<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
  <channel>
<title>Anamur Gazetesi - Haberler, Son Dakika Haberleri</title>
<link>https://www.anamurgazetesi.com</link>
<description>Anamur Gazetesi - Haberler, son dakika haberleri, en güncel gelişmeler, magazin, ekonomi, spor, gündem ve tüm gazete haberleri için tıklayın!</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.anamurgazetesi.com</copyright>
<image>
<title>https://www.anamurgazetesi.com</title>
<url>https://www.anamurgazetesi.com/images/genel/logo_12.png
</url>
<link>https://www.anamurgazetesi.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Anamur'un içme suyu sorunu</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anamur’un içme suyu sorununu defalarca yazdık. Sorun ortadan kalkıncaya kadar da yazmaya devam edeceğiz. Anamur halkına sağlıklı, temiz içme suyu getirme görevi Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlı MESKİ’de. Geçtiğimiz günlerde Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Anamur’da düzenlenen iftar programında yaptığı bir açıklamada; Sugözü (Otluca) suyunun yakın bir zamanda geleceğini açıklamış, finans konusunda olumlu gelişmelerin olduğunu ifade etmiş.  Aycıca Anamur Meyve Sebze Halinin de iki yıl içinde bitirileceği müjdesini vermiş.</p>

<p>Anamur, Mersin’in batısında; doğal güzellikleri, tarihi zenginlikleri, iklim özellikleri ile turizm potansiyeli yüksek bir bölge olmanın yanında kokulu “Anamur muzu”, çilek, tropikal meyve, sebze ve narenciye üretimiyle öne çıkan bereketli ilçelerimizden biridir. Ancak bu verimli coğrafyada yaşayan vatandaşlar, uzun süredir temiz ve sağlıklı içme suyuna erişim konusunda çeşitli sıkıntılar yaşadığı bilinen bir gerçek. Evlerde, işyerlerinde musluktan akan suyun tuzlu, çamurlu ve sağlığa uygun olmadığı yönündeki şikâyetler, kamuoyunda dile getirilmektedir.</p>

<p>İçme suyu konusunda  Anamur çayı üzerinde bulunan Alaköprü Barajı akla gelebilir. Alaköprü Barajı çok amaçlı bir tesis olup; başta KKTC’ye içme suyu temini, Anamur ve Bozyazı ovalarının sulanması ile enerji üretimi gibi önemli işlevler üstlenmektedir. Bu çerçevede barajın, Anamur merkez ve çevre yerleşim alanları için doğrudan ana içme suyu kaynağı olarak planlanmamıştır.</p>

<p>Anamur’un içme suyu ihtiyacı büyük ölçüde Dragon Çayı (Kocaçay) ve Sultansuyu çevresindeki yeraltı sondaj kuyularından temin edilmektedir. Ancak bu kaynakların mevsimsel etkilerden doğrudan etkilenmesi, su kalitesinde dalgalanmalara yol açabilmektedir. Kış aylarında yağışlara bağlı olarak suyun bulanıklaşması, yaz aylarında ise deniz suyunun karışmasıyla tuzluluk oranının artması bu durumun başlıca örnekleridir. Ayrıca mevcut altyapının eski olması, su kayıplarını artırmakta ve zaman zaman istenmeyen karışımlara neden olabilmektedir. Kurak dönemlerde açılan yeni sondajlar kısa vadede çözüm gibi görünse de uzun vadede yeraltı su kaynaklarının korunması açısından dikkatli bir planlama gerektirmektedir.</p>

