Diyabet ve insülin direnci varlığı

Kolesistektomi

Kalın bağırsak kanserinin değiştirilemez risk faktörleri arasında ise şunlar yer almaktadır:

Cinsiyet (hem insidans hem de ölüm oranları erkeklerde kadınlara göre önemli ölçüde daha yüksektir.)

İleri yaş

Irk ve etnik köken

Kişide kalın bağırsak poliplerinin veya kalın bağırsak kanseri öyküsünün bulunması

Kişide inflamatuvar bağırsak hastalığı (Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı) öyküsünün varlığı

Ailede kalın bağırsak polipleri veya kalın bağırsak kanseri öyküsünün olması

Kalıtsal bir sendromun varlığı (Lynch Sendromu, adenomatöz ve hamartomatöz polipozis sendromları vb)

Tip 2 diyabet hastası olunması

Akromegali varlığı

Böbrek transplantasyonu geçirmiş olmak

Androjen yoksunluğu tedavisi almış olmak

Kistik fibrozis varlığı

Abdominopelvik radyasyon öyküsünün olması.

Kalın Bağırsak Kanseri Belirtileri

Kolon (kalın bağırsak) kanseri tümörün bulunduğu bağırsak bölgesine göre farklı belirtiler gösterebilir fakat hiçbir belirti vermeden de oluşabilir. Belirti göstermesi durumunda bulunduğu bölgeye göre farklı şikayetlere sebep olur. Belirtilerin silik olması, sinsi ilerleyişi sebebiyle tarama programları özellikle önem arz eder.

Tüm görülebilecek belirtiler genel olarak şunlardır:

Bağırsak alışkanlıklarında ishal-kabızlık gibi değişikliklerin meydana gelmesi ve bu değişikliklerin birkaç günden uzun sürmesi

Bağırsakta tam boşalmama hissi

Parlak ya da koyu kırmızı kanla karakterize rektal kanama

Dışkının koyu kahverengi veya siyah görünmesine neden olabilecek kanın varlığı

Karında şişkinlik, kramp tarzında ağrı veya gaz şikâyeti

Bilinen bir neden olmaksızın kilo kaybı

Kansızlık (Anemi), halsizlik, yorgunluk

Ağrılı dışkılama

Kitle

Kalın Bağırsak Kanseri Tanısı

Diğer bazı kanserlerde olduğu gibi Kalın bağırsak   kanserleri de genellikle iyice büyüyene kadar belirti vermezler. Bu sebeple amaç, daha belirti vermezken tümörü ortaya koymak olmalıdır. Belirtiler gelişmeden önce bir kişinin kanser için taranması, poliplerin ve kanserin erken tanınmasında yardımcı olur. Poliplerin erkenden tanınıp çıkartılması kolorektal kanser gelişimini önleyebilir. Erken tanı konulduğunda kolorektal kanserin tedavisi de daha etkin olabilmektedir.  Bu nedenle, genel olarak 50 yaş üstü kişilerde taramaya başlanmalı, kolorektal kanser için artmış riski olan kişilerde ise tarama programına daha erken yaşlarda başlanmalıdır.

Dışkıda gizli kan saptanıp kolonoskopi yapılan kişilerde henüz kanserleşmemiş polip halindeki tümörler tespit edilerek kanser gelişmesi önlenebildiği gibi kanser gelişmiş olan olgularda da erken teşhis ile yaşam süresi ve kalitesi artmaktadır.

Kalın Bağırsak Kanseri Tedavisi

Erken evre Kalın bağırsak kanserinin temel tedavisi cerrahi girişimdir. Kalın bağırsak kanseri tedavisinde "kolektomi" adı verilen cerrahi işlem uygulanır. Kolektomi, kalın bağırsağın bir kısmının ameliyatla çıkarılması anlamına gelmektedir. Tümör içeren bağırsak bölümü ve bu bölüme komşu lenf bezleri bu işlemde çıkarılmaktadır.

Kalın bağırsak   kanserinin tedavisinde hastalığın evresine göre kemoterapi, Radyoterapi hedefe yönelik ilaçlar ve immunoterapi seçenekleri mevcuttur.

Kalın Bağırsak Kanserinden Korunma Stratejileri

Kalın bağırsak kanserini önlemek için atılması gereken en önemli adımlardan biri tarama programı olmakla birlikte, aşağıdaki sağlıklı yaşam davranışlarını uygulamak da diğer birçok kanserden olduğu gibi kolorektal kanserlerden korunmada önemlidir:

Sağlıklı kiloda olmak ve bunu sürdürmek

Kırmızı ve işlenmiş et tüketimini sınırlandırmak ve daha fazla taze sebze, meyve ve tam tahıl ürünü tüketmek.

Posa içeriği yüksek besinlerin tüketimini artırmak. (Posa içeriği en yüksek besinler sırasıyla; kuru baklagiller, tahıllar ve sebze-meyvelerdir.)

Günde 30-60 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite yapmak (tempolu yürüyüş, bisiklete binmek gibi)

Sigara ve alkol kullanmamak.

Mart ayı Kalın Bağırsak   Kanseri Farkındalık Ayı olarak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli etkinliklerle konuya ilişkin farkındalık faaliyetleri, umut, tedbir ve proaktif sağlık önlemleri mesajlarıyla halka ışık tutacak çalışmalar yürütülmektedir.

Bu önemli farkındalık ayının bir parçası olmak için aşağıdaki unsurlara dikkat edilmelidir:

Taramanızı yaptırın: Uygunsanız veya risk altındaysanız, Kalın bağırsak kanseri taraması yaptırmaya öncelik verin. Sevdiklerinizi de aynısını yapmaya teşvik edin.

Mavi Giyin: Desteğinizi göstermek ve iletişimi görünür kılmak için özellikle mavi rengi giysilerinizde veya uygun bulduğunuz şekilde kullanın.

Etkinliklere Katılın: Kalın bağırsak kanseri farkındalığına yönelik eğitimlere, seminerlere ve yerel etkinliklere katılın veya bunları düzenleyin.

Hikayeleri Paylaşın: Siz veya tanıdığınız biri Kalın bağırsak kanserinden etkilendiyse, deneyimlerinizi paylaşmak başkaları için eğitici ve hayatlarını kolaylaştırıcı katkı sağlayabilir.

 Bu kapsamda kalın bağırsak kanseri farkındalık ayı için 2024 yılı temaları; 

‘’Kalın Bağırsak Kanserinden Korunmak Sizin Elinizde;

   Sağlıklı beslenin,

   Egzersiz yapın,

   Tarama Testlerinizi İhmal Etmeyin.’’

Kalın bağırsak kanserinden önce, sağlığınız için test yaptırın.

Kalın bağırsak kanseri için en önemli risk; taramayı ertelemektir!

Kalın bağırsak kanseri çok yavaş ilerlediği için kanser öncesi oluşumları tarama ile saptamak mümkündür.

Tarama, kanser öncesi poliplerin saptanması ve çıkarılması ile sizi kalın bağırsak kanserinden korur!

Ailenizden hiç kimsede kalın bağırsak kanseri olmaması, kolonoskopiden kaçınma mazeretiniz olmasın! İlk kez sizde olup olmadığını ancak tarama yaptırarak öğrenebilirsiniz.

Kalın bağırsak kanseri sadece erkeklerin hastalığı değildir! Cinsiyet seçmez! Öğrenmenin tek yolu düzenli tarama yaptırmaktır.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-uyarisi-4812.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-uyarisi-4812.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-uyarisi-4812-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/03/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-uyarisi-4812.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/saglik-mudurlugu-nden-kolorektal-kanser-uyarisi/5077/</link>
			<pubDate>Tue, 05 Mar 2024 18:18:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[4 Şubat Dünya Kanser Günü]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Kanser Birimi, 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kanser hem dünya hem ülkemiz için ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Ölüm nedenlerine bakıldığında dünya geneli için yaklaşık her 6 ölümden birinin, ülkemiz için ise her 5 ölümden birinin kanser nedeniyle gerçekleştiği görülmektedir.

Kanser başlıca; tütün kullanımı, yüksek beden kütle indeksi (fazla kilolu ya da şişman/obez olma), meyve ve sebzeden fakir beslenme, yetersiz fiziksel aktivite ve alkol tüketimi gibi başlıca beş davranışsal ve beslenme ile ilgili risk faktöründen kaynaklanmaktadır. Oysa yine günümüz şartlarında kanserlerin yaklaşık üçte birinin, risk faktörlerinden kaçınma ve mevcut kanıta dayalı önleme stratejilerinin uygulanması yoluyla önlenebilir durumda olduğu bilinmektedir. Ayrıca, erken tanı konmuş ve uygun şekilde tedavi edilmişse birçok kanserin iyileşme olasılığının da yüksek olduğu bilinen bir gerçektir.

Dünya Kanser Günü, gerek kanser konusunda farkındalığı ve eğitimi artırarak gerekse dünyanın her yerindeki hükümetler ile bireyleri hastalığa karşı harekete geçmeye zorlayarak her yıl milyonlarca önlenebilir ölümün önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Dünya Kanser Günü; yankı uyandırmayı, değişim aşılamayı ve farkındalık günü ile sınırlı kalmayarak daha sonraki günlerde de sürdürülecek bir eylemi harekete geçirmeyi amaçlayan bir kampanyadır.

İlk olarak 2005 yılında ülkemizin de yakın işbirliği içerisinde olduğu Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) tarafından düzenlenen Dünya Kanser Günü etkinlikleri,  izleyen yıllarda her yılın 4 Şubat günü UICC ve işbirliğindeki kuruluşlarla birlikte küresel düzeyde yürütülen kampanyalarla geleneksel hale getirilmiştir.

Bakanlık olarak benimsediğimiz farkındalık mesajımız “Kanserden korunmak herkesin hakkıdır. Siz de kanserden korunmak ve kendinize uygun taramaları yaptırmak için; Toplum Sağlığı Merkezlerine (TSM) bağlı olarak hizmet veren Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)’ne başvurabilirsiniz” dir.

Ulusal Kanser Tarama Programları hakkında daha detaylı bilgi Kanser Dairesi Başkanlığına ait web sitesinde mevcuttur. Ayrıca burada Hangi Tarama Bana Uygun? uygulaması ile hangi kanser türünde tarama yaptırabileceğiniz ve en yakın tarama merkezleri haritada gösterilmektedir.

Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kanser alanında yoğun çalışmaları bulunan uluslararası saygın kuruluşlar,  her bireyin, küçük ya da büyük eylemlerinin, uzun vadeli, olumlu değişimlere yol açacağını ifade ederek kanserleri önleme yolunda kişilere şu risk faktörlerinden kaçınma çağrısında bulunmaktadır:


	Sigara ve dumansız tütün ürünlerini de içeren tütün kullanımı
	Fazla kilolu veya obez olma
	Düşük meyve ve sebze alımını içeren sağlıksız beslenme
	Fiziksel aktivite eksikliği
	Alkol kullanımı
	Cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu
	Hepatit veya diğer kanserojen enfeksiyonlara maruziyet
	İyonlaştırıcı ve ultraviyole radyasyon maruziyeti
	Kentsel hava kirliliği
	Katı yakıt kullanımından kaynaklanan iç mekân dumanı


Tütün kullanımı, kanser gelişimi yönünden en önemli risk faktörü olup kansere bağlı ölümlerin yaklaşık %22’sinden sorumludur. Akciğer kanserinin yanı sıra özefagus, mesane, böbrek, pankreas, mide, serviks (rahim ağzı) kanserlerinden de sorumlu olduğu bilinen tütün kullanımı, hangi yaşta olursa olsun terk edildiğinde kişinin yaşam kalitesi ve yaşam süresi üzerinde anlamlı bir fark yaratmaktadır. Bu risk faktöründen kaçınmada en önemli stratejiler; özellikle genç yaştaki bireylerin maruziyetinin engellenmesi, hangi yaşta olunursa olunsun bırakma yönünde irade beyanında bulunanların ilgili sigara bırakma merkezlerine yönlendirilmesi, dumansız olması nedeniyle herhangi bir risk içermediği gibi yanlış algıya neden olan elektronik sigara gibi ürünlerin riskinin anlatılarak toplumda bilincin yükseltilmesine yönelik eğitsel faaliyetlerin gerçekleştirilmesi olacaktır.

Obezite ve kanser ilişkisine dair yapılmış çok sayıda epidemiyolojik çalışma obezitenin kansere neden olmasının yanı sıra kanser tedavisine yanıtın azalmasına, hastalık seyrinin bozulmasına ve artmış ölüm oranlarına neden olduğunu da ortaya koymaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, sağlıklı bir kiloyu korumak ve fiziksel olarak aktif olmakla bağırsak, meme, rahim, yumurtalık, pankreas, yemek borusu, böbrek, karaciğer, safra kesesi kanserlerinin gelişim riski önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Yaşam tarzı değişiklikleri (örneğin günlük 30-40 dakikalık yürüyüşler, liften zengin meyve sebze ağırlıklı beslenme gibi) ile kansere karşı anlamlı risk azaltımı sağlanması mümkündür.

Sindirim ve boşaltım sisteminin farklı türde kanserleri ile ilişkisi olduğu ispatlanmış olan alkol tüketimi, kanser gelişim riskini azaltmada bireysel farkındalık ve çaba ile önemli oranda önlenme şansına sahiptir.

Dünya genelinde en sık izlenen kanser türü olan cilt kanserine yönelik alınacak önlemler (Güneşin ultraviyole ışınlarına maruziyeti azaltacak şekilde uygun şapka, gözlük, güneş kremi, koruyucu giysiler kullanılması, güneş ışınlarının zararlı etkilerinin en yoğun hissedildiği saatlerde doğrudan bunlara maruz kalınmaması gibi) ile anlamlı risk azaltımı sağlanabilmektedir.

Kansere yol açabildiği ispatlanmış kimi kanserojenlere maruziyetin söz konusu olduğu meslek gruplarında çalışanların iş sırasında koruyucu bariyer (maske, tulum, önlük, eldiven gibi) kullanması da kanseri önlemede önemli bir strateji olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç itibariyle; kansere yol açabileceği kanıtlanmış risk faktörlerinin farkına vararak, bunlardan korunmada bireysel ve toplumsal temelde yapılacaklar konusunda bilgilenerek, önleme çabalarını kararlılıkla sürdürerek, ileri dönemlerde daha büyük bir toplumsal yük haline gelmesi beklenen kanserle savaşımda önemli kazanımlar elde edileceğine şüphe yoktur.

Kanser hastalıklarının her bir tipinin kendine göre etyolojisi, risk faktörleri, tanı ve tedavi yöntemleri vardır. Bu yüzden erken tanı ve tarama stratejileri de kanser tiplerine göre değişmektedir. Bazı kanser tipleri için tarama önerilirken bazı kanser tipleri için önerilmemektedir.

Dünya Sağlık Örgütü; meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerinde vakaların erken evrelerde yakalanmasına yönelik toplum tabanlı tarama programları önermekte ve bu çalışmaların bütüncül bir kanser kontrol programının parçası olması gerektiğini belirtmektedir.

Ülkemizde DSÖ önerileri doğrultusunda 2008 yılından itibaren kayıt, önleme, tarama ve tedavi çalışmalarını bir arada barındıran Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında; meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri için, toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir.

Ülke genelinde kanser taramaları; Birinci Basamak ve 2.-3. Basamak Sağlık Kuruluşlarında, Toplum tabanlı ve fırsatçı taramalar şeklinde yapılmaktadır.

Kırsal ve dezavantajlı gruplarımıza illerimizdeki mobil tarama araçları ile de tarama hizmeti verilmektedir.

Ülkemizde yürütülen Ulusal Kanser Tarama programımızda,

Meme kanseri taraması; 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir kez klinik meme muayenesi yapılmakta, 2 yılda bir mamografi çekilmektedir.

Rahim ağzı kanseri taraması; 30- 65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA ve smear testi ile yapılmaktadır.

Kalın bağırsak kanseri taraması; 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi (GGK) yapılmakta, 10 yıl da birde kolonoskopi önerilmektedir.

Tarama sonrasında pozitif ya da şüpheli bulunan kişiler ikinci, üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmekte ve ileri tetkikler yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından yapılmaktadır.

Ülkemizde hem taramaları artırmak hem de sağlık okuryazarlığı konusunda vatandaşlarımızı bilgilendirmek üzere 81 ilde kanser farkındalık çalışmaları yapılmaktadır.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/02/4-subat-dunya-kanser-gunu-2847.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/02/4-subat-dunya-kanser-gunu-2847.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/02/4-subat-dunya-kanser-gunu-2847-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2024/02/4-subat-dunya-kanser-gunu-2847.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/4-subat-dunya-kanser-gunu/4910/</link>
			<pubDate>Fri, 02 Feb 2024 15:51:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Müdürlüğü'nden Ağız ve Diş Sağlığı Haftası etkinliği]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü, Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası etkinlikeri gerçekleştirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü, Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası etkinlikeri gerçekleştirdi.

18-24 Kasım Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası etkinlikleri kapsamında, okullarda  doğru diş fırçalama teknikleri diş maketleri üzerinde gösterilerek öğrencilere diş fırçalama eğitimi verildi.

Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Sağlık Hayat Merkezi'nde Diş Hekimi Nil Ayhan tarafından ağız ve diş sağlığının önemi hakkında bilgi verildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/11/saglik-mudurlugu-nden-agiz-ve-dis-sagligi-haftasi-etkinligi-1025.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/11/saglik-mudurlugu-nden-agiz-ve-dis-sagligi-haftasi-etkinligi-1025.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/11/saglik-mudurlugu-nden-agiz-ve-dis-sagligi-haftasi-etkinligi-1025-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/11/saglik-mudurlugu-nden-agiz-ve-dis-sagligi-haftasi-etkinligi-1025.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/saglik-mudurlugu-nden-agiz-ve-dis-sagligi-haftasi-etkinligi/4636/</link>
			<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 14:33:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Bağlık Müdürlüğü 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çocukluk çağı kanserleri uluslararası çocuk kanserleri sınıflamasına göre 12 ana grup altında incelenmektedir. Çocukluk çağı kanserlerin %30’unu lösemiler (kan kanserleri), kalan %70’ini de lenfoma ve solid tümörler (organ ve çeşitli dokulardan gelişen kanserler) oluşturmaktadır. Çocukluk yaş döneminde sıklıkla görülen kanser türleri, dağılımları, tedaviye yanıt oranları ve uzun sureli sağ kalım açısından erişkin yaş grubunda görülen kanser türlerine göre farklılıklar göstermektedir.

Lösemi (Kan Kanseri), normalde farklı tiplerde kan hücrelerine dönüşecek olan hücrelerden köken alan bir kanser olup çocukluk çağında en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (IARC) verilerine göre; 2020 yılında Dünya’da 0-14 yaş aralığında 67.008 vaka tahmin edilmekte olup, bu haliyle çocukluk çağında görülen tüm kanserlerin üçte birini (%32,7) oluşturmaktadır.  Ülkemizde de dünya ile benzer biçimde tüm çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık üçte birini (%33,4) lösemiler oluşturmaktadır.

Çocukluk çağının en önemli kötücül hastalığı akut lösemidir. En sık rastlanan çocukluk çağı kanseri olması yanında 15 yaşın altında önde gelen ölüm nedenlerindendir. Akut lösemide tanı ve tedavi uygulamalarındaki yenilikler, destek tedavilerinin    gelişmesi ve daha etkili ilaç birlikteliklerinin uygulamaya girmesi gibi son yirmi yıldaki gelişmeler; hastaya özgü tedavilerin seçilebilmesini ve daha uzun süre yaşama şansı verirken diğer yanda daha az kemoterapi toksisitesi sağlamaktadır. Bazı lösemi tiplerinde hasta çocukların %80-90'ı tekrarlama olmadan, 5 yıl süre ile sessiz kalabilmekte ve bu hastaların tamamen iyileşme ile sonuçlandığı söylenebilmektedir.

Çocukluk yaş grubunda Lösemi, başlangıç evresinde bulgu verebileceği gibi ender olarak ilk dönemlerinde bariz bulgu vermeden de seyredebilir.