<p>Bu noktada, seksenli, doksanlı yıllardan beri her seçim öncesi gündeme gelen, seçim sonrası verilen sözlerin unutulduğu “Anamur- Sugözü (Otluca) kaynağından su getirme projesi” önemli bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Toros Dağları’nın yüksek kesimlerinde yer alan bu kaynak, memba kalitesinde su potansiyeline sahiptir. Anamur’a bağlı Sugözü Köyü yakınlarında bulunan Otluca kaynağına ulaşım kolaydır. Yapılması gereken kaynaktan dağıtım depolarına kadar mevcut yol kullanılarak 41 km uzunluluğunda isale hattının döşenmesi ve kaynağın bağlanması, suyun Anamur’a ulaştırılmasıdır. Göründüğü kadarı ile Sugözü’nden Anamur’a sağlıklı içme suyu getirmenin maliyeti yüksek değildir. Önemli olan siyasi irade ve sözünün arkasında durmaktır. Ancak bu şekilde Anamur merkez ve çok sayıda mahallenin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir içme suyuna kavuşması mümkün olabilecektir.</p>

<p>Sağlık, esenlik ve mutluluklar dileklerimizle..</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-un-icme-suyu-sorunu/227/</link>
<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:02:30 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yol değil, can pazarı...!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anamur–Ermenek yolu, Kaş Yaylası yakınlarında geçtiğimiz günlerde meydana gelen trajik kazada yitirdiğimiz üç can ve çok sayıda yaralı, bölgenin ulaşım dosyasındaki ihmallerin acı bir bilançosu oldu. Bu trajedi ne bir rastlantı ne de sadece "kader" ile açıklanabilir; bu, Anamur ve Bozyazı’nın kuzeye açılan tek atar damarının dar yollara ve sert virajlara mahkûm edilmesinin ağır bedelidir. </p>

<p>Anamur’un dış dünya ile ana bağlantısı olan Akdeniz Sahil Yolu (D-400) yetersiz, elli altmış yıl öncesinin mühendislik hataları ve bitmeyen yapım çalışmaları nedeniyle adeta bir "can pazarı" haline gelmiştir.</p>

<p>Dar Yollar ve Sert Virajlar: Özellikle muz, çilek ve sebze yüklü araçların, şehirlerarası yolcu taşıyan otobüslerin ve diğer araçların bu dar ve keskin virajlı güzergahta kaza yapması, yan yatması, devrilmesi, uçuruma yuvarlanması hem can kaybına hem de yolun saatlerce trafiğe kapanmasına neden olmaktadır.</p>

<p>Makyajlı İstatistikler:  Masa başında "bitti, hizmete girdi" denilen Akdeniz Sahil yolunun çoğu yerleri ile sahada gerçekler birbirinden farklıdır. Projede sıcak asfalt olduğu belirtilen çoğu yerin sathi asfalt veya toprak, çukur ve tozla kaplı olması, sürücüleri her virajda ölümle burun buruna getirmektedir.</p>

<p>Ekonomik Tecrit: Bozuk yollar ve devrilen araçlar, üreticinin emeğinin pazara ulaşmasını engelleyerek bölge ekonomisine büyük zararlar vermektedir. </p>

<p>"Bitti" Demekle Yol Bitmiyor</p>

<p>Yetkililerce yapılan "tamamlandı" açıklamaları, sahada her gün ölümle kumar oynayan bölge halkının sabrını artık taşırmaktadır.</p>

<p>Standart Dışı Uygulamalar: Yolların, tünel ve viyadüklerin standartlara uymayan eksik yapısı, güvenli bir seyahati imkânsız kılmaktadır.</p>

<p>Alternatifsizlik: Demiryolu ve denizyolu hattının yokluğu, tüm yükü bu tehlikeli ve dar sahil yoluna bindirmektedir.</p>

<p>Sonuç: Artık Sabır Kalmadı</p>

<p>Anamur–Ermenek hattında, Akdeniz Sahil Yolundaki (D-400) mal ve can kayıplı kazalar, tır devrilmeleri artık birer sayısal veri değil, son duraktır. Sert virajların ortadan kaldırılması ve yolların ağır vasıta trafiğine uygun genişliğe ulaştırılması bir lütuf değil, en temel yaşam hakkıdır. Çünkü bu mesele sadece bir ulaşım sorunu değil; can güvenliğini merkeze alan bir memleket meselesidir.</p>