Lösemi belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

Kansızlık (anemi)

Enfeksiyonlara yatkınlık, sık hastalanma, yüksek ateş

Çeşitli kanamalar (burun kanaması, diş eti kanamaları, cilt altı kanaması gibi), ciltte sık sık çürük/morluk oluşumu, kesik oluştuğunda kanamanın güçlükle durdurulması

İştahsızlık, kilo kaybı

Dalak ve/veya karaciğerde büyüme

Lenf düğümlerinde şişlikler (ciltte ele gelen yumrular)

Halsizlik, solukluk, çabuk yorulma, çarpıntı

Kemik ve eklemlerde ağrılar, şişlik ve hareket kısıtlılığı

Çocukluk çağı kanserlerinin genetik nedenleri kanserli çocukların yalnızca küçük bir kısmında geçerlidir. 

Yukarıda sayılan belirtilerden birçoğunun lösemi dışı herhangi başka bir sebepten de kaynaklanabileceği ve aslında bu ihtimalin daha yüksek olduğu unutulmamalıdır. Ancak, anılan belirtilerin var olması halinde bir hekim tarafından kontrol edilerek olası nedenin saptanması ve tedavinin düzenlenmesi önem arz etmektedir.

Tanı

Lösemi hastalığının zamanla yarışan bir hastalık olduğu düşünüldüğünde, tanının erken konulmasındaki önem daha iyi anlaşılır. Lösemi hücrelerinin üreme hızları diğer kanser türlerindeki hücrelerin üreme hızlarına göre çok daha hızlıdır. Bu saptama şöyle de ifade edilebilir. Lösemi hücreleri 12 saat içinde iki katına ulaşarak tümör yükünü saatler içinde katlayarak artırırlar. Bu da hastanın hayatını ciddi şekilde tehdit eder.

Halihazırda çoğu çocukta belirti vermeden önce, löseminin erken teşhisi için yaygın olarak kullanımı önerilen bir kan tetkiki veya diğer tarama testleri bulunmamakta olup çocuklarda nüfusa dayalı tarama programlarını destekleyen yüksek kalitede kanıt yoktur. Çocuğun doktora gitmesini sağlayacak belirtilere yol açtığından çocukluk çağı lösemilerine sıklıkla tanı konabilmektedir. Başvuru sonrası hekimler tanı koyma sürecinde lösemiye işaret edebilecek kan testlerini uygularlar. Lösemileri erken saptamanın en iyi yolu, söz konusu hastalığın olası belirtilerini gözden kaçırmamaktır. Dolayısıyla ebeveynlerin farkındalığının artması hayat kurtarıcı rol oynamaktadır.

Erken teşhis edildiğinde, löseminin de etkili tedaviye yanıt verme olasılığı daha yüksektir ve daha yüksek hayatta kalma olasılığı, daha az acı çekme ve genellikle daha az pahalı ve daha az yoğun tedavi ile sonuçlanır. Löseminin erken tespit edilmesi ve bakımdaki gecikmelerin önlenmesi yoluyla kanserli çocukların hayatlarında önemli iyileşmeler sağlanabilir. Kanserli çocukları tedavi etmek için doğru tanı önemlidir çünkü her kanser, cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiyi içerebilecek spesifik bir tedavi rejimi gerektirir. 

Tanı, esasen hastanın şikâyet ve muayene bulguları değerlendirilirken lösemi ihtimalinin göz önünde bulundurulmasına dayanır. Çocukluk çağı lösemilerinin en sık başvuru bulgularının, hastayı ilk gören hekim tarafından bilinir olması hastanın vakit kaybetmeden tanı ve tedaviye ulaşmasını sağlamada en önemli faktördür.

Erken tanı 3 bileşenden oluşur:

Ailelerin ve birinci basamak sağlık hizmeti sağlayıcılarının hastalığın belirtilerine ilişkin farkındalığı

Doğru ve zamanında klinik değerlendirme, tanı ve evreleme (kanserin ne ölçüde yayıldığının belirlenmesi)

Hızlı tedaviye erişim için bilgilendirme ve yönlendirme.

Lösemi şüphesi sonrasında yapılacak kan testleri ile tanı netleştirilebilir. Ardından kemik iliği aspirasyonu/biyopsisi, özel kan testleri ve genetik testler yapılabilir.

Tedavi

Günümüzde çocukluk çağı lösemilerinde, çoklu tedavi yöntemleri ile iyileşme oranı %80 civarına ulaşsa da bu rakam löseminin değişik biyolojik alt tipleri olması  nedeniyle %10 ile %90 arasında çok büyük fark gösteren sonuçları maskelemektedir. Hastalık, ülkemizde de başarı ile tedavi edilmekte olup tedavi başarısı diğer dünya ülkelerinden farklılık göstermemektedir.  Lösemi genellikle kemoterapi ile tedavi edilmektedir. Gerekli olduğu durumlarda kemik iliği nakli, radyoterapi gibi tedaviler de kullanılmaktadır. Hedefe yönelik tedaviler, moleküler düzeyde yürütülen laboratuvar çalışmaları ve görüntüleme teknolojisindeki gelişmeler tedavi başarısını etkileyen diğer faktörler arasında yer almaktadır. Çocuklarda lösemi tedavisi, Ülkemizde Genel Sağlık Sigortası kapsamında olup ücretsiz yapılmaktadır. 

Sağkalım

Çocuklarda, özellikle akut lösemilerde hastalığın tamamen tedavi edilme oranı çok yüksektir. Diğer lösemilerde de sağkalım oranları yüksektir. Ülkemizin verilerinin de yer aldığı Küresel Kanser Sağkalım Eğilimleri Sürveyansı (CONCORD-3) çalışmasına göre; akut lenfoblastik löseminin 5-yıllık sağ kalım oranı %80.9 olarak bulunmuştur. 

Önleme

Çocukluk çağı lösemilerinin, yaşam tarzı ve çevre ile ilgili olası sebepleri çok azdır. Bu nedenle çoğu durumda anne-baba ve çocukların bu kanserleri önlemek için bireysel bazda bir şey yapmaması gerekmemektedir.

Bununla birlikte, çevresel risk faktörü olarak radyasyona ve bazı kimyasallara maruz kalmanın lösemi riskini artırabildiği bilinmektedir. Bazı çalışmalarda çocukluk çağı lösemisi ile hamilelik sırasında veya erken çocukluk döneminde hane halkı pestisit maruziyeti arası ilişki çalışılmışsa da olası bir bağlantıdan söz edebilmek için daha ileri araştırmalara ihtiyaç olduğu belirtilmiştir.

Son dönemde yapılan enfeksiyon ve kimyasal maddelere dikkat çeken çalışmalar çocukluk çağı lösemisi için olası etmenleri işaret etmektedirler.

Çocukluk çağı kanseri önemli bir halk sağlığı ve toplumsal bir sorundur. Bu nedenle vatandaşlarımızın, çocukluk çağı kanserleri hakkında bilgilendirilmeleri yararlıdır.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/11/2-8-kasim-losemili-cocuklar-haftasi-9601.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/11/2-8-kasim-losemili-cocuklar-haftasi-9601.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/11/2-8-kasim-losemili-cocuklar-haftasi-9601-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/11/2-8-kasim-losemili-cocuklar-haftasi-9601.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/2-8-kasim-losemili-cocuklar-haftasi/4546/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 15:44:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü nedir, neden kutlanır?]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezi Ruh Sağlığı Birimi, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü'ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya Ruh Sağlığı Günü her yıl 10 Ekim tarihinde kutlanıyor. Dünya Ruh Sağlığı Günü 2023 teması da belli oldu. Ruh sağlığı ve ruh hastalıklarının toplumda farkındalığını ve anlaşılırlığını artırmak amacıyla 1992 yılından bu yana her yıl 10 Ekim'de kutlanmaktadır. Belirlenen tema çerçevesinde yeni neslin ruh sağlığının korunması ve güçlendirilmesi konusunda farkındalık yaratmayı, uzun vadeli çalışmalarda ise gençlerin dayanıklılığını arttırmayı ve önlenebilir ruhsal hastalıkları önleme hedeflenir.

10 EKİM DÜNYA RUH SAĞLIĞI GÜNÜ 2023 TEMASI NEDİR, NEDEN KUTLANIR?

Bu yıl Dünya Ruh Sağlığı Günü ana teması “Ruh Sağlığı Evrensel Bir İnsan Hakkıdır.” olarak belirlenmiştir.

Dünyada 2019 yılı öncesi dönemde yaklaşık 970 milyon insanın ruh sağlığı bozukluğu yaşadığı belirtilmektedir.  Dünya genelinde her 100 ölümden birinin intihar sonucu gerçekleştiği ifade edilmektedir.  Dünya Ekonomik Forumu’ndan araştırmacılar, ruh sağlığıyla ilgili geniş bir tanım altında yer alan durumların 2010 yılında dünya ekonomisine yaklaşık 2,5 trilyon dolarlık bir maliyet getirdiğini hesaplamışlardır. Bu bilgiler ışığında ruh sağlığının halk sağlığı bakış açısı ile de ne kadar önemli olduğu açıkça görülmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Kapsamlı Ruh Sağlığı Eylem Planı (2013-2030) dört temel hedefe sahiptir:

1. Daha etkili liderlik ve yönetişim sağlama

2. Kapsamlı, entegre ve duyarlı toplum tabanlı bakım sağlama

3. Geliştirme ve önleme stratejileri oluşturma

4. Güçlü bilgi sistemleri oluşturarak, araştırmalar yaparak kanıtlara ulaşma

Ruh sağlığı problemleri ile yaşamımızın herhangi bir döneminde karşılaşabiliriz. Örneğin küresel olarak, 10- 19 yaş grubundaki her yedi gençten biri ruh sağlığı sorunu yaşamaktadır. İntihar, 15-29 yaş arasındaki gençler arasında ölümlerin dördüncü başlıca nedenidir.  İleri yaştaki kişilere baktığımızda da ruh sağlığının önemini görebilmekteyiz. Yaşlı yetişkinler arasında ruhsal ve sinirsel bozukluklar, sakatlığa bağlı yaşam yılları (DALY) içinde %6,6'lık bir paya sahiptir. Altmış yaş ve üzeri yetişkinlerin yaklaşık %15'i ruh sağlığı sorunu yaşamaktadır. Kendine zarar verme nedeniyle ölümlerin yaklaşık dörtte biri 60 yaş ve üzeri insanlarda görülmektedir.  Yaşam boyu karşılaşabileceğimiz ruh sağlığı problemleri ve genel anlamda ruh sağlığı hayat kalitemiz ile yakından ilişkilidir. Ruh sağlığının istenilen şekilde olması iyi bir yaşam sürdürülebilmeyi, kişisel potansiyeli gerçekleştirebilmeyi, toplumda üretken bir şekilde yer alabilmeyi, stres ve zorluklar karşısında dirençli olabilmeyi sağlar.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022’de yayımladığı Dünya Ruh Sağlığı raporu: Herkes İçin Ruh Sağlığını Dönüştürme adlı raporuna göre daha iyi ruh sağlığı için üç dönüştürücü yol vardır:

 a) Değeri ve Bağlılığı Derinleştirmek: İçsel değeri anlamak ve takdir etmek, ruh sağlığı sorunu yaşayan insanların topluma dahil olmasını teşvik etmek, ruhsal ve fiziksel sağlığı aynı önceliğe sahip kılmak, sektörler arası iş birliğini artırmak, ruh sağlığına daha fazla yatırım yapmak.

b) Çevreleri Yeniden Şekillendirmek

c) Ruh Sağlığı Bakımını Güçlendirmek: Toplum tabanlı hizmet ağları oluşturmak, psikiyatri hastanelerindeki nezaret bakımından uzaklaşmak, bakım seçeneklerini çeşitlendirip genişletmek, ruh sağlığını herkes için uygun fiyatlı ve ulaşılabilir kılmak, bireye odaklı ve insan haklarına dayalı bakımı teşvik etmek, deneyimi olan insanları dahil edip güçlendirmek.

Dünyada ve ülkemizde gelişen ekonomik, siyasi, sağlık gibi alanlarda yaşanan krizlerde toplumun yapı taşını oluşturan bireylerin ruh sağlığını korumak büyük önem arz etmektedir.

Danışmak istediğiniz bir konu varsa ve Ruh Sağlığınız konusunda bir problem yaşadığınızı düşünüyorsanız Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezi Ruh Sağlığı Birimi’ne (Psikolog ve Sosyal Çalışmacı) danışabilirsiniz.

İrtibat Tel: 0324 814 64 38

Kaynak : “Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalları Avrupa Halk Sağlığı Haftası (22-26 Mayıs 2023) Ortak Etkinliği”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/10/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-nedir-neden-kutlanir-2506.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/10/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-nedir-neden-kutlanir-2506.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/10/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-nedir-neden-kutlanir-2506-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/10/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-nedir-neden-kutlanir-2506.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/10-ekim-dunya-ruh-sagligi-gunu-nedir-neden-kutlanir/4372/</link>
			<pubDate>Tue, 10 Oct 2023 11:50:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Meme kanseri nedir, belirtileri nelerdir?]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Kanser Birimi, mem kanseri ve tedavisi hakkında bilgilendirme yazısı paylaştı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ülkemizde ve dünyada kadınlarda en sık görülen ve aynı zamanda en sık ölüme neden olan meme kanseri, meme dokusunda yer alan hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile ortaya çıkmaktadır. 4 Şubat 2021’de Dünya Sağlık Teşkilatı, artık meme kanserinin tüm yeni tanı konulan kanserlerin %11.7’si olarak ilk sıraya yükseldiğini, akciğer kanserinin bunun ardından %11.4 ile ikinci sıklıkta, kalın bağırsak kanserinin %10 ile üçüncü, prostat kanserinin %7,3 ile dördüncü ve mide kanserinin %5,6 ile beşinci sıklıkta görüldüğünü duyurmuştur. 

Her yıl Ekim ayında düzenlenen “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” dünya çapında 2,3 milyon kadını etkileyen hastalığın taranmasını ve önlenmesini teşvik etmeyi amaçlamaktadır. Ekim ayında tüm dünyada yürütülen farkındalık ve bilinçlendirme etkinliklerinde “Pembe Kurdele” teması kullanılmaktadır. 

En iyi pembe tema rengiyle bilinen bu ayda, meme kanseri konusunda çalışan, uluslararası kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler başta olmak üzere tüm paydaşlar bir dizi kampanya ve program yürütmektedir. Bu çalışmaların hedefi;

• Metastatik meme kanseri de dahil olmak üzere meme kanseri teşhisi konan kişileri desteklenmesi

• İnsanların meme kanseri risk faktörleri konusunda eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi

• Kişisel meme kanseri risklerinin bilinmesi ve uygun yaştan başlayarak düzenli taramanın öneminin vurgulanması

• Hastalık hakkında daha fazla desteğe ve araştırmaya duyulan ihtiyaç konusunda farkındalığın artırılmasıdır. 

Geçmişte ileri evrede teşhis edilen meme kanseri, günümüzde dünyadaki çalışmalara paralel olarak ülkemizde de Bakanlığımızca yürütülen tarama programlarının etkisi ile daha erken evrede teşhis edilebilmekte ve erken tanı oranlarımızda artış sağlanabilmektedir. En son ulusal kanser istatistiklerimizde yeni tanı alan meme kanserlerinin %48.2’si lokalize kanserler iken, %10.2’si uzak organ tutulumlu kanser olarak bildirilmektedir.

Erken evrelerde tespit edilen meme kanserlerinin hem tedavileri daha başarılı olmakta hem de yaşam kalitesi önemli ölçüde artmaktadır. Bu sebeple, yürütülen toplum tabanlı taramalar yolu ile kadınlarımızın olası bir kanser gelişimi durumunda, kanser gelişim sürecini erken evrede, henüz klinik bulgular ortaya çıkmadan önce tespit etmek ve kadınlarda meme kanserine bağlı   ölüm hızını düşürmek mümkün olabilmektedir. 

Ülkemizde toplum tabanlı kanser taramalarına tüm illerimizde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) kurularak başlanmış, akabinde bu tarama programlarına Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) dahil edilmiştir. Sözü edilen merkezlerimizde Avrupa Birliği Kalite Standartlarına uygun tarama programları ile son teknoloji dijital mamografi cihazlarımız yoluyla halkımıza ücretsiz olarak hizmet verilmektedir. Yine bu merkezlerimizde halk eğitimleri, KKMM (Kendi Kendine Meme Muayenesi ) eğitimi verilmekte ve broşür dağıtımı da yapılmaktadır.

Ulusal Kanser Kontrol Programımızda; tarama stratejilerinin yanı sıra korunma ve önleme programları ve halkın konuya ilişkin bilinçlendirilmesi çalışmaları da etkili olarak yürütülmektedir. 

Kadınlarımız meme kanserinin risk faktörleri, belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri konularında bilgilendirilmeli, kanserden korunacak sağlıklı yaşam koşullarına yönlendirilmelidir.

Korunma

Tüm kanserlerde olduğu gibi; sebze ve meyveden zengin, uygun koşullarda hazırlanmış gıdaların tüketimi ile sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yerleştirilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, sağlıklı kiloda olma, sigara ve alkol kullanımından uzak durma ile meme kanseri riski azaltılabilmektedir. Aile hekimine danışılarak sağlıklı kiloda olunup olunmadığı öğrenilebilir. Emzirmenin meme kanserinden koruduğuna dair çok sayıda çalışma bulunduğu için tüm annelerin bebeklerini en az 2 yıl süreyle emzirmeleri önerilmektedir. 

Meme kanseri birçok faktör nedeniyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Tüm invaziv meme tümörleri için değiştirilebilen risk faktörlerine atfedilen risk  % 62.8 iken, değiştirilemeyen risk faktörlerine atfedilen risk %37.2 olarak saptanmıştır. 

Meme kanserinde yaşam şekliyle ilişkili, değiştirilebilir risk faktörleri aşağıdaki gibidir: 

• Sedanter/hareketsiz bir yaşam sürmek,

• Fazla kilolu ya da şişman (obez) olmak (özellikle menapozdan sonra 5kg.dan fazla kilo almak),

• Sigara içmek,

• Hiç doğum yapmamış olmak,

• Otuz beş yaşından sonra anne olmak,

• Hiç bebek emzirmemiş olmak,

• Menopoz sonrası iki yıldan uzun süreyle, hormon ilacı kullanmak  (HRT),

• Alkol kullanmak.

Meme kanserinde değiştirilemeyecek risk faktörleri ise şunlardır:

• Kadın olmak: Kadınlarda erkeklerden 100 kat daha fazla meme kanseri görülmektedir.

• Yaş almak: Yaş arttıkça meme kanseri riski artmaktadır (40 yaş ve üzerinde).

• Belirli genlere sahip olmak (BRCA1, BRCA2)

• Ailede meme kanseri öyküsünün olması: Birinci derece akrabalarda (anne, kız kardeş, kız çocuk) meme kanseri görülmesi riski iki kat arttırmaktadır. Ancak, meme kanserlerinin yaklaşık %85'inin ailesinde meme kanseri öyküsü olmayan kadınlarda görüldüğünü belirtmek önemlidir. Bu durum, kalıtsal mutasyonlardan ziyade, yaşlanma süreci ve genel olarak yaşamın bir sonucu olarak meydana gelen genetik mutasyonlar nedeniyle ortaya çıkar.

• Kişinin bir memesinde kanser olması: Bu durum diğer memede ve aynı memenin diğer bölgelerinde kanser görülme riskini arttırmaktadır.

• Yoğun meme dokusuna sahip olmak

• Memede bazı iyi huylu oluşumların (fibroadenom gibi) olması

• Erken adet (menarş) görmeye başlamak (12 yaşından önce)

• Geç menapoza girmek (55 yaşından sonra)

• Göğüs kafesi bölgesine radyoterapi almış olmak. 

Meme Kanserinin Belirtileri 

Memelerin normalde nasıl göründüğünü bilmek, meme sağlığının önemli bir parçasıdır. Kadınlar yirmi yaşından başlayarak, her ay düzenli olarak kendi memelerini muayene ettiklerinde, memelerinde oluşabilecek en ufak değişikliği erkenden fark edebileceklerdir. Meme kanserini olabildiğince erken yakalamak, başarılı bir tedavi şansı sunar. Ancak neyin aranacağını bilmek, düzenli mamografilerin ve diğer tarama testlerinin yapılmasının yerini tutamaz. Tarama testleri, herhangi bir belirti ortaya çıkmadan çok önce, meme kanserinin erken evrelerde bulunmasını sağlar. Bu nedenle, ülkemizde 40-69 yaş arasındaki kadınlara, herhangi bir yakınmaları olmadan önce, her iki yılda bir kez ve ücretsiz olarak mamografi ile tarama yapılmaktadır.
Meme kanserinin en sık rastlanan belirtisi; memede ağrısız, zamanla büyüyen bir yumrunun (kitlenin) ele gelmesi, hissedilmesidir.  Ayrıca ele gelen yumru (kitle) olsa da olmasa da aşağıdaki belirtiler de meme kanserinde görülebilmektedir:

• Bir memenin tamamının veya bir kısmının şişmesi (belirgin bir yumru hissedilmese bile)

• Memede ya da meme ucunda ağrı

• Meme derisinde kaşıntı ve yanmayla belirgin yangısal durum (ekzema, mayasıl) 

• Meme ucunda çekilmeler

• Memede portakal kabuğu görünümü 

• Meme derisinde tahriş

• Tek taraflı meme ucunda akıntı (özellikle kanlı akıntı)

• Memenin bir kısmında veya tümünde şişlik, memede şekil değişikliği

• Meme ya da meme ucu derisinde kızarıklık, kabuklaşma, kalınlaşma  

• Koltuk altında yumru (kitle), bazen memede yumru hissedilmeden önce, kanser koltuk altında veya köprücük kemiğinin etrafında şişme veya yumruya neden olabilir.
Bu belirtiler meme kanseri dışındaki durumlardan da kaynaklanabilmekle birlikte, yukarda sayılan belirtilerden her hangi biri görüldüğünde, nedeninin bulunabilmesi için bir genel cerrahi uzmanına muayene olunmalıdır.

Tanı

Meme kanseri ileri dönemlere gelene kadar belirti vermeyebilir. Bu nedenle yukarıdaki belirtiler tanı koymak için yeterli olmadığından en yakın sağlık merkezlerine başvurulması gerekmektedir. Meme kanserine erken dönemde tanı konması, tedavide başarıya ulaşma ve sağ kalım süresini artırmaktadır. Bu nedenle 40-69 yaş aralığında tüm kadınlara 2 yılda bir mamografi çektirmesi önerilmektedir. Erken teşhiste en önemli faktör, kadınların bu konuda bilinçlenmesi ve 40 yaşından itibaren düzenli olarak mamografi yaptırmalarıdır. Kadınlara tarama merkezlerimizde özellikle erken tanı için aşağıdaki yöntemler öğretilmekte ve uygulanmaktadır.

Kendi Kendine Meme Muayenesi (KKMM)

KKMM kadının evinde tek başına rahatlıkla her an uygulayabileceği bir muayene yöntemidir. KKMM’yi etkili bir şekilde yapabilmek için bu konuda eğitim almak ve öğrenilenleri her ay düzenli olarak yapmak gerekmektedir. KKMM eğitimi almak için merkezlerimize başvurulması yeterlidir. 

Kadınlar 20 yaşından sonra her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Bu muayene sırasında ayna karşısına geçilerek her iki memenin görüntüsünün simetrik olup olmadığına bakılır. Meme başı ve derisinde çökme veya çekilme, deride kızarıklık ve ödem varlığı incelenir. Bu muayene ile özellikle deriye ve meme başına yakın tümörler kadının kendisi tarafından erken evrede fark edilebilir. Kendini düzenli olarak muayene eden bir kadın, yeni gelişen bir kitleyi, meme derisi veya meme başındaki çekintiyi veya renk değişikliğini, asimetrik görünümü ayırt edebilir. Kanser şüphesi uyandıran kitleler diğer meme dokusundan daha sert yapıda (ceviz sertliğinde), sınırları net ayırt edilemeyen, hareketi kısıtlı ve genellikle ağrısızdırlar. Memesinde bir kitle veya her zamankinden farklı bir görünüm fark eden kadın, hemen doktoruna başvurmalıdır. 

Klinik Meme Muayenesi

Her ay düzenli ve sürekli yapılacak KKMM’ye ilave olarak, 40 yaşından itibaren yılda bir kez de doktora meme muayenesi için gitmelidir. Eğer birinci derece yakınlarında meme kanseri tanısı alan kişi varsa, bu muayeneler, kanser tanısı alan akrabanın tanı aldığı yaştan beş yıl öncesinden başlamalıdır. 

Mamografi çekilmesi

Ülkemizde, Ulusal Kanser Tarama Standartlarına göre 40-69 yaş aralığında; yakınması olmayan kadınlarda meme kanserinin erken tanısı için yapılır. 2 yılda bir çekilir. Tarama sırasında her iki meme için standart olarak birisi medyolateral oblik (MLO), diğeri kraniyokaudal (CC) olacak şekilde iki pozisyonda film çekilmesidir. 
Günümüzde kullanılan dijital mamografi cihazları ile kadınlarımıza daha konforlu hizmet sunulmaktadır. 

Tedavi

Meme kanseri tek bir hastalık olmakla birlikte, her bir hastanın kanseri pek çok farklı özellikler gösterebilmekte ve tedaviler de her bir kadının kendi meme kanserinin özelliklerine göre, yani kişiye özel belirlenmektedir. Tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının var olup olmaması gibi birden fazla faktör etkilidir. 

Meme kanseri tedavisi, özellikle hastalık erken teşhis edildiğinde, %90 veya daha yüksek hayatta kalma olasılıklarına ulaşarak oldukça etkili olabilir. Meme kanserinde cerrahi, ışın tedavisi (radyoterapi) ve ilaç tedavisi (kemoterapi) gibi farklı tedavi seçenekleri uygulanmaktadır. T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Kanser Dairesi Başkanlığı WEB sitesinden  ‘’Hangi Tarama Bana Uygun’’ linkini kullanarak size en yakın tarama merkezine yönlendirilebilirsiniz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/10/meme-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-1599.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/10/meme-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-1599.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/10/meme-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-1599-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/10/meme-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-1599.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/meme-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir/4336/</link>
			<pubDate>Thu, 05 Oct 2023 17:04:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Prostat kanseri nedir, belirtileri nelerdir?]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Kanser Birimi, prostat kanseri ve tedavisi hakkında yazılı bir açıklama yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prostat. İdrar torbasının (mesane) hemen altında yer alan, içerisinden idrar kanalının geçtiği bir salgı bezidir. Prostat bezinin asıl görevi meniyi oluşturan sıvının bir bölümünü salgılamaktır. Normal durumda yaklaşık bir ceviz boyutundadır.

Erkekler yaşlandıkça prostat bezi sıklıkla büyümeye başlar. Büyüyen prostat, idrar akışını engelleyebilir ve cinsel işlev problemlerine yol açabilir. Büyüme tek başına bir kanser belirtisi sayılmaz. Kanser hücrelerinin bulunmadığı prostat büyümesi benign prostat hiperplazisi (BPH) olarak adlandırılır. BPH, bir kanser olmasa da verdiği rahatsızlıkları düzeltmek için ameliyat gerekebilir.

Prostat kanserinde, bez içinde kanser hücreleri gözlemlenir. Yaşlanmayla birlikte daha sık ortaya çıkan prostat kanseri dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de erkek kanserleri arasında yüz binde 40,3 görülme sıklığı ile akciğer kanserinin ardından ikinci sıradadır.

Araştırmalara göre, bir erkeğin prostat kanserine yakalanma riskini etkileyebilecek birkaç faktör mevcuttur:

Yaş: Prostat kanseri 40 yaşın altındaki erkeklerde nadir olsa da 50 yaş sonrasında görülme riski hızla artmaya başlar. Her 10 prostat kanseri vakasından 6'sı 65 yaşından büyük erkeklerde görülmektedir.

Ailesel Yatkınlık: Prostat kanseri olan bir baba veya erkek kardeşe sahip olmak, bir erkeğin bu hastalığa yakalanma riskini iki katından fazla artırmaktadır. Genç yaşlarda prostat kanseri tanısı almış birden fazla akrabası olan erkeklerde de risk daha yüksektir.

Yukarıdakiler kadar net bir ilişki olmasa da prostat kanseri riskinin artışıyla ilgili diğer faktörler şunlardır:

Diyet: Doymuş yağlardan (hayvansal gıdalarda bulunan yağlar, tereyağı, margarin, iç yağı, kuyruk yağı) ve kırmızı etten zengin, sebze-meyveden fakir beslenme alışkanlığının prostat kanseri riskini arttırabildiğine dair yayınlar vardır.

Kimyasal maruziyetler: Bazı kimyasallara maruziyet riski artırabilmektedir. Örneğin itfaiyecilerin prostat kanseri riskini artırabilecek kimyasallara maruz kalabileceklerine dair bazı kanıtlar mevcuttur.

Erken evrede hiçbir belirti vermeyen prostat kanseri, kanser dokusunun büyümesiyle birlikte bazı şikâyetlere yol açabilmektedir:

İdrar yapma sorunları: Yavaş veya zayıf idrar akışı veya özellikle geceleri olmak üzere daha sık idrara çıkma ihtiyacı

İdrarda veya menide kan varlığı

Ereksiyon (sertleşme) sorunu (erektil disfonksiyon)

Kanserin, kemiklere yayılımına bağlı kalça, sırt (omurga), göğüs (kaburga) ağrıları

Yine de yukarıda sayılan belirtilere, prostat kanseri dışında bir durumun neden olma olasılığı daha yüksektir. Örneğin, idrar yapma sorunu sıklıkla prostatın kanserli olmayan bir büyümesi olan iyi huylu prostat hiperplazisinden (BPH) kaynaklanmaktadır. Yine de idrarla ilişkili problemler yaşayan kişilerin erken tanı ve tedavi açısından bir üroloji uzmanına başvurması doğru olacaktır. Hekime erişimin kolay olduğu ülkemizde prostat kanseri vakalarının %70,9’unun erken evrede teşhis edildiği görülmektedir.

Hastalığın kesin tanısı biyopsi ile konur. Genel olarak erkeklerin 50 yaşından itibaren, birinci derece akrabasında prostat kanseri görülenlerin ise 40 yaşından itibaren üroloji uzmanına düzenli olarak muayene olması ve kanda prostat spesifik antijen (PSA) testini yaptırması, erken tanı konulması açısından önem arz etmektedir.

Kanserin evresi ve özelliklerine göre farklı tedavi seçenekleri mevcuttur. Kişinin belirli aralıklarla izlenmesi, prostatın tamamının ameliyatla çıkarılması veya ışın tedavisi (radyoterapi) erken evrelerde uygulanabilir. Daha ileri evrelerde hormon tedavisi veya ilaç tedavisi (kemoterapi) gerekli olabilir.

Prostat kanserini önlemenin kesin bir yolu yoktur. Ancak riski azaltmaya yardımcı olabilecek bazı şeyler vardır: Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı bir kiloda kalmak, sebze ağırlıklı ve yağ oranı düşük bir beslenme tarzı, prostat kanseri riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/09/prostat-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-9350.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/09/prostat-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-9350.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/09/prostat-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-9350-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/09/prostat-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir-9350.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/prostat-kanseri-nedir-belirtileri-nelerdir/4239/</link>
			<pubDate>Fri, 22 Sep 2023 13:14:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sıfır beden takıntısı ergenlere kadar indi]]></title>
			<description><![CDATA[Güzel görünme kaygısıyla sıfır beden olma takıntısı ergenleri de sardı. NLP uzmanı Burak Dalgül, ebeveynleri uyardı: “Aç kalarak, su diyeti yaparak, ilaçlar,...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sosyal medya ve moda dünyasındaki sıfır beden akımı, ergenlere kadar indi. Pek çok çocuk ve ergen, yanlış beslenme sorunlarıyla karşı karşıya. Konuyla ilgili Hürriyet’e bilgi veren NLP (Duyu-dil programlama) uzmanı, zihin eğitmeni Burak Dalgül, ergenlik döneminin bireyin kendini bulma yolculuğu olduğundan, bu dönemdeki gençlerin farklı konularda kendilerini eleştirme duygusuna kapıldıklarını belirtti ve şu uyarıları yaptı:

ANNE BABADAN GÖRÜYORLAR

“Beyni besleyen en kaliteli besinler, yağ ve proteindir. Fakat, anne-babaların ‘Ekmekle ye doymazsın’ gibi yaptığı girdiler, çocuklarda sürekli olarak karbonhidrat tüketimi ihtiyacı yaratıyor. Bunun yerine, öncelikle ebeveynler çocuklarının zihinlerini yanlış bilgilerle kodlamak yerine, kendileri beslenme konusunda bilinçli hale gelmeli ve dengeli beslenmenin, fit ve sağlıklı yaşamın ne olduğunu bilmeli. Aç kalarak, su diyeti yaparak, zayıflatan ilaçlar, kahveler kullanarak zayıflayacağını düşünen bir ebeveynin çocuğu da sağlıksız beslenerek fit olacağına dair bir zihin yapısına sahip olur. Beslenme, hayatımızdaki temel ihtiyaçların başında geliyor. Bu nedenle bilinçsiz beslenen ebeveynler, çocuklarının alacakları besin miktarından ziyade kalitesi konusunda onları bilinçlendirmezlerse çocuklar ya obezite ya da stamina gibi yeme bozuklukları ile karşı karşıya kalır.”

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/09/sifir-beden-takintisi-ergenlere-kadar-indi-4815.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/09/sifir-beden-takintisi-ergenlere-kadar-indi-4815.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/09/sifir-beden-takintisi-ergenlere-kadar-indi-4815_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/09/sifir-beden-takintisi-ergenlere-kadar-indi-4815.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/sifir-beden-takintisi-ergenlere-kadar-indi/4095/</link>
			<pubDate>Wed, 06 Sep 2023 09:51:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Her gün 2 muz tüketmenin 7 inanılmaz faydası]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlıklı yiyecekler her zaman lezzetli olmaz. Ancak bu durum muz için geçerli değil. İnsanoğlunun belki de en çok sevdiği meyveler arasında muz var. Elbette tek artı yanı lezzeti değil. Özellikle spor yapan ve kilo vermek isteyen kişilerin sıklıkla tükettiği muzun sağlığa birçok faydası var. Peki günde 2 muz yemenin ne gibi faydası olabilir? Gelin birlikte bakalım...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1- KİLO VERİRSİNİZ

Lif bakımından zengin olan muz, açlığı bastırır. Ayrıca kilo alımını engelleyen nişasta içerir. Kandaki şeker seviyesini düşürür ve insülin duyarlılığını artırır. Sonuç olarak daha hızlı kilo verirsiniz bunu yaparken de aç kalmamış olursunuz.

2- TANSİYONU NORMALE DÖNDÜRÜR

1 muzda yaklaşık 420 mg. potasyum bulunur. Bu da yüksek tansiyonun düşmesinde etkin bir rol oynar.

3- SİNDİRİMİ İYİLEŞTİRİR

Muz, mide-bağırsak sistemini tahriş etmeden kolayca sindirilir. İçeriğindeki nişasta, bağırsak bakterileri için oldukça faydalıdır. Bu nedenle ishal, gastrit ya da mide ekşimesinden şikayetçiyseniz, muz tüketmelisiniz.

4- ANEMİ RİSKİNİ DÜŞÜRÜR

Kırmızı kan hücrelerindeki azalmanın ve kandaki düşük hemoglobin seviyesinin sonucu olarak anemi meydana gelir. Muz, kırmızı kan hücrelerinin üretimini uyaran demir içerir. Muzda ayrıca kan şekeri seviyelerini düzenleyen ve kansızlığı olan kişilere yardımcı olan B6 vitamini var.

5- VİTAMİN EKSİKLİĞİNİ GİDERİR

Muz, günlük B6 vitamini ihtiyacımızın yüzde 20'sini karşılar. B6 vücudun sağlıklı hücreler oluşturması için gerekli olan insülin, hemoglobin ve amino asitleri üretmesine yardımcı olur.

Muz ayrıca günlük C vitamini ihtiyacımızın yüzde 15'ini karşılar.

6- ENERJİNİZİ ARTIRIR

Muzda bulunan potasyum, kas kramplarını önler, karbonhidrat ise egzersiz için ihtiyaç duyduğunuz enerjiyi sağlar.

7- STRES SEVİYESİNİ DÜŞÜRÜR

Muz mutluluk hormonunun salgılanması için ihityacınız olan triptofan'ı üretmenize yardımcı olabilir.

Ortalama olarak, her muz yaklaşık 27 mg magnezyum içerir. Bu mineral, iyi bir ruh hali ve sağlıklı bir uyku için gereklidir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/08/her-gun-2-muz-tuketmenin-7-inanilmaz-faydasi-2252.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/08/her-gun-2-muz-tuketmenin-7-inanilmaz-faydasi-2252.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/08/her-gun-2-muz-tuketmenin-7-inanilmaz-faydasi-2252-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/08/her-gun-2-muz-tuketmenin-7-inanilmaz-faydasi-2252.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/her-gun-2-muz-tuketmenin-7-inanilmaz-faydasi/3916/</link>
			<pubDate>Sat, 12 Aug 2023 15:49:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Patates kızartması depresyona sokuyor]]></title>
			<description><![CDATA[Çin’de yapılan bir araştırma, başta patates olmak üzere kızartmaların kilo aldırmakla kalmayıp psikolojiyi de bozduğunu ortaya koydu. Kızarmış yiyecekler...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ÇİN’de yapılan ve 140 bin insan üzerinde 11 yıl sürdürülen araştırma, ‘kızartma’nın ruh sağlığı üzerindeki etkilerini ortaya koydu.Zhejiang Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar, 140 bin 728 insanı tam 11 yıl 3 ay izledi. Geçen günlerde yayınlanan araştırma sonucuna göre; 8 bin 294 kişiye anksiyete, 12 bin 735 kişiye depresyon teşhisi koyuldu. Araştırmada dikkat çeken bir diğer nokta ise, patates gibi nişasta oranı yüksek besinler kızartıldığında ortaya çıkan kimyasal madde akrilamidin, anksiyete ve depresyona neden olması.

DİKKATE ALMAK GEREKİR

Araştırma sonucunu Hürriyet’e değerlendiren iç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya, “Bu araştırmada patates kızartması tüketenlerde özellikle yüzde 2 artış görülmüş. Bu araştırmayı hem çok insan üzerinde hem de 11 yıl süren bir araştırma olduğu için dikkate almak gerekiyor. Araştırmada dikkat çeken bir diğer nokta ise patates kızartmasında akrilamid maddesinin ortaya çıktığının ortaya konulması. Akrilamid nöronlara etki ediyor, bu da ruhsal durumunu etkiliyor. Bu yiyecekler ayrıca kilo artışına da sebep oluyor. Kilo artışı hormonal dengesizliklere, diyabete, insülin direncine neden olarak duygu durumunu olumsuz etkiliyor. Bu yiyeceklerin bir diğer özelliği de bağırsak florasını bozarak iyi bakterilerin sayısını azaltması. Bağırsaklar bizim ikinci beynimiz. Bu nedenle de halsizlik, yorgunluk, huzursuzluk, depresyona sebep olabilir.”

 

İYİ HİSSETMEK İSTERKEN...

- Araştırmada, kendini duygusal olarak kötü hisseden insanların da bu tip ‘iyi hissettirdiği sanılan’ yiyeceklere yöneldiği belirtildi. Yani kötü beslenmek ruh sağlığını bozabileceği gibi ruh sağlığı bozulanlar da kötü beslenmeye başlıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre 2020 yılında depresyon yüzde 27.6, anksiyete ise yüzde 25.6 oranında arttı. Yine DSÖ verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 5’i yani yaklaşık 400 milyon insan depresyondan mustarip.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/04/patates-kizartmasi-depresyona-sokuyor-5640.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/04/patates-kizartmasi-depresyona-sokuyor-5640.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/04/patates-kizartmasi-depresyona-sokuyor-5640_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/04/patates-kizartmasi-depresyona-sokuyor-5640.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/patates-kizartmasi-depresyona-sokuyor/3338/</link>
			<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 11:58:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kronik yorgunluk hastalıkmış]]></title>
			<description><![CDATA[Yıllardır psikolojik denilen kronik yorgunluğun hastalık olduğu ortaya çıktı. ABD’de Connecticut Üniversitesi Sağlık Merkezi ve Jackson Laboratuvarı’nda...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[KRONİK yorgunluk hastalığının sebeplerine dair yapılan araştırma, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Cornell Üniversitesi, Columbia Üniversitesi ve Jackson Laboratuvarı araştırmacıları tarafından yürütüldü. Araştırma, Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından desteklendi ve sonuçları enstitünün çok prestijli direktör bloğunda en önemli çalışmalardan biri olarak anlatıldı. Ekibiyle birlikte hastalığın biyolojik nedeninin bağırsaklardaki bakteriler olduğunu ortaya çıkaran Connecticut Üniversitesi Sağlık Merkezi ve Jackson Laboratuvarı araştırmacısı Prof. Dr. Derya Unutmaz, çalışmalarını Hürriyet’e anlattı.