<p>Sağlık, huzur, mutluluk dileklerimizle, </p>

<p>Ramazan bayramınız kutlu olsun. </p>

<p>Hoşça kalın.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/yol-degil-can-pazari/226/</link>
<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 19:37:38 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çabuk Gelsin</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÇABUK GELSİN</strong></p>

<p>Seneler geçiyor yıllar doldu<br />
Deyin gardaşıma çabuk gelsin<br />
Göz yaşlarım sele döndü<br />
Deyin gardaşıma çabuk gelsin </p>

<p>Tutmaz oldu benim dizlerim<br />
Bir gün susacak o dillerim<br />
Baharda açan gonca güllerim <br />
Deyin gardaşıma çabuk gelsin </p>

<p>Düyanın sonu yok biliyorum<br />
Akan göz  yaşımı siliyorum<br />
Gurbet ellerde sılaya bakıyorum<br />
Deyin gardaşıma çabuk gelsin </p>

<p>Aklın erip gözün görüyorsa<br />
Ayağın yürür dilin söylüyorsa<br />
Haramı helalden ayıra biliyorsa<br />
Deyin gardaşıma çabuk gelsin </p>

<p>İbrahim Gümüş de yazıyor derin derin<br />
Kim nasıl gidecek nereden bileyim<br />
Alın yazısı okunmuyor ki nasıl okuyayım<br />
Deyin gardaşıma çabuk gelsin </p>

<p>15.03.2024 ANAMUR<br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/cabuk-gelsin/225/</link>
<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 20:21:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>A Hocam</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yüce rabbim dünyaya getirir canlı<br />
Ezan okur gamet okur hocası<br />
Hiç akla gelmez ondan sonrası<br />
Ölünce sela veri ver derler A hocam</p>

<p>Musallah taşına yatınca adam<br />
Hiç düşünmeden yemiş haram<br />
Nasıl bilirsiniz deyince İmam<br />
Yalan ile haram ile gidiyor giyemezler A hocam</p>

<p>Beğenmezdi kimseyi burnu havada<br />
Hatır için rahmet diliyorlar orada<br />
Gelmezdi camiye durmazdı safa<br />
Namaz kılmazdı diyemiyorlar A hocam</p>

<p>Dedi kodu yapar ara bozardı<br />
İnsanlara kızar azdıkca azardı<br />
Hocalar beş vakit ezan okurdu<br />
Hiç kıpleye dönmezdi diyemezler A hocam </p>

<p>Bilmezdi ramazanı tutmazdı orucu<br />
Zekat vermezdi fitir olurdu borcu<br />
Allah desen hadi be gidin yolcu<br />
Selam alıp vermezdi diyemiyorlar A hocam </p>

<p>Yalan ile dolan ile buldu malı<br />
Yoksula fakire vurdu her gün şamarı<br />
Öldü gayri kim tutarsa tutsun salı<br />
Dünyada hiç iyiliğini görmedik diyemezler A hocam </p>

<p>İbrahim Gümüş ü herkes iyi anlasın<br />
Haram ile yalan ile yolculuk yapmasın<br />
Hoca sorunca herkes rahmet dilesin<br />
Kimse vebal altında kalmasın A hocam </p>

<p>05/04/2026=ANAMUR<br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş </p>

<p>Allah ım tutulan oruçları kılınan namazları verilen hayır hasanetleri yapılan duaları kabul eylesin.</p>

<p>Hayırlı ramazanlar hayırlı cumalar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/a-hocam/224/</link>
<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:00:51 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Muzun Fiyatı Değil, Emeğin Değeri</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anamur’un o meşhur nemli sıcağında, bir muz serasının gölgesine sığındığımızda üretici dostum elindeki nasırlı parmaklarıyla dalları gösterdi. “Hocam,” dedi iç çekerek, “Marketten muz alırken etikete bakıp bize sitem ediyorlar. Ama kimse bu seranın içindeki fırtınayı, ödenen elektrik faturasını ya da uykusuz geçen don nöbetlerini görmüyor. Bizim kazandığımızla sofraya giden arasındaki uçurumu biz de izah edemiyoruz.”</p>