Prof. Dr. Derya Unutmaz

SEBEBİ BAKTERİ 

“Kronik yorgunluk hastalığı, tartışılan bir konuydu. Devamlı yorgunluk hissi, bilinç sıkıntısı, hafızada problem, kas ağrıları gibi semptomları olan kişilerin testlerinin sonucunda biyolojik anlamda bir sonuç bulunamıyordu. Bu sebeple psikolojik olarak değerlendiriliyordu. Daha sonra bunun bağışıklık sistemiyle ilgili bir durum olduğunu göstermiş ancak nedenini ortaya koyamamıştık. Yaptığımız son araştırmayla hastalığın, bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca bakteriden kaynaklı olduğunu bulduk. COVID virüsü, bağırsak hücrelerini de etkilemesi nedeniyle oradaki düzeni bozabiliyor. Bu nedenle pandemi sonrası kronik yorgunluk hastalarında bir miktar artış göreceğiz.

DİYETLE TEDAVİ 

Bazı hastaların diyetlerini değiştirerek bir müdahalede bulunabiliriz. Çünkü yiyecekleri de bir ilaç gibi düşünüyoruz. Hastalığın başındaki bireylerin diyeti yani yediği besinlerin türü fayda sağlayabilir ve yiyecekler onlar için bir ilaç görevi görebilir.

YOĞURT, CEVİZ, ZEYTİNYAĞI

Bu bakterilerin yediğimiz yiyeceklerle de çok ilgileri var. Vücudumuzdaki iyi bakterileri etkileyen ve tüketilmesini tavsiye edebileceğimiz yiyecekler yoğurt, zeytinyağı, ceviz, fıstık gibi içinde çeşitli yağların bulunduğu yemişler. Bunun yanı sıra işlenmiş gıda dediğimiz sosis, sucuk gibi yiyecekler ve fazla şeker vücudumuzda kötü diyebileceğimiz bakterileri güçlendiriyor.”

YÜZ BİNLERCE KİŞİ

- ABD’de yaklaşık 3 milyon insanın Kronik yorgunluk hastalığına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Unutmaz, “Türkiye’de, ‘Bu senin psikolojik sorunun’ ya da ‘Sen tembelsin, bu sebeple kendini yorgun hissediyorsun’ gibi bir anlayış vardı. Dolayısıyla bu hastalığa sahip birçok kişi doktora bile gitmiyordu. Bu sebeple Türkiye’de kaç kişinin bu hastalığa sahip olduğunu net olarak bilemiyorum ancak bu rakamın yüz binlerle ifade edilebileceğini tahmin ediyorum” diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/04/kronik-yorgunluk-hastalikmis-9288.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/04/kronik-yorgunluk-hastalikmis-9288.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/04/kronik-yorgunluk-hastalikmis-9288_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/04/kronik-yorgunluk-hastalikmis-9288.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/kronik-yorgunluk-hastalikmis/3104/</link>
			<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 10:22:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Koca: 9 bin 881 depremzedenin hastanelerde tedavisi sürüyor]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 1834'ü yoğun bakım servisinde olmak üzere 9 bin 881 depremzedenin hastanelerde tedavi gördüğünü açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter'daki hesabından yaptığı açıklamada, "9 bin 881 depremzede hastamızın tedavisi, yatırıldıkları hastanelerde halen devam ediyor. 1834 hastamız yoğun bakımda. En çok hasta bulunan iller; Ankara, İstanbul, Adana, Gaziantep ve Antalya'dır. Her bir hastamıza tekrar şifa diliyorum. İyileşmeleri için elimizden geleni yapıyoruz" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/bakan-koca-9-bin-881-depremzedenin-hastanelerde-tedavisi-suruyor-6578.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/bakan-koca-9-bin-881-depremzedenin-hastanelerde-tedavisi-suruyor-6578.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/bakan-koca-9-bin-881-depremzedenin-hastanelerde-tedavisi-suruyor-6578_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/bakan-koca-9-bin-881-depremzedenin-hastanelerde-tedavisi-suruyor-6578.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/bakan-koca-9-bin-881-depremzedenin-hastanelerde-tedavisi-suruyor/2996/</link>
			<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 12:13:19 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[DSÖ: COVID-19’un kökenini bulmalıyız]]></title>
			<description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Direktörü Tedros Adhonam Ghebreyesus, kurumun COVID-19’u salgın ilan edişinin üçüncü yılında virüsün kökenine ilişkin açıklama yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Twitter’dan paylaşım yapan Ghebreyesus, COVID-19’un kökenlerini tespit etmenin ‘ahlaki bir zorunluluk’ olduğunu söyledi. Ghebreyesus, milyonlarca insanın ‘Long COVID’ yani koronavirüsün uzun dönemli tahribatları ile yaşadığına dikkat çekti. Ghebreyesus, “COVID-19’un kökenlerini anlamak, gelecekteki salgınları önlememize yardımcı olacak bilimsel bir zorunluluktur. Ayrıca, Long COVID ile yaşayanlar karşı da ahlâki zorunluluğumuzdur” ifadelerini kullandı.

ABD ÇİN’E İŞARET ETMİŞTİ

Amerikan Wall Street Journal gazetesi, ABD Enerji Bakanlığı’nın, kısa süre önce Beyaz Saray’a ve önemli Kongre üyelerine sunduğu gizli istihbarat raporuna göre, COVID-19’un büyük olasılıkla Çin’deki bir laboratuvardan kazayla sızdığını düşündüğünü yazmıştı. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, istihbarat topluluğunda bu konuda değişik görüşler olduğunu ancak emin olacak kadar yeterli bilginin bulunmadığını belirtmişti. Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Christopher Wray ise COVID-19’un “büyük olasılıkla Çin’deki bir laboratuvardan kazayla sızdığı” tezi üzerinde durduklarını belirtmişti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/dso-covid-19-un-kokenini-bulmaliyiz-3820.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/dso-covid-19-un-kokenini-bulmaliyiz-3820.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/dso-covid-19-un-kokenini-bulmaliyiz-3820_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/dso-covid-19-un-kokenini-bulmaliyiz-3820.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/dso-covid-19-un-kokenini-bulmaliyiz/2962/</link>
			<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 12:29:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Seksolog paylaştı! Cinsel ilişkide aldığınız zevki zirvelere çıkaracak etkili çözüm]]></title>
			<description><![CDATA[Cinsel ilişki birçok kişi için en temel ihtiyaçları arasında yer alıyor. Bu nedenle cinsel ilişki sırasında yaşanan sorunlar sadece cinselliği değil psikolojiyi ve sosyal iletişimi de etkiliyor. Cinsellikte zevk almanın zorlu olduğu bir dönemden geçiyorsanız seks sırasında yaşadığınız zevki doruklarına taşıyacak çözüm paylaşıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Cinsel ilişkide yaşanan çok çeşitli problemler bulunuyor. Bu problemlerin geçeceğini düşünerek üzerini kapatmak çok daha büyük sorunlara neden olabiliyor. Seksologlar cinsel ilişkide aldığınız zevki ikiye katlayacak kolay yöntemi paylaştı. Bu yöntem sayesinde hem kendinizi hem de partnerinizi memnun etmeniz oldukça basit.

CİNSEL YAŞAMINIZI TAMAMEN DEĞİŞTİREBİLİR

Yıllardır seks sırasında yağ kullanmakla ilgili çeşitli efsaneler ortaya atıldı.
Bazı insanlar bunun belirli bir yaştaki insanlar için olduğunu düşünürken, diğerleri genital bölgesinde kuruluk yaşayan kadınlara yardımcı olduğunu düşünüyor, ancak cinselliği uygun bir yağ cinsel yaşamınızı tamamen değiştirebilir.

BİRÇOK SORUNA UYGUN YAĞ ÇEŞİDİ BULUNUYOR

Uzmanlar sekste kullanılan yağlar hakkında "Yağ kullanmak zevki artırır, zarar görme riskini azaltır ve harika hissettirir. Kan akışını ve hissini artırmaya yardımcı olmak için CBD yağından, orgazmı geciktirmeye yardımcı olabilecek bölgeyi biraz uyuşturan soğutma veya ısıtma yağlarına ve hatta kayganlaştırıcılara kadar biraz ekstra bir şeyler ekleyen yağları da alabilirsiniz." Vajinal, anal, oral vs. gibi her tür için özel yağların olduğunu hatırlamanın önemli olduğunu söyledi.

CİNSEL İLİŞKİNİN DAHA UZUN SÜRMESİNİ SAĞLAYABİLİR

Uzun süreli kayganlaştırıcılar ve duyusal yağlayıcılar ayrıca daha uzun vajinal seks ve daha fazla zevk sağlayabilir. Alice, birçok insanın aromalı bir kayganlaştırıcının oral sekse biraz daha fazla eğlence kattığını da kaydetti
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/seksolog-paylasti-cinsel-iliskide-aldiginiz-zevki-zirvelere-cikaracak-etkili-cozum-2637.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/seksolog-paylasti-cinsel-iliskide-aldiginiz-zevki-zirvelere-cikaracak-etkili-cozum-2637.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/seksolog-paylasti-cinsel-iliskide-aldiginiz-zevki-zirvelere-cikaracak-etkili-cozum-2637_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/seksolog-paylasti-cinsel-iliskide-aldiginiz-zevki-zirvelere-cikaracak-etkili-cozum-2637.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/seksolog-paylasti-cinsel-iliskide-aldiginiz-zevki-zirvelere-cikaracak-etkili-cozum/2891/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 17:49:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Evde yapılabilecek en etkili egzersiz spor hareketleri nelerdir? Evde spor yapmak için en kolay hareketler ve egzersiz önerileri]]></title>
			<description><![CDATA[Spora başlamaya karar veren insanların aklında bazı soru işaretleri oluşabilir. Bunlardan biri de evde ve spor salonunda çalışmanın farklarıdır. Eğer yoğun bir tempoda yaşıyorsanız spor salonuna gitmeden ev ortamında yeterince egzersiz yapabilirsiniz. Hafif egzersizlerle ve kısa süreli çalışmalarla spor yapma alışkanlığı kazanmanız kolaylaşır. Devamında uzman desteği de alarak hem sağlığınızı korur hem de formda bir bedene sahip olabilirsiniz. Evde yapılabilecek en etkili hareketler nelerdir?]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ev ortamında spor ekipmanı kullanarak çalışabileceğiniz egzersizler olduğu gibi bir ekipmana ihtiyaç duymadan da egzersizler yapabilirsiniz. Antrenman programlarına çeşitli egzersizler ekleyerek hem vücudunuzu daha etkili çalıştırabilir hem de egzersizlerin monoton olmasının önüne geçebilirsiniz. Farklı egzersizlerin farklı bölgeleri ve kasları çalıştırmasıyla tüm bedeniniz şekillenir ve fit bir görünüm kazanabilirsiniz.

Evde yapılabilecek sporlar nelerdir?

Kilo vermek ya da kaslı bir vücuda sahip olmak için egzersizler vazgeçilmezdir. Her iki durum için de belirli bölgeleri çalıştırmak ve sabit birkaç egzersizi yapmak yetersiz olacaktır. Örneğin sadece karın bölgesini çalıştırarak kilo vermek mümkün değildir. Ancak bütün bedenin çalışması ile sağlıklı bir biçimde kilo verilir. Vücut geliştirme içinse amaç vücuttaki tüm kasları çalıştırmaktır. Bu sebeple spora yeni başlayan insanlara full body antrenman denilen vücudun tamamının ayrı ayrı çalıştırıldığı egzersizler önerilir. Sonrasında kendi isteğiniz doğrultusunda spordan beklentinize göre farklı antrenman programlarına yönelebilirsiniz. Bunun için her adımda spor eğitmeni, spor koçu ve personal trainer gibi profesyonellerden destek almanız önerilir.

Gün içinde yeterince vaktiniz yoksa spor salonuna gitmek yerine evde spor hareketleri yapmak tercih edilebilir. Bunun için düşük maliyetle evinizde uygun bir yer ayarlayabilirsiniz. Çalıştığınız zemin önemli olduğu için spor matı ya da pilates minderi gibi vücudunuza zarar vermeyecek bir ürün tercih ederek sürece başlayabilirsiniz. Çalıştığınız ortamı havalandırmak da başka önemli bir konudur. Çünkü spor yapılan esnada vücut daha fazla oksijene ihtiyaç duyar. Ayrıca bedeninizi sıkmayan, paçaları ve kolları uzun olmayan esnek spor kıyafetler tercih etmeniz sporu daha konforlu yapabilmenizi sağlar.

İlginizi Çekebilir Evde fitness başlangıç programı ve beslenme önerileri Evde kolay bir şekilde yapabileceğiniz bel inceltme hareketleri Karın kası yaparken plank mı yoksa mekik mi daha etkili? İp atlayarak zayıflamak mümkün mü?

Evde yapılabilecek egzersizler nelerdir?

Evde spor yapmak da en az salonda spor yapmak kadar etkili olabilir. Egzersizlerden önce mutlaka ısınma ve esneme hareketleri yapılmalıdır. Beden ve kaslar spor yapmak için bu şekilde hazır hale gelir. Aynı zamanda kas ağrısı ve sakatlanmaların önüne geçilir. Isınma hareketleri sonrasında asıl egzersizlere başlayabilirsiniz. Öncelikle spor ekipmanına ihtiyaç duyulmadan yapılabilen evde egzersiz hareketleri şu şekilde sıralanabilir:

Zumba Dağ tırmanışı (mountain climber) Squat Rush ups Plank Lunge Bench dips Mekik Supermen

Evde yapabileceğiniz zayıflamak için spor hareketleri farklı ekipmanlarla da yapılabilir. İlk aşamada direnç bandı ve dumbell ile çeşitli çalışmalar yapabilirsiniz. Bu sayede egzersiz programınız çeşitlenir ve monotonluktan uzaklaşabilirsiniz. Ayrıca farklı hareketler kasları uyararak etkili çalışmalarına katkı sağlar. Direnç bandı kullanarak yapabileceğiniz bazı egzersiz hareketleri:

Bandın ortasını bir ayağınızın altına sabitleyip uçlarından ellerinizle tutarak durun. Sırtınızı bükmeden kalçadan öne doğru eğilerek kollarınız bükülü pozisyonda bandı yukarı doğru çekin. Bu hareketi yaparak kol, omuz ve kalça kaslarını çalıştırabilirsiniz. Ankle jumping jack hareketi için direnç bandını ayaklarınıza geçirin. Öne doğru eğilin ve ayaklarını omuz hizasına kadar açın. Bacaklarınızı yana açarak zıplayın ve bir zıplamayla daha ilk pozisyona tekrar dönün. Bu hareketle bacaklarınızdaki birçok kası çalıştırabilirsiniz. Bant çekme hareketi ile omuz ve sırt bölgesini çalıştırabilirsiniz. Bu egzersiz için direnç bandını iki ucundan tutun ve kollarınızı öne doğru uzatın. Nefesinizi bırakırken kollarınızı iki yana doğru açın. İlginizi Çekebilir Plank hangi kasları çalıştırır? Jumping jack hareketi hangi kasları çalıştırır? Her gün spor yapmak kasları eritir mi? Her gün spor yapmak kasları eritir mi?

Günlük spor hareketleri nasıl yapılır?

Eğlenceli bir dans aktivitesi olan zumba, vücuttaki pek çok kası çalıştıran ve kalori yakmaya yardımcı olan bir egzersizdir. Müzik eşliğinde videolar izleyerek evde konforlu ve keyifli bir çalışma yapabilirsiniz. Zumba ile yarım saatte yaklaşık 250 kalori yakabilirsiniz. Dağ tırmanışı (mountain climber) hareketi de tercih edilebilir. Kol, omuz ve karın kaslarını çalıştıran dağ tırmanışı hareketi, şınav pozisyonunda uygulanır. Bacaklarınızı sırayla karnınıza doğru çekip tekrar eski konumuna getirerek bu egzersizi yapabilirsiniz. Başlangıçta bu egzersizi 1 dakika kadar yapmanız yeterlidir.

Kendi vücut ağırlığınızla ya da fazladan ağırlıklarla yapılabilen squat egzersizi, kalça bölgesini sıkılaştırırken kalori yakmanıza da yardımcı olur. 70 kiloya sahip bir birey için squat egzersizi her bir seferinde yaklaşık 1 kalori yakmanızı sağlar. Yeni başlayanlar için 2-3 set ve her sette 10-15 tekrar önerilmektedir. Hareketi doğru yapabilmeniz için öncelikle ağırlık kullanmadan çalışarak vücudunuzu alıştırabilirsiniz. Türkçede şınav olarak bilinen ve fazlasıyla popüler olan bu egzersiz özellikle omuz, üst kol, ve göğüs kaslarını çalıştırır. Dolaylı olarak karın kaslarına da etki eder. Spora yeni başlıyorsanız 2 sette 5-10 tekrarlarla şınav çekmeniz uygun olabilir.

Ön kol ve ayak parmak uçları üzerinde dengede durulan squat egzersizi, büyük oranda tüm vücudunuzu çalıştırır. Başlangıçta uygulaması zor bir egzersizdir fakat süreyi kendi dayanımınıza göre zamanla arttırabilirsiniz. 20-30 saniye gibi sürelerle başlamanız yeterli olacaktır. Ön bacak ve kalça bölgesini çalıştıran lunge hareketini ağırlıksız olarak ya da elinize dolu su şişesi alarak yapabilirsiniz. Egzersizde öne doğru bir adım atılır ve diğer ayakla dizinizin üzerine çökülür. Ardından nefes verilirken kalkmaya başlanır ve diğer ayakla hareket tekrarlanır. İlk aşamada denge kurması zor olduğu için ağırlıksız pratik yapmak daha kolay olabilir.

Üst kol ve göğüs kaslarını aktif eden bir egzersiz olan bench dips hareketini yapmak için evde sabit bir yükseltiye ihtiyaç duyarsınız. Bu yükseltiye elleriniz arkadan sabitlenir ve ayaklar ileri doğru uzatılır. Vücut kollardan destek alınarak aşağı doğru indirilir ve kaldırılır. Birçok insanın bildiği mekik hareketi karın kaslarını çalıştırmaktadır. Boyun bölgesi zorlanmadan yapılmaya özen gösterilmelidir. Uygun bir zeminde egzersizi yapmak daha sağlıklı olur. Göğüs bölgesi öncelikli olmak üzere kol ve omuz kaslarını çalıştıran bu egzersiz için yüzüstü yere yatılır. Kollar karşıya doğru düz bir şekilde uzatılır. Kalçadan güç alarak ayaklar yukarı doğru kaldırılır. Aynı anda göğüs bölgesi ile kollar da yukarı kaldırılır. Bir sette 8-10 tekrar olarak uygulayabilirsiniz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/evde-yapilabilecek-en-etkili-egzersiz-spor-hareketleri-nelerdir-evde-spor-yapmak-icin-en-kolay-hareketler-ve-egzersiz-onerileri-2637.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/evde-yapilabilecek-en-etkili-egzersiz-spor-hareketleri-nelerdir-evde-spor-yapmak-icin-en-kolay-hareketler-ve-egzersiz-onerileri-2637.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/evde-yapilabilecek-en-etkili-egzersiz-spor-hareketleri-nelerdir-evde-spor-yapmak-icin-en-kolay-hareketler-ve-egzersiz-onerileri-2637_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/evde-yapilabilecek-en-etkili-egzersiz-spor-hareketleri-nelerdir-evde-spor-yapmak-icin-en-kolay-hareketler-ve-egzersiz-onerileri-2637.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/evde-yapilabilecek-en-etkili-egzersiz-spor-hareketleri-nelerdir-evde-spor-yapmak-icin-en-kolay-hareketler-ve-egzersiz-onerileri/2890/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 17:49:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Cinsel performansı üç katına çıkartıyor! Erken boşalmayı önlüyor]]></title>
			<description><![CDATA[Cinsel sorunlar hem sağlığı hem de psikolojiyi etkiliyor. Bu sorunların konuşulmasının ayıp olarak görülmesi daha büyük problemlere neden olabiliyor. Erken boşalma ve cinsel gücün azalması gibi problemler için etkili çözümler aranıyor. Yapılan araştırmalar erkeklerin yapacakları temel birkaç hareketin cinsel performansı ve dayanıklılığı artırdığını buldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erkeklerin cinsellik üzerine yaşadıkları birçok problem bulunuyor. Yaş, stres, zararlı alışkanlıklar, çeşitli hastalıklar ve bilinçsiz ilaç kullanımı cinsel yaşamın zarar görmesine neden olabiliyor. Cinsellikle ilgili sorunları çözmek için ilaç kullanılsa da kullanılan ilaç yan etki yaratabiliyor. Trends in Urology & Men's Health'te yayınlanan yeni bir bilimsel inceleme, erkeklerin Viagra gibi erektil disfonksiyon ilaçları kullanmadan seks sırasında daha uzun süre dayanmasına yardımcı olabilecek farklı teknikleri inceledi.

ERKEN BOŞALMANIN NEDENLERİ

 

Birleşik Krallık'taki Anglia Ruskin Üniversitesi'nden yapılan inceleme, seks sırasında erken boşalmadan muzdarip olan erkekler üzerinde çalıştı. İncelemeye göre erken boşalma, psikolojik sıkıntı, zayıf benlik saygısı, kaygı, azalmış libido ve zayıf kişilerarası ilişkiler gibi bazı zararlı sağlık koşullarıyla ilişkilendirilmiştir.

ARAŞTIRMADA BİNLERCE KİŞİ İNCELENDİ

Anglia Ruskin Üniversitesi'nde halk sağlığı profesörü ve incelemenin kıdemli yazarı Lee Smith, "Erkeklerin yatak odasında daha uzun süre dayanmalarına yardımcı olacak stratejiler, eşleriyle ilişkilerini ve özgüvenlerini geliştirmeye yardımcı olabilir" dedi. Araştırmacılar, biri 18 ila 45 yaşları arasındaki erkekleri içeren 3.485 erkeği içeren 54 çalışmayı analiz etti. Aktif erkek grubu, çalışmanın sonunda sadece 50 saniye süren aktif olmayan erkeklerle karşılaştırıldığında, seks sırasında ortalama 39 saniyeden 30 dakikanın üzerine çıktı.

YAPTIKLARI YOGA SAYESİNDE DAYANIKLILIK SÜRELERİ 3 KAT ARTTI

Yazarların incelediği başka bir çalışmada 26 erkek 12 hafta yoga yaptı ve seks sırasında geçirdikleri süre üç kattan fazla arttı - ortalama 26 saniyeden neredeyse bir buçuk dakikaya. Araştırma ayrıca pelvik taban egzersizlerinin erkeklerin yatakta daha uzun süre dayanmasına yardımcı olabileceğini öne sürdü, ancak bu egzersizlerin aynı çalışmalarda da kullanılan elektrik stimülasyonundan etkisini değerlendirmeleri onlar için zordu.

DURAKLAT-SIKIŞTIR TEKNİĞİ DE İŞE YARADI

31 erkekle yapılan bir çalışma, "duraklat-sıkıştır" olarak adlandırılan bir teknik için olumlu bulgular gösterdi - erkeklerin seks sırasında durakladıkları ve istediklerinden önce boşalmalarını durdurmak için penislerinin başını sıktıkları - bu da erkeklerin ortalama bir süre dayanmasını sağladı.

"BU ALANDA DAHA FAZLA ARAŞTIRMAYA İHTİYACIMIZ VAR"

Genel olarak, yazarlar, fiziksel aktivitenin erkeklerin cinsel performansını iyileştirmeye yardımcı olmak için potansiyel bir terapi olabileceği sonucuna vardılar.
Smith, "Bu kanıt, az sayıda erkeği içeren çalışmalara dayanıyor ve bu alanda daha fazla araştırmaya ihtiyacımız var, ancak fiziksel aktivite gibi yaklaşımlar tüm erkeklere yardımcı olabilir" dedi. "Bu sadece erken boşalma teşhisi konan erkekler için değil."

DAHA İYİ YATAK PERFORMANSI İÇİN YAŞAM ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞTİRİLEBİLİR

"Çoğu erkek, bir noktada istedikleri kadar iyi performans göstermemiş olabilir ve daha uzun süre dayanmaya yardımcı olmak için yaşam tarzı değişikliklerinden ve tekniklerinden yararlanabilir." İnceleme ayrıca bir ginseng berry özütünün performansı artırabileceğini buldu, ancak kanıtlar zayıftı ve bulguları doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

SIK SIK MEYDANA GELMİYORSA ENDİŞELENMEYİN

Erken boşalma, sık sık meydana gelmiyorsa endişe edilecek bir durum değildir - yaklaşık her üç kişiden biri bunu bir zamanlar yaşadığını söylüyor. Ancak, her zaman veya neredeyse her zaman penetrasyondan sonraki bir ila üç dakika içinde boşalırlarsa, boşalmayı tamamen veya neredeyse her zaman erteleyemezlerse veya kendilerini sıkıntılı ve hüsrana uğramış hissederlerse ve bu nedenle cinsel yakınlıktan kaçınırlarsa, bir kişiye bu durum teşhisi konulabilir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/cinsel-performansi-uc-katina-cikartiyor-erken-bosalmayi-onluyor-2637.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/cinsel-performansi-uc-katina-cikartiyor-erken-bosalmayi-onluyor-2637.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/cinsel-performansi-uc-katina-cikartiyor-erken-bosalmayi-onluyor-2637_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/cinsel-performansi-uc-katina-cikartiyor-erken-bosalmayi-onluyor-2637.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/cinsel-performansi-uc-katina-cikartiyor-erken-bosalmayi-onluyor/2889/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 17:49:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı sanıyorsunuz ama kalp krizi ve felç riskini iki kat artırıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlıklı olduğu düşünülen birçok yiyecek ve beslenme stili çeşitli hastalık risklerinin artmasına sebep olabiliyor. Özellikle oldukça sağlıklı sanılan karbonhidrat içeren beslenmeden uzak olan keto diyetinin kalp hastalıkları ve felç riskiyle bağlantılı olabileceği bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Doktor kontrolü olmadan bilinçsizce yapılan diyetler sağlık için büyük risk oluşturuyor. Keto diyeti tüm dünya tarafından en çok uygulanan diyetler arasında yer alıyor. Ultra düşük karbonhidrat içeren bu diyetin sağlıklı yaşamı desteklediği ve kilo verme sürecini hızlandırdığı düşünülse de on yıldan fazla bir süredir 1.500 kişiyi izleyen Kanadalı araştırmacılar, diyetin 'kötü' kolesterol seviyelerini artırabileceğini buldu.

KALP HASTALIKLARINA SAHİP OLMA RİSKİ İKİ KAT DAHA FAZLA

Yeni araştırmalar, popüler keto diyetine benzer diyetlerin daha yüksek kalp hastalığı riskiyle bağlantılı olabileceğini buldu. Yüksek yağlı, düşük karbonhidratlı bir diyet uygulayanların, akranlarına göre tıkalı arterler, kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler olaylara maruz kalma olasılığının iki kat daha fazla olduğunu buldular. Ekip bunun nedeninin, yüksek düzeydeki kötü kolesterolün arter duvarlarında onları daraltabilen veya tıkayabilen yağ birikintilerine neden olduğuna inanıyor.

KOLESTEROL SEVİYELERİNİ ARTIRABİLİR

Çalışmayı yöneten British Columbia Üniversitesi Kalp Akciğer İnovasyonu Merkezi'nden doktor Dr. Iulia Iatan şunları söyledi: "Düşük kalorili, yüksek yağlı [Keto benzeri] bir diyet uygulayan katılımcılar arasında, en yüksek LDL kolesterol seviyeleri, kardiyovasküler bir olay için en yüksek risk altındaydı. Bulgularımız, bir LCHF diyeti yapmayı düşünen kişilerin, bunu yapmanın LDL kolesterol düzeylerinde bir artışa yol açabileceğinin farkında olmaları gerektiğini gösteriyor.

DİYET SIRASINDA SAĞLIK KONTROLLERİNİN İZLENMESİ GEREKİYOR

Bu diyet modeline başlamadan önce bir sağlık uzmanına danışmalıdırlar. 'Diyet sırasında, kolesterol seviyelerinin izlenmesi ve diyabet, yüksek tansiyon, fiziksel hareketsizlik ve sigara içme gibi kalp hastalığı veya inme için diğer risk faktörlerini ele almaya çalışmaları önerilir.'

YAĞ ORANI YÜKSEK YEMEKLERE DİKKAT

Vücudumuz doğal olarak 'kötü' kolesterol veya düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) üretir, ancak doymuş ve trans yağ oranı yüksek diyetler yemek vücudunuzun daha da fazla LDL üretmesine neden olur. LDL, kalp krizi veya felç riskini artıran, arterlerde plaklar olarak bilinen iltihaplı yağ birikintilerinin birikmesine katkıda bulunur.

KETO DİYET NEDİR? KETO DİYETİNDE NASIL BESLENİLİR?

Keto diyeti, peynir, avokado ve yağlı balık dahil olmak üzere günlük kalorilerin yüzde 60 ila 80'ini yağlardan ve yüzde 20 ila 30'unu proteinlerden almayı içerir. Takipçiler mümkün olduğunca az karbonhidrat tüketmeye çalışırlar, bu da diğer kaynakların yanı sıra ekmek, pirinç ve patatesi azaltmak anlamına gelir. Karbonhidratlar, günlük olarak egzersiz yaparken veya hareket ederken vücudun kullandığı ana enerji kaynağıdır.

KETOJENİK DİYETİN ARAŞTIRMA SÜRECİ

Günlük kalori alımı ve kanlarındaki kolesterol seviyeleri hakkında verileri bir kez alınan 70.684 kişi bulduktan sonra, 'Keto benzeri' bir diyet uygulayan 305 katılımcıyı kontrol ettiler. Bu, günlük kalorilerinin yüzde 45'inden fazlasını yağlardan ve dörtte birden azını karbonhidratlardan almak olarak tanımlandı.

Diyetleri bu tanıma uymayan ve "standart yiyiciler" olarak tanımlanan 1.220 kişiyle eşleştirildiler. Genel olarak, katılımcıların yaklaşık dörtte üçü kadındı ve ortalama yaşı 54 idi. Hepsi de aşırı kilolu olarak kabul edildi. Veriler, diyabet, yüksek tansiyon, sigara ve obezite gibi faktörlere göre ayarlanarak analiz edildi. 12 yıllık çalışma sırasında, Keto benzeri diyet grubundaki kişilerin yaklaşık yüzde 9,8'i ciddi bir kardiyak olay yaşadı.

Bu, kalp krizlerini, felçleri ve stentleme prosedürüne ihtiyaç duyan arterdeki tıkanıklığı içeriyordu. Karşılaştırma için, standart diyeti yiyen grupta aynı dönemde sadece yüzde 4,3'ü ciddi kardiyak olaylarla karşılaştı. Araştırmacılar ayrıca Keto grubunda daha yüksek seviyelerde LDL kolesterol - veya kötü kolesterol - ve yağ ve kolesterolün vücutta taşınmasına yardımcı olan bir protein olan apolipoprotiein B buldular.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/saglikli-saniyorsunuz-ama-kalp-krizi-ve-felc-riskini-iki-kat-artiriyor-2637.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/saglikli-saniyorsunuz-ama-kalp-krizi-ve-felc-riskini-iki-kat-artiriyor-2637.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/saglikli-saniyorsunuz-ama-kalp-krizi-ve-felc-riskini-iki-kat-artiriyor-2637_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/saglikli-saniyorsunuz-ama-kalp-krizi-ve-felc-riskini-iki-kat-artiriyor-2637.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/saglikli-saniyorsunuz-ama-kalp-krizi-ve-felc-riskini-iki-kat-artiriyor/2888/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 17:49:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Hastanesi Hatay'da hasta kabulüne başladı]]></title>
			<description><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir’in Hatay Defne’de inşa ettiği, devlet ve millet iş birliğinin en güzel örneklerinden olan 54 yataklı hastanede hasta kabulüne başlandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin Kahramanmaraş’ta yaşanan depremlerin ardından Hatay’ın Defne ilçesinde yapımına başladığı hastanenin kurulumu ekiplerin gece gündüz çalışmasıyla 20 gün içinde tamamlandı.

Kocaeli Büyükşehir Defne Hastanesi, 6 Mart Pazartesi sabahından itibaren hasta kabulüne başladı. 54 yataklı ve yıllık 250 bin hasta kapasitesine sahip hastanede 12’si doktor olmak üzere 57 sağlık personeli hizmet veriyor. Tekrar bölgeye intikal eden Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın hastaneyi ziyaret etti, sağlık personeli ve depremzedelerle bir araya geldi.

Deprem bölgesinde verdikleri tüm sözleri tuttukları gibi hastanenin yapımı ve faaliyete geçmesini de kısa sürede tamamladıklarını ifade eden Başkan Büyükakın, "Bu hastane devlet, millet, STK’lar ve yerel yönetimlerin iş birliğiyle neler yapılabileceğini göstermek için çok güzel bir örnek oldu. Bu bölgedeki kardeşlerimiz kendi ayakları üzerinde durana kadar, hayat normale dönene kadar yanlarında olmaya, destek vermeye devam edeceğiz" dedi.

HASTA KABULÜNE BAŞLANDI

Hastanede 4 ana dal branşı ve diş hekimliği hizmeti devamlı olarak verilecek.

Genel cerrahi, dahiliye, çocuk, kadın doğum ve diş poliklinik hizmetlerinin verileceği hastanede haftanın belli günlerinde nöroloji, psikiyatri, fizik tedavi, göz, ortopedi poliklinik hizmetleri de olacak. Projenin kurulumu esnasında ve işletmeye alımında Sağlık Bakanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, MÜSİAD Karlsruhe, MÜSİAD Paris görev aldı.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İSU, A Takımı, Ulaşım, Yapı Kontrol ve Fen İşlerinden oluşan ekipleri içme suyu, kanalizasyon, altyapı, mekanik, elektrik ve sıhhi tesisat imalat çalışmalarında gece gündüz çalıştı. Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca tarafından da incelenen hastanenin tıbbı teçhizat kurulumu ve sağlık personelinin atanmasıyla poliklinik hizmeti vermeye başlandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/kocaeli-buyuksehir-hastanesi-hatay-da-hasta-kabulune-basladi-5711.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/kocaeli-buyuksehir-hastanesi-hatay-da-hasta-kabulune-basladi-5711.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/kocaeli-buyuksehir-hastanesi-hatay-da-hasta-kabulune-basladi-5711_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/kocaeli-buyuksehir-hastanesi-hatay-da-hasta-kabulune-basladi-5711.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/kocaeli-buyuksehir-hastanesi-hatay-da-hasta-kabulune-basladi/2875/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Mar 2023 17:38:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Müdürlüğü'nden depremzedelere sağlık hizmeti]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur Sağlık Müdürlüğünce ilçe genelindeki 
depremzedelere sağlık hizmeti veriliyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenenler, Anamur Sağlık Müdürlüğünce hayata geçirilen mobil sağlık uygulaması ile yerleştirildikleri yerlerde sağlık kontrolünden geçiriliyor, tedavileri planlanıyor, ilaçları yazılıyor.

Sağlık Müdürlüğü'nde ve mobil sağlık merkezlerinde gebe, bebek ve çocukların aşıları yapılıyor. Anamur’da Kredi Yurtlar Kurumuna (KYK) bağlı yurtun yanı sıra çeşitli misafirhaneler ile otellere yerleştirilen depremzedelere yönelik, sağlık hizmetinin devam ettiğini belirten Anamur Sağlık Müdürü Dr. Cem Adil, misafirhane ve otellerdeki depremzedelere hizmet vermek üzere oluşturulan mobil sağlık ekibinde bir hekim ve hemşire görev yaptığını söyledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/saglik-mudurlugu-nden-depremzedelere-saglik-hizmeti-5028.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/saglik-mudurlugu-nden-depremzedelere-saglik-hizmeti-5028.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/saglik-mudurlugu-nden-depremzedelere-saglik-hizmeti-5028-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/03/saglik-mudurlugu-nden-depremzedelere-saglik-hizmeti-5028.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/saglik-mudurlugu-nden-depremzedelere-saglik-hizmeti/2848/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 13:23:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türkiye'de her 5 ölümden biri kanserden]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezi, 4 Şubat Dünya Kanser Günü ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle;

Kanser hem dünya hem ülkemiz için ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Ölüm nedenlerine bakıldığında dünya geneli için yaklaşık her 6 ölümden birinin, ülkemiz için ise her 5 ölümden birinin kanser nedeniyle gerçekleştiği görülmektedir.

Kanser başlıca; tütün kullanımı, yüksek beden kütle indeksi (fazla kilolu ya da şişman/obez olma), meyve ve sebzeden fakir beslenme, yetersiz fiziksel aktivite ve alkol tüketimi gibi başlıca beş davranışsal ve beslenme ile ilgili risk faktöründen kaynaklanmaktadır. Oysa yine günümüz şartlarında kanserlerin yaklaşık üçte birinin, risk faktörlerinden kaçınma ve mevcut kanıta dayalı önleme stratejilerinin uygulanması yoluyla önlenebilir durumda olduğu bilinmektedir. Ayrıca, erken tanı konmuş ve uygun şekilde tedavi edilmişse birçok kanserin iyileşme olasılığının da yüksek olduğu bilinen bir gerçektir.

Dünya Kanser Günü, gerek kanser konusunda farkındalığı ve eğitimi artırarak gerekse dünyanın her yerindeki hükümetler ile bireyleri hastalığa karşı harekete geçmeye zorlayarak her yıl milyonlarca önlenebilir ölümün önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Dünya Kanser Günü; yankı uyandırmayı, değişim aşılamayı ve farkındalık günü ile sınırlı kalmayarak daha sonraki günlerde de sürdürülecek bir eylemi harekete geçirmeyi amaçlayan bir kampanyadır.

İlk olarak 2005 yılında ülkemizin de yakın işbirliği içerisinde olduğu Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) tarafından düzenlenen Dünya Kanser Günü etkinlikleri, izleyen yıllarda her yılın 4 Şubat günü UICC ve işbirliğindeki kuruluşlarla birlikte küresel düzeyde yürütülen kampanyalarla geleneksel hale getirilmiştir. Bakanlık olarak benimsediğimiz farkındalık mesajımız “Kanserden korunmak herkesin hakkıdır. Sizde kanserden korunmak ve kendinize uygun taramaları yaptırmak için; Toplum Sağlığı Merkezlerine (TSM) bağlı olarak hizmet veren Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)’ne başvurabilirsiniz”. Ulusal Kanser Tarama Programları hakkında daha detaylı bilgiKanser Dairesi Başkanlığına ait web sitesinde mevcuttur. Ayrıca burada Hangi Tarama Bana Uygun?uygulaması ile hangi kanser türünde tarama yaptırabileceğiniz ve en yakın tarama merkezleri haritada gösterilmektedir.

Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü gibi kanser alanında yoğun çalışmaları bulunan uluslararası saygın kuruluşlar, her bireyin, küçük ya da büyük eylemlerinin, uzun vadeli, olumlu değişimlere yol açacağını ifade ederek kanserleri önleme yolunda kişilere şu risk faktörlerinden kaçınma çağrısında bulunmaktadır:

• Sigara ve dumansız tütün ürünlerini de içeren tütün kullanımı

• Fazla kilolu veya obez olmak

• Düşük meyve ve sebze alımını içeren sağlıksız beslenme

• Fiziksel aktivite eksikliği

• Alkol kullanımı

• Cinsel yolla bulaşan Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu

• Hepatit veya diğer kanserojen enfeksiyonlara maruziyet

• İyonlaştırıcı ve ultraviyole radyasyon maruziyeti

• Kentsel hava kirliliği

• Katı yakıt kullanımından kaynaklanan iç mekân dumanı

Tütün kullanımı, kanser gelişimi yönünden en önemli risk faktörü olup kansere bağlı ölümlerin yaklaşık %22’sinden sorumludur. Akciğer kanserinin yanı sıra özefagus, mesane,böbrek, pankreas, mide, serviks (rahim ağzı) kanserlerinden de sorumlu olduğu bilinen tütün kullanımı, hangi yaşta olursa olsun terk edildiğinde kişinin yaşam kalitesi ve yaşam süresi üzerinde anlamlı bir fark yaratmaktadır. Bu risk faktöründen kaçınmada en önemli stratejiler; özellikle genç yaştaki bireylerin maruziyetinin engellenmesi, hangi yaşta olunursa olunsun bırakma yönünde irade beyanında bulunanların ilgili sigara bırakma merkezlerine yönlendirilmesi, dumansız olması nedeniyle herhangi bir risk içermediği gibi yanlış algıya neden olan elektronik sigara gibi ürünlerin riskinin anlatılarak toplumda bilincin yükseltilmesine yönelik eğitsel faaliyetlerin gerçekleştirilmesi olacaktır.

Obezite ve kanser ilişkisine dair yapılmış çok sayıda epidemiyolojik çalışma obezitenin kansere neden olmasının yanı sıra kanser tedavisine yanıtın azalmasına, hastalık seyrinin bozulmasına ve artmış ölüm oranlarına neden olduğunu da ortaya koymaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, sağlıklı bir kiloyu korumak ve fiziksel olarak aktif olmakla bağırsak, meme, rahim, yumurtalık, pankreas, yemek borusu, böbrek, karaciğer, safra kesesi kanserlerinin gelişim riski önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Yaşam tarzı değişiklikleri (örneğin günlük 30-40 dakikalık yürüyüşler, liften zengin meyve sebze ağırlıklı beslenme gibi) ile kansere karşı anlamlı risk azaltımı sağlanması mümkündür.

Sindirim ve boşaltım sisteminin farklı türde kanserleri ile ilişkisi olduğu ispatlanmış olan alkol tüketimi, kanser gelişim riskini azaltmada bireysel farkındalık ve çaba ile önemli oranda önlenme şansına sahiptir.

Dünya genelinde en sık izlenen kanser türü olan cilt kanserine yönelik alınacak önlemler (Güneşin ultraviyole ışınlarına maruziyeti azaltacak şekilde uygun şapka, gözlük, güneş kremi, koruyucu giysiler kullanılması, güneş ışınlarının zararlı etkilerinin en yoğun hissedildiği saatlerde doğrudan bunlara maruz kalınmaması gibi) ile anlamlı risk azaltımı sağlanabilmektedir.

Kansere yol açabildiği ispatlanmış kimi kanserojenlere maruziyetin söz konusu olduğu meslek gruplarında çalışanların iş sırasında koruyucu bariyer (maske, tulum, önlük eldiven gibi) kullanması da kanseri önlemede önemli bir strateji olarak karşımız çıkmaktadır.

Sonuç itibariyle; kansere yol açabileceği kanıtlanmış risk faktörlerinin farkına vararak, bunlardan korunmada bireysel ve toplumsal temelde yapılacaklar konusunda bilgilenerek, önleme çabalarını kararlılıkla sürdürerek, ileri dönemlerde daha büyük bir toplumsal yük haline gelmesi beklenen kanserle savaşımda önemli kazanımlar elde edileceğine şüphe yoktur.

Kanser hastalıklarının her bir tipinin kendine göre etyolojisi, risk faktörleri, tanı ve tedavi yöntemleri vardır. Bu yüzden erken tanı ve tarama stratejileri de kanser tiplerine göre değişmektedir. Bazı kanser tipleri için tarama önerilirken bazı kanser tipleri için önerilmemektedir.

Dünya Sağlık Örgütü; meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanserlerinde vakaların erken evrelerde yakalanmasına yönelik toplum tabanlı tarama programları önermekte ve bu çalışmaların bütüncül bir kanser kontrol programının parçası olması gerektiğini belirtmektedir.

Ülkemizde DSÖ önerileri doğrultusunda 2008 yılından itibaren kayıt, önleme, tarama ve tedavi çalışmalarını bir arada barındıran Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında; meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri için, toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları yürütülmektedir.

Ülke genelinde kanser taramaları; Birinci Basamak ve 2.-3. Basamak Sağlık Kuruluşlarında, Toplum tabanlı ve fırsatçı taramalar şeklinde yapılmaktadır.

Kırsal ve dezavantajlı gruplarımıza illerimizdeki mobil tarama araçları ile de tarama hizmeti verilmektedir.

Ülkemizde yürütülen Ulusal Kanser Tarama programımızda, Meme kanseri taraması; 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir kez klinik meme muayenesi yapılmakta, 2 yılda bir mamografi çekilmektedir.

Rahim ağzı kanseri taraması; 30- 65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA ve smear testi ile yapılmaktadır.

Kalın bağırsak kanseri taraması; 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi (GGK) yapılmakta, 10 yıl da birde kolonoskopi önerilmektedir.

Tarama sonrasında pozitif ya da şüpheli bulunan kişiler ikinci, üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirilmekte ve ileri tetkikler yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından yapılmaktadır.

Ülkemizde hem taramaları artırmak hem de sağlık okur yazarlığı konusunda vatandaşlarımızı bilgilendirmek üzere 81 ilde kanser farkındalık çalışmaları yapılmaktadır.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/02/turkiye-de-her-5-olumden-biri-kanserden-5228.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/02/turkiye-de-her-5-olumden-biri-kanserden-5228.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/02/turkiye-de-her-5-olumden-biri-kanserden-5228-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/02/turkiye-de-her-5-olumden-biri-kanserden-5228.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/turkiye-de-her-5-olumden-biri-kanserden/2799/</link>
			<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 15:10:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anamur Rotary'den rahim ağzı kanseri semineri]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur Rotary Kulübü Dönem Başkanı Sibel Güzel, Ocak ayının teması olarak ‘Rahim Ağzı Kanseri ve Korunma Yöntemleri’ semineri düzenledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur Rotary Kulübü Dönem Başkanı Sibel Güzel, Ocak ayının teması olarak ‘Rahim Ağzı Kanseri ve Korunma Yöntemleri’ semineri düzenledi.

Anamur Ticaret ve Sanayi Odası Rıfat Hisarcıklıoğlu toplantı salonunda gerçekleşen seminere konuşmacı olarak, jinekolog uzman Op. Dr. Taner Kafadar katıldı.

Anamur Kaymakamı Bilal Bozdemir’in eşi ve çok sayıda kadının katıldığı seminerde, gösterimler eşliğinde rahim ağzı kanseriyle ilgili katılımcıları bilgilendiren, jinekolog uzman Op. Dr. Taner Kafadar, rahim ağzı kanserinin önlenebilen bir hastalık olduğu belirtilerek korunma yöntemleri ve erken teşhisin önemine vurgu yaptı.

Kafadar, “Tarama yöntemleri ve erken tanı alındığında hastalığa bağlı ölüm oranları büyük oranda azaltılabiliyor. Belirtileri gördüğünüz anda hemen bir uzmana başvurun. Günümüzdeki gelişmiş tarama testleri ile bu riski en aza indirebiliyoruz” diyerek erken teşhisin önemine dikkat çekti.

Jinekolog uzman Op. Dr. Taner Kafadar, tarama test ve işlemlerin basit ve ağrısız olduğunu söyleyerek, erken dönemde başlanılan tedaviyle kesin sonuç alınabildiğini ve başka bir ek tedaviye ihtiyaç kalmadığını ifade etti. İleri aşamada rastlanılan kansere karşı ise kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemlere başvurulduğunu belirten Anamur’lu, kadınlara kontrollerini düzenli yaptırmaları konusunda uyarılarda bulundu.

Semineri ardından konuşma yapan Rotary Kulübü Dönem Başkanı Sibel Güzel, Ocak Ayı Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle Ocak ayının teması olarak seminer düzenlediklerini belirterek, “Davetimiz üzerine jinekolog uzman Op. Dr. Taner Kafadar seminer verdi. Çok faydalı bilgiler edindik. Katılımcılar adına kendilerine teşekkür ederim. Salonlarını bizlere açan Ticaret Odası Başkanı Mehmet Tuna ve Yönetim Kurulu Üyesi Kaşif Tartan’a destekleri için ayrıca teşekkür ediyorum.” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/01/anamur-rotary-den-rahim-agzi-kanseri-semineri-2126.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/01/anamur-rotary-den-rahim-agzi-kanseri-semineri-2126.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/01/anamur-rotary-den-rahim-agzi-kanseri-semineri-2126-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2023/01/anamur-rotary-den-rahim-agzi-kanseri-semineri-2126.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/anamur-rotary-den-rahim-agzi-kanseri-semineri/2789/</link>
			<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 14:27:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Büyükşehir çalışanlarına diyabet taraması yapıldı]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü nedeni ile belediye personeline kan taraması gerçekleştirildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü nedeni ile belediye personeline kan taraması gerçekleştirildi. Çalışma hakkında bilgi veren Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürü Uzman Doktor Bahar Gülcay Çat Bakır, diyabetin halk arasında şeker hastalığı olarak bilindiğini ve artık dünya genelinde salgın haline ulaşmış bir durumda olduğunu söyledi.

Çat Bakır: “Gerekli taramaların yapılması önemli”

Şeker hastalığının önlenebilmesi ve öncesinde yapılabileceklerin daha da önem kazandığına dikkat çeken Uzm. Dr. Çat Bakır, “Bu taramayla amacımız öncelikle, hastalığını bilmeyen kişilerin hastalık tanısında gecikmelerini engellemek ya da hasta olan kişilerin kan şekeri regülasyonunun doğru olup olmadığını saptayabilmek. Çünkü diyabet başta kalp damar hastalıkları olmak üzere birçok hastalığın, enfeksiyonların artmasında etkin ve öncüldür" dedi.

Diyabeti tek başına şeker hastalığı gibi düşünmediklerini, genelde ikincil veya üçüncül hastalıklara da sebep olması nedeniyle de önlem alınması gereken bir hastalık olarak gördüklerini ifade eden Çat Bakır, “Bunun için de ara ara taramaların yapılması, özellikle aile hekimliği bünyesinde birinci basamaklardaki kişilerin takibi, hasta olan kişilere bireysel tedavilerin düzenlenmesi çok büyük önem arz etmekte” diye konuştu.

Kilo kontrolü sağlamak, yağlı yiyeceklerden uzak durmak ve spor yapmanın, diyabetin önüne geçecek önlemler olduğunu da vurgulayan Çat Bakır; diyabet tanısı konulan kişilerin, özellikle karbonhidratlı, şekerli ve yağlı yiyeceklerden uzak durması gerektiğini belirtti.

Diyabetin belirtilerinin çok sık idrara çıkma, aşırı yemek, ağız kuruluğu, ayaklarda yanma ve yorgunluk hissi olduğunu da sözlerine ekleyen Çat Bakır; bu belirtileri taşıyan kişilerin, özellikle diyabet ön tanısıyla en yakın hastaneye başvurmaları gerektiğini kaydetti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/buyuksehir-calisanlarina-diyabet-taramasi-yapildi-6480.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/buyuksehir-calisanlarina-diyabet-taramasi-yapildi-6480.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/buyuksehir-calisanlarina-diyabet-taramasi-yapildi-6480-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/buyuksehir-calisanlarina-diyabet-taramasi-yapildi-6480.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/buyuksehir-calisanlarina-diyabet-taramasi-yapildi/2588/</link>
			<pubDate>Tue, 15 Nov 2022 13:41:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocukluk çağında en sık rastlanan kanser: lösemi]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle;

Lösemiler, normalde farklı tiplerde kan hücrelerine dönüşecek olan hücrelerden köken alan kanserlerdir. Çocukluk çağında en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu (IARC) verilerine göre; 2020 yılında Dünya’da 0-14 yaş aralığında 67.008 vaka tahmin edilmekte olup, bu haliyle çocukluk çağında görülen tüm kanserlerin üçte birini (%32,7) oluşturmaktadır.  Ülkemizde de dünya ile benzer biçimde tüm çocukluk çağı kanserlerinin üçte birini (%33,4) lösemiler oluşturmaktadır. Erken evrede teşhis edilen birçok çocukluk çağı kanseri gibi lösemiler de yüksek oranlarda tedavi edilebilmektedir. 

Halihazırda çoğu çocukta belirti vermeden önce, löseminin erken teşhisi için yaygın olarak kullanımı önerilen bir kan tetkiki veya diğer tarama testleri bulunmamaktadır. Çocuğun doktora gitmesini sağlayacak belirtilere yol açtığından çocukluk çağı lösemilerine sıklıkla tanı konabilmektedir. Başvuru sonrası hekimler tanı koyma sürecinde lösemiye işaret edebilecek kan testlerini uygularlar. Lösemileri erken saptamanın en iyi yolu, söz konusu hastalığın olası belirtilerini gözden kaçırmamaktır.

Lösemi riskinin yüksek olduğu bilinen çocuklarda (Li-Fraumeni sendromu veya Down sendromu gibi genetik bir duruma sahip çocuklarda olduğu gibi) birçok hekim durumu yakından takip ederek düzenli tıbbi kontrolleri sürdürmekte ve şüphe uyandıran hallerde ilave başka testler önermektedir. Benzer durumlar diğer kanser türleri için kemoterapi ve/veya radyasyon tedavisi alan, organ nakli yapılan veya bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar alan çocuklar için de geçerlidir. Sözü edilen çocuklarda lösemi riski genel topluma oranla daha yüksek olmasına karşın hala küçük bir risktir.

Löseminin belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

- Kansızlık (anemi)

- Enfeksiyonlara yatkınlık, sık sık hastalanma, yüksek ateş

- Çeşitli kanamalar (burun kanaması, diş eti kanamaları, cilt altı kanaması gibi), ciltte sık sık çürük oluşumu, kesik oluştuğunda kanamanın güçlükle durdurulması

- İştahsızlık, kilo kaybı 

- Dalak ve/veya karaciğerde büyüme

- Lenf düğümlerinde şişlikler (ciltte ele gelen yumrular)

- Halsizlik, solukluk, çabuk yorulma, çarpıntı

- Kemik ve eklemlerde ağrılar, şişlik ve hareket kısıtlığı

Yukarıda sayılan belirtilerden birçoğunun lösemi dışı herhangi başka bir sebepten de kaynaklanabileceği ve aslında bu ihtimalin daha yüksek olduğu unutulmamalıdır. Ancak, anılan belirtilerin var olması halinde bir hekim tarafından kontrol edilerek olası nedenin saptanması ve tedavinin düzenlenmesi önem arz etmektedir.

 

Tanı

Tanı, esasen hastanın şikâyet ve muayene bulguları değerlendirilirken lösemi ihtimalinin göz önünde bulundurulmasına dayanır. Lösemi şüphesi sonrasında yapılacak kan testleri ile tanı netleştirilebilir. Ardından kemik iliği aspirasyonu/biyopsisi, özel kan testleri ve genetik testler yapılabilir. 

Tedavi

Günümüzde çocukluk çağı lösemileri %80 oranında tedavi edilebilmektedir. Hastalık, ülkemizde de başarı ile tedavi edilmekte olup tedavi başarısı diğer dünya ülkelerinden farklılık göstermemektedir.

Lösemi kemoterapi ile tedavi edilmektedir. Gerekli olduğu durumlarda kemik iliği nakli, radyoterapi gibi tedaviler de kullanılmaktadır. 

Çocuklarda lösemi tedavisi devletin güvencesi altında olup ücretsiz yapılmaktadır.  

Sağkalım

Özellikle akut lösemilerde hastalığın tamamen tedavi edilme oranı çok yüksektir. Diğer lösemilerde de sağkalım oranları yüksektir. Ülkemizin verilerinin de yer aldığı Küresel Kanser Sağkalım Eğilimleri Sürveyansı (CONCORD-3) çalışmasına göre; akut lenfoblastik löseminin 5-yıllık sağ kalım oranı %80.9 olarak bulunmuştur.  

Önleme

Çocukluk çağı lösemilerinin, yaşam tarzı ve çevre ile ilgili olası sebepleri çok azdır. Bu nedenle çoğu durumda anne-baba ve çocukların bu kanserleri önlemek için bireysel bazda yapabilecekleri bir şey olmadığını bilmesi önemlidir. 

Bununla birlikte, çevresel risk faktörü olarak radyasyona ve bazı kimyasallara maruz kalmanın lösemi riskini artırabildiği bilinmektedir.

Bazı çalışmalarda çocukluk çağı lösemisi ile hamilelik sırasında veya erken çocukluk döneminde hane halkı pestisit maruziyeti arası ilişki çalışılmışsa da olası bir bağlantıdan söz edebilmek için daha ileri araştırmalara ihtiyaç olduğu belirtilmiştir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/cocukluk-caginda-en-sik-rastlanan-kanser-losemi-1848.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/cocukluk-caginda-en-sik-rastlanan-kanser-losemi-1848.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/cocukluk-caginda-en-sik-rastlanan-kanser-losemi-1848-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/cocukluk-caginda-en-sik-rastlanan-kanser-losemi-1848.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/cocukluk-caginda-en-sik-rastlanan-kanser-losemi/2556/</link>
			<pubDate>Fri, 04 Nov 2022 14:49:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Akciğer kanseri farkındalık ayı]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla açıklama yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle;

Bilindiği üzere kanser, beraberinde getirdiği sağlık sorunlarının yanı sıra, maddi ve manevi yönden uzun süreli mücadele gerektiren bir hastalık grubudur. Çalışmaların gösterdiği gibi Dünya genelinde erkekler arasında en sık görülen kanser türü akciğer kanseri iken kadınlarda 3. sırada yer almakta ve önemini korumaktadır. Pek çok popülasyon için bu kanser türünün %80’inde sorumlu etken tütün kullanımıdır. Akciğer kanserinin diğer nedenleri arasında mesleki (asbest, ağır metaller) ve çevresel risk faktörlerine maruziyet (pasif içicilik, radon) yer almaktadır. Henüz etkin bir tarama yöntemi bulunmuyor olsa da tütün kontrolünün akciğer kanserine karşı mücadelenin en temel ve en etkin aracı olduğu bilinmektedir. Ulusal Tütün Kontrol Programımız ile toplumdaki tüm bireylerin, tütün ürünlerinin sağlık, ekonomik, çevresel ve sosyal zararlarından korunması hedeflenmektedir. 

Akciğer kanseri; yapısal olarak normal akciğer dokusunda bulunan hücrelerin ihtiyaç ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür. İleriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak organlara yayılarak (karaciğer, kemik, beyin vb. gibi) hasara yol açar. Bu yayılıma metastaz adı verilmektedir.          

Akciğer Kanseri Risk Faktörleri; Akciğer kanserlerinin yaklaşık %90’ı tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı ile oluşmaktadır. Akciğer kanseri için diğer risk faktörleri arasında; pasif içicilik (sigara), akciğer kanseri yönünden aile öyküsünün varlığı, bazı vitaminler, radon/asbest gibi kimyasallara maruziyet, arsenik gibi endüstriyel ürünlere maruziyet, radyasyon maruziyeti, bazı organik kimyasallar, hava kirliliği, HIV enfeksiyonu ve tüberküloz yer almaktadır. 

Tütün ve Tütün Ürünleri Kullanımı; Sigara kullanımı akciğer kanserinin en sık görülen nedenidir. Günlük içilen sigara sayısı, sigara içme süresi, sigaraya başlama yaşı, dumanı derin çekme, sigaranın içeriğindeki katran miktarı ile kanser gelişme riski artar. Sigara dumanında 4000’den fazla kimyasalın ve 70’den fazla kanserojen madde olduğu uzun yıllardır bilinmektedir. Sigara dumanına pasif olarak maruz kalınması da akciğer kanseri riskini arttırmaktadır. Kendileri sigara içmedikleri halde ev veya işyerlerinde pasif olarak dumana maruz kalan kişilerde akciğer kanseri gelişme riski % 20-30 oranında artmaktadır. Sigaranın bırakılması durumunda akciğer kanseri olasılığı zamanla azalmakta, sigara bırakıldıktan 10-20 yıl sonra hiç içmemişlerin düzeyine yaklaşmaktadır. En önemli risk faktörü tütün kullanımı olmakla birlikte, akciğer kanserinin hiç sigara kullanmamış kişilerde de görülebileceği unutulmamalıdır.

Asbest: Bazı toprak ve kayalarda bulunan, saç gibi ince liflerden oluşan asbest doğal bir mineral olup yanmaz ve yalıtkan özellikleri nedeniyle tüm dünyada inşaat ve bazı üretim işlerinde (gemi, izolasyon ve otomotiv) uzun yıllar yaygın şekilde kullanılmıştır. Bu tür işlerde çalışan kişilerde mesleksel olarak asbest liflerine temas söz konusu olabilmektedir. Sanayileşmiş ülkelerde maruziyet genellikle endüstriyel alanda gerçekleşirken ülkemizde daha çok kırsal kesimde çevresel temas şeklinde gerçekleşmiştir.  Toprağın doğal yapısında bulunan asbest lifleri solunum havası ile alındığında akciğeri zedeler ve sonunda akciğer zarı kanseri olan mezotelyoma gelişir. Asbest teması tek başına akciğer kanseri olasılığını 1.5-5.4 kat arttırırken, sigara içen kişilerde bu risk daha da fazla olmaktadır. 

Radon Gazı: Toprakta doğal olarak bulunan ve kokusuz radyoaktif bir gaz olan radon; bina zeminindeki çatlaklardan, bina yapımında kullanılan yapı malzemelerinden, doğalgaz ve su borularından ev içlerine sızarak görünmez bir tehlike oluşturabilmektedir. Ev içi radon maruziyetinin en önemli bileşeni binanın temelindeki toprak ve kayalardır. Tüm akciğer kanserlerinin %3 ila 15’inde sebebin tek başına radona maruziyet olduğu, sigara kullanım öyküsü bulunmayan vakalarda önemli bir kanser etkeni olduğu bilinmektedir.

Verem hastalığı (tüberküloz): Bu hastalığın yerleştiği akciğer alanında sonradan akciğer kanseri gelişebilmektedir.

Daha önceden akciğer kanseri geçirmiş olmak: Bir kere akciğer kanseri nedeniyle ameliyat olmuş veya ışın tedavisi uygulanmış olan kişilerde ikinci bir kanser gelişme riski vardır. Sigara içmek bu riski ayrıca arttırır.

Bazı kimyasalların uzun süreli solunması (arsenik, berilyum, kadmiyum, uranyum, vinil klorid, nikel kromat, kömür ürünleri, petrol ürünleri gibi kansere yol açan kimyasallara maruziyet).

Radyoterapi öyküsü, Yüksek düzeyde hava kirliliği, Ailede akciğer kanseri öyküsü olması

Erken Tanı: Kanserin erken evrede iken tespiti, başarılı bir şekilde tedavi edilme olasılığını arttırır. 

Akciğer Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Genellikle Akciğer kanserinin neden olduğu bulgu ve şikâyetlerin oluşumu için birkaç yıl geçer ve hastalık ileri evreye gelinceye kadar fark edilemeyebilir. Başka bir rahatsızlık ya da kontrol için çekilen akciğer grafisinde görülebilir. 

Tümörün kendisinin ve göğüs içi yayılımının yol açtığı, en sık izlenen belirtiler: Geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük, Öksürürken kan veya kanlı balgam çıkarmak,derin nefes alırken, öksürürken veya gülerken kötüleşen göğüs ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybı, ses kısıklığı, nefes darlığı, sürekli tekrarlayan veya geçmeyen bronşit ve/veya zatürre gibi akciğer enfeksiyonlarıdır. 

Tanı Nasıl Konulur?

Akciğer kanserinin tanı ve evrelemeye yönelik testleri genellikle aynı zaman diliminde yapılır. Düz akciğer röntgenleri ile akciğerde kitle tespit edilen hastalarda öncelikle bilgisayarlı tomografi çekilir. Elde edilen üç boyutlu görüntü ile kitleye nasıl ulaşılabileceğine karar verilir. Hastadan ya tomografi rehberliğinde ya da bronkoskopi dediğimiz ince bükülebilir bir tüple akciğerine ulaşılarak iğneyle parça alınır. Gerekli görüldüğü takdirde farklı görüntüleme tetkikleri de yapılabilir. 

Tedavi; Hastadan hastaya farklılaşabilmekle birlikte tedavi kararında; hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının varlığı gibi birden fazla faktör etkilidir. Multidisipliner bir çalışma gerektiren bu tedaviler; cerrahi, hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi, kemoterapi gibi farklı seçenekleri içermektedir. 

Unutmayın… Erken teşhis hayat kurtarır. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/akciger-kanseri-farkindalik-ayi-1451.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/akciger-kanseri-farkindalik-ayi-1451.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/akciger-kanseri-farkindalik-ayi-1451-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/11/akciger-kanseri-farkindalik-ayi-1451.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/akciger-kanseri-farkindalik-ayi/2555/</link>
			<pubDate>Thu, 03 Nov 2022 15:50:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Gazeteci Cömertler ameliyat oldu]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Yeni Anamur Gazetesi Sahibi Kamil Cömertler, önceki gün ameliyat oldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yeni Anamur Gazetesi Sahibi Kamil Cömertler, önceki gün ameliyat oldu.

Gazeteci Kamil Cömertler yaşadığı sağlık problemleri nedeniyle yapılan tetkik ve tahliller sonrası ameliyat oldu.

Adana Şehir Hastanesinde Doç. Dr. Hakan Ercil tarafından ameliyat edilen Cömertler'in durumunun iyi olduğu öğrenildi.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Zümrüt Cömertler de eşinin tedavisi sürecinde hastanede bulundu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/10/gazeteci-comertler-ameliyat-oldu-4943.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/10/gazeteci-comertler-ameliyat-oldu-4943.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/10/gazeteci-comertler-ameliyat-oldu-4943-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/10/gazeteci-comertler-ameliyat-oldu-4943.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/gazeteci-comertler-ameliyat-oldu/2506/</link>
			<pubDate>Thu, 13 Oct 2022 17:45:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kadınlarda en çok görülen kanser!]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü'nden, ülkemizde ve dünyada kadınlarda en sık görülen ve aynı zamanda en sık ölüme neden olan meme kanserine ilişkin açıklama yapıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle;

Ülkemizde ve dünyada kadınlarda en sık görülen ve aynı zamanda en sık ölüme neden olan meme kanseri, meme dokusunda yer alan hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile ortaya çıkmaktadır. 4 Şubat 2021 de Dünya Sağlık Örgütü artık meme kanserinin tüm yeni tanı konulan kanserlerin %11.7’si olarak ilk sıraya yükseldiği, akciğer kanserinin bunun ardından %11.4 ile ikinci sıklıkta, kalın bağırsak kanserinin %10 ile üçüncü, prostat kanserinin %7,3 ile dördüncü ve mide kanserinin %5,6 ile beşinci sıklıkta görüldüğünü duyurmuştur.

Geçmişte ileri evrede teşhis edilen meme kanseri, günümüzde Bakanlığımızca yürütülen tarama programlarının etkisi ile daha erken evrede teşhis edilebilmekte ve erken tanı oranlarımızda artış sağlanabilmektedir. En son ulusal kanser istatistiklerimizde yeni tanı alan meme kanserlerinin %48.2’silokalize kanserler iken, %10.2’si uzak organ tutulumlu kanser olarak bildirilmektedir.

Erken evrelerde tespit edilen meme kanserlerinin hem tedavileri daha başarılı olmakta hem de yaşam kalitesi önemli ölçüde artmaktadır. Bu sebeple, yürütülen toplum tabanlı taramalar yolu ile kadınlarımızın olası bir kanser gelişimi durumunda kanser gelişim sürecini erken evrede, henüz klinik bulgular ortaya çıkmadan önce tespit etmek ve kadınlarda meme kanserine bağlı   ölüm hızını düşürmek mümkün olabilmektedir.

Ülkemizde toplum tabanlı kanser taramalarına tüm illerimizde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) kurularak başlanmış, akabinde bu tarama programlarına Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) dahil edilmiştir. Sözü edilen merkezlerimizde Avrupa Birliği Kalite Standartlarına uygun tarama programları ile son teknoloji dijital mamografi cihazlarımız yoluyla halkımıza ücretsiz olarak hizmet verilmektedir. Yine bu merkezlerimizde halk eğitimleri, KKMM (Kendi Kendine Meme Muayenesi ) eğitimi verilmekte ve broşür dağıtımı da yapılmaktadır.

Ulusal Kanser Kontrol Programımızda; tarama stratejilerinin yanı sıra korunma ve önleme programları ve halkın konuya ilişkin bilinçlendirilmesi çalışmaları da etkili olarak yürütülmektedir.

Kadınlarımız meme kanserinin risk faktörleri, belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri konularında bilgilendirilmeli, kanserden korunacak sağlıklı yaşam koşullarına yönlendirilmelidir.

Korunma     

Tüm kanserlerde olduğu gibi; sebze ve meyveden zengin, uygun koşullarda hazırlanmış gıdaların tüketimi ile sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yerleştirilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, sağlıklı kiloda olma, sigara ve alkol kullanımından uzak durma ile meme kanseri riski azaltılabilmektedir. Aile hekimine danışılarak sağlıklı kiloda olunup olunmadığı öğrenilebilir. Emzirmenin meme kanserinden koruduğuna dair çok sayıda çalışma bulunduğu için tüm annelerin bebeklerini en az 2 yıl süreyle emzirmeleri önerilmektedir.

Meme kanseri birçok faktör nedeniyle ortaya çıkan kronik bir hastalıktır. Tüm invaziv meme tümörleri için değiştirilebilen risk faktörlerine atfedilen risk  % 62.8 iken, değiştirilemeyen risk faktörlerine atfedilen risk %37.2 olarak saptanmıştır.

Meme kanserinde yaşam şekliyle ilişkili, değiştirilebilir risk faktörleri aşağıdaki gibidir:

- Sedanter / hareketsiz bir yaşam sürmek,

- Fazla kilolu ya da şişman (obez) olmak (özellikle menapozdan sonra 5kg.dan fazla kilo almak),

- Sigara içmek,

- Hiç doğum yapmamış olmak,

- Otuz beş yaşından sonra anne olmak,

- Hiç bebek emzirmemiş olmak,

- Menopoz sonrası iki yıldan uzun süreyle, hormon ilacı kullanmak  (HRT),

- Alkol kullanmak: Özellikle günde 1 bardaktan (1 bira, 1 bardak şarap, 1 duble sert alkollü içecek) daha fazla alkol tüketimi riski daha çok arttırmaktadır.

Meme kanserinde değiştirilemeyecek risk faktörleri ise şunlardır:

- Kadın olmak: Kadınlarda erkeklerden 100 kat daha fazla meme kanseri görülmektedir.

- Yaş almak: Yaş arttıkça meme kanseri riski artmaktadır (40 yaş ve üzerinde).

- Belirli genlere sahip olmak (BRCA1, BRCA2)

- Ailede meme kanseri öyküsünün olması: Birinci derece akrabalarda (anne, kız kardeş, kız çocuk) meme kanseri görülmesi riski iki kat arttırmaktadır. Ancak, meme kanseri olan kadınların çoğunluğunda (yaklaşık 10 kişiden 8'inde) ailede meme kanseri öyküsü olmadığını belirtmek önemlidir.

- Kişinin bir memesinde kanser olması: Bu durum diğer memede ve aynı memenin diğer bölgelerinde kanser görülme riskini arttırmaktadır.

- Yoğun meme dokusuna sahip olmak

- Memede iyi huylu oluşumların (fibroadenom gibi) olması

- Erken adet (menarş) görmeye başlamak (12 yaşından önce)

- Geç menapoza girmek (55 yaşından sonra)

- Göğüs kafesi bölgesine radyoterapi almış olmak.

Meme Kanserinin Belirtileri

Memelerin normalde nasıl göründüğünü bilmek, meme sağlığının önemli bir parçasıdır. Kadınlar yirmi yaşından başlayarak, her ay düzenli olarak kendi memelerini muayene ettiklerinde, memelerinde oluşabilecek en ufak değişikliği erkenden fark edebileceklerdir. Meme kanserini olabildiğince erken yakalamak, başarılı bir tedavi şansı sunar. Ancak neyin aranacağını bilmek, düzenli mamografilerin ve diğer tarama testlerinin yapılmasının yerini tutamaz. Tarama testleri, herhangi bir belirti ortaya çıkmadan çok önce, meme kanserinin erken evrelerde bulunmasınısağlar.Bu nedenle, ülkemizde 40-69 yaş arasındaki kadınlara, herhangi bir yakınmaları olmadan önce, her iki yılda bir kez ve ücretsiz olarak mamografi ile tarama yapılmaktadır.

Meme kanserinin en sık rastlanan belirtisi; memede ağrısız, zamanla büyüyen bir yumrunun (kitlenin) ele gelmesi, hissedilmesidir.  Ayrıca ele gelen yumru (kitle) olsa da olmasa da aşağıdaki belirtiler de meme kanserinde görülebilmektedir:

- Bir memenin tamamının veya bir kısmının şişmesi (belirgin bir yumru hissedilmese bile)

- Memede ya da meme ucunda ağrı

- Meme derisinde kaşıntı ve yanmayla belirgin yangısal durum (ekzema, mayasıl)

- Meme ucunda çekilmeler

- Memede portakal kabuğu görünümü

- Meme derisinde tahriş

- Tek taraflı meme ucunda akıntı (özellikle kanlı akıntı)

- Memenin bir kısmında veya tümünde şişlik, memede şekil değişikliği

Meme ya da meme ucu derisinde kızarıklık, kabuklaşma, kalınlaşma 

- Koltuk altında yumru (kitle), bazen memede yumru hissedilmeden önce, kanser koltuk altında veya köprücük kemiğinin etrafında şişme veya yumruya neden olabilir.

Bu belirtilerden herhangi biri meme kanseri dışındaki durumlardan da kaynaklanabilmekle birlikte sayılan belirtiler görüldüğünde, nedeninin bulunabilmesi için bir genel cerrahi uzmanına muayene olunmalıdır.

Tanı:

Meme kanseri ileri dönemlere gelene kadar belirti vermeyebilir. Bu nedenle yukarıdaki belirtiler tanı koymak için yeterli olmadığından en yakın sağlık merkezlerine başvurulması gerekmektedir. Meme kanserine erken dönemde tanı konması, tedavide başarıya ulaşma ve sağ kalım süresini artırmaktadır.Bu nedenle 40-69 yaş aralığında tüm kadınlara 2 yılda bir mamografi çektirmesi önerilmektedir. Erken teşhiste en önemli faktör, kadınların bu konuda bilinçlenmesi ve 40 yaşından itibaren düzenli olarak mamografi yaptırmalarıdır.

Kadınlara tarama merkezlerimizde özellikle erken tanı için aşağıdaki yöntemler öğretilmekte ve uygulanmaktadır.

Kendi Kendine Meme Muayenesi (KKMM):

KKMM kadının evinde tek başına rahatlıkla her an uygulayabileceği bir muayene yöntemidir. KKMM’ni etkili bir şekilde yapabilmek için bu konuda eğitim almak ve öğrenilenleri her ay düzenli olarak yapmak gerekmektedir. KKMM eğitimi almak için merkezlerimize başvurulması yeterlidir.

Kadınlar 20 yaşından sonra her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Bu muayene sırasında ayna karşısına geçilerek her iki memenin görüntüsünün simetrik olup olmadığına bakılır. Meme başı ve derisinde çökme veya çekilme, deride kızarıklık ve ödem varlığı incelenir. Bu muayene ile özellikle deriye ve meme başına yakın tümörler kadının kendisi tarafından erken evrede fark edilebilir. Kendini düzenli olarak muayene eden bir kadın, yeni gelişen bir kitleyi, meme derisi veya meme başındaki çekintiyi veya renk değişikliğini, asimetrik görünümü ayırt edebilir. Kanser şüphesi uyandıran kitleler diğer meme dokusundan daha sert yapıda (ceviz sertliğinde), sınırları net ayırt edilemeyen, hareketi kısıtlı ve genellikle ağrısızdırlar. Memesinde bir kitle veya her zamankinden farklı bir görünüm fark eden kadın, hemen doktoruna başvurmalıdır.

Klinik Meme Muayenesi:

Her ay düzenli ve sürekli yapılacak KKMM ’ye ilave olarak, 40 yaşından itibaren yılda bir kez de doktora meme muayenesi için gitmelidir.

Eğer birinci derece yakınlarında meme kanseri tanısı alan kişi varsa, bu muayeneler, kanser tanısı alan akrabanın tanı aldığı yaştan beş yıl öncesinden başlamalıdır.

Mamografi çekilmesi:

Ülkemizde, Ulusal Kanser Tarama Standartlarına gore 40-69 yaş aralığında; yakınması olmayan kadınlarda meme kanserinin erken tanısı için yapılır.2 yılda  bir çekilir. Tarama sırasında her iki meme için standart olarak birisi medyolateraloblik (MLO), diğerikraniyokaudal (CC) olacak şekilde iki pozisyonda  film  çekilmesidir.

Günümüzdekullanılandijitalmamograficihazlarıilekadınlarımızadahakonforluhizmetsunulmaktadır.

Tedavi

Meme kanseri tek bir hastalık olmakla birlikte, her bir hastanın kanseri pek çok farklı özellikler gösterebilmekte ve tedaviler de her bir kadının kendi meme kanserinin özelliklerine göre, yani kişiye özel belirlenmektedir. Tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının var olup olmaması gibi birden fazla faktör etkilidir.

Meme kanseri tedavisi, özellikle hastalık erken teşhis edildiğinde, %90 veya daha yüksek hayatta kalma olasılıklarına ulaşarak oldukça etkili olabilir. Meme kanserinde cerrahi, ışın tedavisi (radyoterapi) ve ilaç tedavisi (kemoterapi) gibi farklı tedavi seçenekleri uygulanmaktadır.T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Kanser Dairesi Başkanlığı WEB sitesinden meme kanseri ve diğer kanserler için dökümanlara ulaşabilir ve ‘’Hangi Tarama Bana Uygun’’ linkini kullanarak size en yakın tarama merkezine yönlendirilebilirsiniz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/10/kadinlarda-en-cok-gorulen-kanser-8108.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/10/kadinlarda-en-cok-gorulen-kanser-8108.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/10/kadinlarda-en-cok-gorulen-kanser-8108-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/10/kadinlarda-en-cok-gorulen-kanser-8108.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/kadinlarda-en-cok-gorulen-kanser/2487/</link>
			<pubDate>Thu, 06 Oct 2022 13:21:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Başkan Seçer'den, Prof. Caneva'ya geçmiş olsun ziyareti]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, İtalya Lecce Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Yumuktepe Höyüğü önceki Kazı Başkanı Prof. Dr. Isabella Caneva’ya geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, İtalya Lecce Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Yumuktepe Höyüğü önceki Kazı Başkanı Prof. Dr. Isabella Caneva’ya geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.

Yumuktepe kazısı esnasında yamaçtan düşerek talihsiz bir kaza yaşayan Caneva ile sağlık durumu hakkında sohbet eden Başkan Seçer, Yumuktepe Kazı Evi’ni de gezdi.

Yumuktepe Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Giulio Palumbi ve Yumuktepe’de görev yapan arkeologlar da ziyarette yer aldı.

Başkan Seçer: “Büyükşehir olarak her zaman yanınızdayız”

Caneva’ya çiçek götüren ve geçmiş olsun dileğini ileten Başkan Seçer, sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Caneva’ya kendisine dikkat etmesini söyleyen Başkan Seçer, Büyükşehir Belediyesi olarak sağlık konusunda neye ihtiyaçları varsa kendileri ile temas kurmalarını istedi.

Başkan Seçer’in ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Caneva da, yaşadığı kazanın etkisinin halen sürdüğünü, ancak yavaş yavaş da olsa sağlığına kavuşacağını belirtti. Caneva, kazı çalışmalarıyla ilgili de Başkan Seçer’e bilgi verdi.

Başkan Seçer ziyaretin ardından Yumuktepe Kazı Evi’ni inceledi. Laboratuvar, depo gibi alanları gezen Başkan Seçer, Yumuktepe Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Giulio Palumbi’den, çalışmaların geldiği son nokta hakkında da bilgi aldı.

[ilgili-anket=2]
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/baskan-secer-den-prof-caneva-ya-gecmis-olsun-ziyareti-8261.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/baskan-secer-den-prof-caneva-ya-gecmis-olsun-ziyareti-8261.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/baskan-secer-den-prof-caneva-ya-gecmis-olsun-ziyareti-8261-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/baskan-secer-den-prof-caneva-ya-gecmis-olsun-ziyareti-8261.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/baskan-secer-den-prof-caneva-ya-gecmis-olsun-ziyareti/2470/</link>
			<pubDate>Mon, 26 Sep 2022 13:49:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Müdürlüğü'nden Lenfoma Farkındalık Günü'ne ilişkin açıklama]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü'nden, 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü dolayısıyla açıklama yapıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle;

Vücudumuzun değişik bölgelerinde bulunan ve enfeksiyon hastalıklarına karşı vücudumuzun direncini sağlayan lenf bezleri, bağışıklık sistemimizin önemli bir bileşenidir.

Lenfomalar, lenfoid dokularda doğal olarak bulunan lenfosit adı verilen hücrelerden gelişen kötü huylu lenf bezi hastalıklarıdır. Lenfomalar başlıca iki tip olarak değerlendirilir: Hodgkin Tipi Lenfoma (Hodgkin Hastalığı olarak da bilinir ve lenfomaların yaklaşık %15’ini oluşturur) ve Hodgkin Dışı Lenfoma (tıpta Non-Hodgkin Lenfoma/NHL olarak adlandırılır olguların yaklaşık %85’ini oluşturur).

Lenfomaların görülme sıklığı, erkeklerde yüz binde 6,9 ile kanserler arasında yedinci sırada iken kadınlarda yüz binde 5,2 ile sekizinci sırada bulunmaktadır. Çok daha seyrek olarak çocuklarda da görülebilmektedir. 0-14 yaş erkek çocuklarda milyonda 24, kız çocuklarında ise milyonda 11,4 sıklığında görülmekte ve hem erkek hem de kız çocuklarında üçüncü sırada yer almaktadır.

Lenfomaların genel olarak 80’den fazla alt tipi vardır ve her birinin klinik tedavisi de farklılık gösterir.

Lenfomaya neyin sebep olduğu kesin olarak açıklığa kavuşturulamamış olmakla birlikte araştırmacılar, bazı risk faktörlerini belirlemişlerdir. Risk etkenleri şu şekilde sıralanabilir:

a. Yaş: Yaşlanmak, genel olarak lenfoma için önemli bir risk faktörüdür ve vakaların çoğu 60 yaş ve üstü kişilerde görülmektedir.

b. Cinsiyet: Genel olarak erkeklerde lenfoma görülme riski kadınlardan daha yüksekse de bazı alt tipler kadınlarda daha sık görülebilmektedir.

c. Irk, etnik köken ve coğrafya: Beyaz ırkta lenfoma görülme olasılığı daha yüksektir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa en yüksek lenfoma oranlarına sahip bölgeler arasındadır. Bazı lenfoma türleri, dünyanın bazı bölgelerinde daha yaygın görülen birtakım enfeksiyonlarla ilişkili kabul edilir.

d. Aile öyküsü: Lenfomalı birinci derece bir akrabaya (ebeveyn, çocuk, kardeş) sahip olmanın, lenfoma geliştirme riskini artırabileceği kabul edilir.

e. Bazı kimyasallara ve ilaçlara maruz kalma: Bazı araştırmalar, benzen ve yabani ot ve böcek öldürücü maddeler gibi kimyasallara maruz kalmanın lenfoma riskini artırdığını düşündürmektedir. Kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçların da Hodgkin dışı lenfoma riskini artırdığı gözlenmiştir. Ancak bu durumun hastalığın kendisiyle mi ilgili yoksa tedavinin bir etkisi mi olduğu tam olarak belirlenememiştir.

f. Radyasyon maruziyeti: Atom bombası ve nükleer reaktör kazalarından kurtulanlar üzerinde yapılan araştırmalar, bu kişilerin NHL, lösemi ve tiroid kanseri de dâhil

olmak üzere çeşitli kanser türlerini geliştirme risklerinin arttığını göstermiştir. Hodgkin lenfoma gibi diğer bazı kanserler için radyasyon tedavisi gören hastalarda, yaşamın ilerleyen dönemlerinde NHL gelişme riski biraz artmaktadır. Bu risk hem radyasyon tedavisi hem de kemoterapi ile tedavi edilen hastalar için daha fazladır.

g. Zayıflamış bir bağışıklık sistemine sahip olmak: Çeşitli sebeplerle bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlarla tedavi edilenler, HIV’le enfekte kişiler, bazı sendromal hastalıklara sahip olanlar gibi zayıflamış bağışıklık sistemine sahip bireylerde NHL riski artmaktadır.

h. Otoimmün Hastalıklar: Romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus, Sjögren hastalığı, çölyak hastalığı (glütene duyarlı enteropati) ve diğer bazı otoimmün hastalıklar, artan NHL riski ile ilişkilendirilmiştir.

i. Bazı enfeksiyonlar: İnsan T-hücresi lenfotropik virüsü (HTLV-1) ile enfeksiyon, Epstein-Barr virüsü (EBV) ile enfeksiyon, insan herpes virüsü 8 (HHV-8), Helicobacter pylori, Chlamydophila psittaci, Campylobacter jejuni, Hepatit C virüsü (HCV) ile enfekte olmuş kişilerde lenfoma görülme riskinin arttığı gözlemlenmektedir.

j. Vücut ağırlığı: Diğer birçok kanserde olduğu gibi bazı çalışmalar aşırı kilolu veya obez olmanın NHL riskini artırabileceğini düşündürtmektedir.

k. Meme implantları: Nadir olmakla birlikte, meme implantı olan bazı kadınlarda bir tür anaplastik büyük hücreli lenfoma (ALCL) geliştiği gözlemlenmektedir.

Lenfomanın tipine ve vücutta nerede olduğuna bağlı olarak birçok farklı belirti ve semptom görülebilir. Bazen büyük boyutlara ulaşıncaya kadar herhangi bir belirti ortaya çıkmayabilmektedir. Aşağıda listelenen belirtilerden bir veya daha fazlasının varlığı, mutlaka lenfoma olduğu anlamına gelmez. Yine de sayılan belirtilerin varlığı halinde hekiminize başvurmanız yerinde olacaktır:

- Bacaklarda ve bileklerde şişkinlik

- Karın ağrısı ve karında şişkinlik

- Gece terlemeleri ve ateş

- İştah ve/veya kilo kaybı

- Titreme

- Normal olmayan kaşıntı

- Bitkinlik

- Acı veya normalde olmayan fiziksel his

- Normal olmayan yorgunluk/enerji kaybı

- Kronik öksürük

- Nefes darlığı

- Bademciklerin şişmesi

- Baş ağrısı

Maalesef lenfomalar için erken tespite yönelik kabul edilmiş bir tarama metodu bulunmamaktadır. Bu nedenle kişilerin lenfoma belirtisi olabilecek belirtileri bilmeleri ve bu belirtileri tespit etmeleri durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurmaları büyük önem taşımaktadır.

Lenfomanın tanısında en önemli basamaklar ayrıntılı öykü ve fizik muayenedir. Öykü ve muayenede şüpheli bulguların tespit edilmesi durumunda lenf nodu biyopsisi, kemik iliği biyopsisi, görüntüleme tetkikleri, kan sayımı, kan testleri, biyokimyasal incelemeler gibi ek tanı metotlarına başvurulur.

Hastalığın türlerine göre farklı tedavi yöntemleri mevcuttur. Kemoterapi, radyoterapi gibi klasik tedavi metotlarına ek olarak uygun hastalarda biyolojik tedaviler (monoklonal antikorlar), kök hücre nakli gibi yöntemlere de başvurulabilmektedir. Biyopsi ve hastalığın durumunu tespit amaçları dışında, cerrahi lenfoma tedavisinde nadiren kullanılmaktadır.

Her yıl 15 Eylül'de Dünya Lenfoma Farkındalık Günü kutlanmaktadır. Dünya Lenfoma Farkındalık Günü, ilk kez 2004 yılında Lenfoma Koalisyonu tarafından hastalığa yönelik bilgi eksikliğini gidermek, hastalık hakkında farkındalığı artırmak, hastaların ve bakım verenlerinin karşılaştığı duygusal ve psikososyal zorluklara dikkat çekmek için kutlanıldı.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de “erken tanı ve tedavi hayat kurtarır” prensibinden hareketle ile her yıl 15 Eylül gününü hastalığa yönelik dikkat çekmek, bilgilendirmek ve hastalık ve tedavisine ilişkin güncel durumu gözden geçirmek üzere kutluyoruz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/saglik-mudurlugu-nden-lenfoma-farkindalik-gunu-ne-iliskin-aciklama-7325.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/saglik-mudurlugu-nden-lenfoma-farkindalik-gunu-ne-iliskin-aciklama-7325.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/saglik-mudurlugu-nden-lenfoma-farkindalik-gunu-ne-iliskin-aciklama-7325-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/saglik-mudurlugu-nden-lenfoma-farkindalik-gunu-ne-iliskin-aciklama-7325.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/saglik-mudurlugu-nden-lenfoma-farkindalik-gunu-ne-iliskin-aciklama/2450/</link>
			<pubDate>Thu, 15 Sep 2022 17:45:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Müdürlüğü'nden 'Prostat Kanseri' açıklaması]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü'nden, 15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla açıklama yapıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle;

Prostat. İdrar torbasının (mesane) hemen altında yer alan, içerisinden idrar kanalının geçtiği bir salgı bezidir. Prostat bezinin asıl görevi meniyi oluşturan sıvının bir bölümünü salgılamaktır. Normal durumda yaklaşık bir ceviz boyutundadır.

Erkekler yaşlandıkça prostat bezi sıklıkla büyümeye başlar. Büyüyen prostat, idrar akışını engelleyebilir ve cinsel işlev problemlerine yol açabilir. Büyüme tek başına bir kanser belirtisi sayılmaz. Kanser hücrelerinin bulunmadığı prostat büyümesi benign prostat hiperplazisi (BPH) olarak adlandırılır. BPH, bir kanser olmasa da verdiği rahatsızlıkları düzeltmek için ameliyat gerekebilir.

Prostat kanserinde, bez içinde kanser hücreleri gözlemlenir. Yaşlanmayla birlikte daha sık ortaya çıkan prostat kanseri dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de erkek kanserleri arasında yüz binde 40,3 görülme sıklığı ile akciğer kanserinin ardından ikinci sıradadır.

Araştırmalara göre, bir erkeğin prostat kanserine yakalanma riskini etkileyebilecek birkaç faktör mevcuttur:

Yaş: Prostat kanseri 40 yaşın altındaki erkeklerde nadir olsa da 50 yaş sonrasında görülme riski hızla artmaya başlar. Her 10 prostat kanseri vakasından 6'sı 65 yaşından büyük erkeklerde görülmektedir. Ailesel Yatkınlık: Prostat kanseri olan bir baba veya erkek kardeşe sahip olmak, bir erkeğin bu hastalığa yakalanma riskini iki katından fazla artırmaktadır. Genç yaşlarda prostat kanseri tanısı almış birden fazla akrabası olan erkeklerde de risk daha

yüksektir. Yukarıdakiler kadar net bir ilişki olmasa da prostat kanseri riskinin artışıyla ilgili diğer faktörler şunlardır:

Diyet: Doymuş yağlardan (hayvansal gıdalarda bulunan yağlar, tereyağı, margarin, iç yağı, kuyruk yağı) ve kırmızı etten zengin, sebze-meyveden fakir beslenme alışkanlığının prostat kanseri riskini arttırabildiğine dair yayınlar vardır.

Kimyasal maruziyetler: Bazı kimyasallara maruziyet riski artırabilmektedir.

Örneğin itfaiyecilerin prostat kanseri riskini artırabilecek kimyasallara maruz kalabileceklerine dair bazı kanıtlar mevcuttur. Erken evrede hiçbir belirti vermeyen prostat kanseri, kanser dokusunun büyümesiyle birlikte bazı şikâyetlere yol açabilmektedir:

- İdrar yapma sorunları: Yavaş veya zayıf idrar akışı veya özellikle geceleri olmak

üzere daha sık idrara çıkma ihtiyacı

- İdrarda veya menide kan varlığı

- Ereksiyon (sertleşme) sorunu (erektil disfonksiyon)

- Kanserin, kemiklere yayılımına bağlı kalça, sırt (omurga), göğüs (kaburga)

ağrıları

Yine de yukarıda sayılan belirtilere, prostat kanseri dışında bir durumun neden olma olasılığı daha yüksektir. Örneğin, idrar yapma sorunu sıklıkla prostatın kanserli olmayan bir büyümesi olan iyi huylu prostat hiperplazisinden (BPH) kaynaklanmaktadır. Yine de idrarla ilişkili problemler yaşayan kişilerin erken tanı ve tedavi açısından bir üroloji uzmanına başvurması doğru olacaktır. Hekime erişimin kolay olduğu ülkemizde prostat kanseri vakalarının %70,9’unun erken evrede teşhis edildiği görülmektedir.

Hastalığın kesin tanısı biyopsi ile konur. Genel olarak erkeklerin 50 yaşından itibaren, birinci derece akrabasında prostat kanseri görülenlerin ise 40 yaşından itibaren üroloji uzmanına düzenli olarak muayene olması ve kanda prostat spesifik antijen (PSA) testini yaptırması, erken tanı konulması açısından önem arz etmektedir.

Kanserin evresi ve özelliklerine göre farklı tedavi seçenekleri mevcuttur. Kişinin belirli aralıklarla izlenmesi, prostatın tamamının ameliyatla çıkarılması veya ışın tedavisi (radyoterapi) erken evrelerde uygulanabilir. Daha ileri evrelerde hormon tedavisi veya ilaç tedavisi (kemoterapi) gerekli olabilir.

Prostat kanserini önlemenin kesin bir yolu yoktur. Ancak riski azaltmaya yardımcı olabilecek bazı şeyler vardır: Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı bir kiloda kalmak, sebze ağırlıklı ve yağ oranı düşük bir beslenme tarzı, prostat kanseri riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/saglik-mudurlugu-nden-prostat-kanseri-aciklamasi-7566.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/saglik-mudurlugu-nden-prostat-kanseri-aciklamasi-7566.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/saglik-mudurlugu-nden-prostat-kanseri-aciklamasi-7566-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/09/saglik-mudurlugu-nden-prostat-kanseri-aciklamasi-7566.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/saglik-mudurlugu-nden-prostat-kanseri-aciklamasi/2446/</link>
			<pubDate>Wed, 14 Sep 2022 14:44:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzm. Dyt. Yıldız'dan online diyet hizmeti]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Uzman Diyetisyen Didem Yıldız Küçük'ün www.didemyildiz.com online diyet sayfası açıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uzman Diyetisyen Didem Yıldız Küçük'ün online diyet sayfası açıldı.

Diyetisyen Didem Yıldız Küçük, sağlıklı beslenmek ve kilo vermek isteyen ancak diyet uygulamalarına katılmaya vakti olmayanların, artık online diyet programlarını tercih etmeye başladığını söyledi.

Küçük, "Online beslenme danışmanlığı hizmetimiz ile kilo vermek çok kolay. Her hafta web üzerinden görüntülü görüşme sağlayarak, sosyal yaşantınıza uygun, sıkılmadan, her güne farklı menülerle ve farklı tariflerle, doya doya, yüksek motivasyonla sağlıklı yaşama adım atmak için randevunuzu oluşturabilirsiniz" dedi.

Küçük, online diyet uygulamasının Anamur'da ilk kez başladığını da söyledi.

Detaylı bilgi için tıklayınız:

www.didemyildiz.com
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/07/uzm-dyt-yildiz-dan-online-diyet-hizmeti-6250.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/07/uzm-dyt-yildiz-dan-online-diyet-hizmeti-6250.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/07/uzm-dyt-yildiz-dan-online-diyet-hizmeti-6250-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/07/uzm-dyt-yildiz-dan-online-diyet-hizmeti-6250.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/uzm-dyt-yildiz-dan-online-diyet-hizmeti/2363/</link>
			<pubDate>Mon, 25 Jul 2022 16:38:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Derya Sert'in bebeği 2 yaşına girdi]]></title>
			<description><![CDATA[ANAMUR GAZETESİ / Musa Suğan - Antalya'da rahim nakli sonrası uygulanan tedavilerle anne olan Derya Sert'in 2 yaşına giren oğlu Ömer Özkan, ilk adımlarını attı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde, 2011'de dünyada ilk olduğu bildirilen operasyonla kadavradan rahim nakledildikten sonra 4 Haziran 2020'de annelik sevinci yaşayan Derya Sert'in bebeği 2 yaşına girdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Anamur'da yaşayan Sert ailesi, oğullarının ilk adımını atmaya başlaması, "anne" ve "baba" demesinin mutluluğunu AA muhabiriyle paylaştı.

Derya Sert, rahim nakli sayesinde kucaklarına aldıkları çocuklarıyla gerçek mucizeyi yaşadıklarını, uzun ve zorlu bir süreçten geçtiklerini söyledi.

Mersin'de 13 yıl önce evlendiklerini aktaran Sert, "13 yıldır bebeğimizi bekliyorduk. 2011'de rahim nakli oldum. Bizden sonra dünyaya örnek oldu ve birçok kadın anne oldu. Yurt dışından gelenler oldu, tecrübelerimi paylaştım." diye konuştu.

Sert, bebeğiyle güzel vakit geçirdiğini, ikinci yaş günü için fotoğraf çektirirken de duygulandıklarını anlattı.

Çocukların çabuk büyüdüğünü dile getiren Sert şöyle konuştu: 

"O kadar güzel bir duygu ki. Allah'ıma çok şükür bugünleri gördük. İlk doğduğundaki fotoğraflarına bakıyorum, bir de şimdi bakıyorum çabuk büyüyor. Bize tutunarak adım atmaya çalışıyordu ama dün akşam destek almadan ilk adımlarını attı. Eşimle görünce şaşırdık, duygulandık. Rabb'im isteyenlere nasip etsin. Ömer'im 28 haftalıkken 760 gram doğmuştu, şimdi 8,5 kilogram oldu. Her 'anne' kelimesini duyduğumda şükrediyorum. Çocuğum sağlıklı. Mutlu ve güzel vakit geçiriyoruz. Oyunlar oynuyoruz, geziyoruz. Gezmeyi çok seviyor. Bugün doğum günü, çok mutluyuz. Koskoca 2 yıl geçti. Nakli yapan Ömer Özkan ve Özlenen Özkan hocalarımıza çok teşekkür ediyoruz."

"Naklimiz birçok kadına umut oldu"

Nakli gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan da dünyanın ilk rahim naklini Derya Sert'e yaptıklarını, bu nakilden sonra farklı ülkelerde de aynı operasyona başlandığını ifade etti.

Operasyonun çok sayıda kadına umut olduğunu belirten Özkan, "Büyük bir mutluluk. Ömer bebek 2 yaşına girdi. Darısı diğer rahim nakli yaptığımız Havva Erdem'in başına. İnşallah yakında onunla ilgili de güzel haberler olur." dedi.

Rahmi olmadığı için hamile kalamayan Derya Sert'e 23 yaşındayken, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde Prof. Dr. Ömer Özkan'ın başkanlığındaki ekip tarafından 8 Ağustos 2011'de 7 saat süren operasyonla kadavradan rahim nakledilmişti. Sert, uzun süren tedavilerin ardından 2 yıl önce anne olmuştu.]]></content:encoded>
		    <image>https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/06/derya-sert-in-bebegi-2-yasina-girdi-600.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/06/derya-sert-in-bebegi-2-yasina-girdi-600.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/06/derya-sert-in-bebegi-2-yasina-girdi-600-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.anamurgazetesi.com/images/haberler/2022/06/derya-sert-in-bebegi-2-yasina-girdi-600.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.anamurgazetesi.com/derya-sert-in-bebegi-2-yasina-girdi/2259/</link>
			<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 15:12:42 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>