<p>Onun bu sitemi, aslında bugün tarımın en temel çelişkisini özetliyor:</p>

<p>Haberlerde, sosyal medya paylaşımlarında görüyoruz. Anamur ve Bozyazı’da üreticiden 30-45 lira arasında kesilen muzun, market ve pazar raflarında 80–90 liraya, hatta daha yüksek fiyatlardan satılması yaman bir çelişki. Bu bir suçlama ya da hesap sorma değil; sadece üretimden markete, pazara kadar karşılaştığımız bu derin soruna dikkat çekme çabasıdır.</p>

<p><strong>Zincirin Her Halkası Konuşuyor</strong></p>

<p>Süreçteki paydaşlar haklı olarak kendi masraflarını dile getiriyor:</p>

<p>- Paketleme ve Sarartma: Ürünün hazır hale gelmesi için gerekli süreçler.</p>

<p>- Lojistik: Depolama, nakliye ve satış riskleri.</p>

<p>- Emek ve Risk: Tarladan sofraya her halkada belli bir risk ve emek mevcuttur.</p>

<p>Ancak asıl sormamız gereken soru şu: Zincirin ilk halkası olan çiftçinin yükünü ne kadar konuşuyoruz? </p>

<p><strong>Üreticinin Omuzundaki Görünmez Yük</strong></p>

<p>Üretici yalnızca hasat günü sahneye çıkan kişi değildir; o, aylarca yatırım yapan, doğayla mücadele eden ve her türlü riski sırtlanan kişidir. Çiftçinin her yıl tekrar eden giderleri ve göğüslediği zorluklar şunlardır:</p>

<p>- Sabit Giderler: Gübre, ilaçlama, sera bakımı ve sulama sistemleri.</p>

<p>- İşletme Maliyetleri: Enerji giderleri, işçilik, sigorta ve fide yenileme.</p>

<p>- Doğal Afetler: Dolu, fırtına, hortum ve don riski.</p>

<p>- Üretim Kayıpları: Aşırı sıcak, sera çökmesi, kalite kaybı, fire ve su sıkıntısı.</p>

<p>Bu risklerin faturası doğrudan üreticiye çıkar. Sarartmacı ve pazarcı ekonomik risk alırken; üretici hem ekonomik hem de doğal riskleri aynı anda taşır.</p>

<p><strong>Adalet Nasıl Kurulur?</strong></p>

<p>Mesele tarafları birbirine düşürmek değil, zincirin her halkasının hakkını teslim etmektir. Artık "kim haklı?" yerine, "bu zincirde adaleti nasıl kurarız?" sorusuna odaklanmalıyız.</p>

<p>- Fiyat oluşum süreci şeffaf olmalı ve maliyet kalemleri açıkça konuşulmalıdır.</p>

<p>- Üretici birlikleri ortak masada buluşmalı ve uzun vadeli alım modelleri geliştirilmelidir.</p>

<p>Çözüm, karşı karşıya gelmekte değil; yan yana durmaktadır. Raftaki fiyatın sorumluluğunu tek başına üreticiye yüklemek kolay olsa da adil değildir. Bu yazı, emeğin ve alın terinin değerinin anlaşılması içindir.</p>

<p>Hoşça ve sağlıcakla kalın. </p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/muzun-fiyati-degil-emegin-degeri/223/</link>
<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 15:59:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KÖYÜM AKLIMA GELİNCE</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>KÖYÜM AKLIMA GELİNCE</p>

<p>Akıyor damla damla gözden yaşım<br />
Köyümde geçti çocukluk yıllarım<br />
Aç kaldım tok yaşadım aşığım<br />
Köyüm aklıma gelince benim</p>

<p>Etrafı sarmış sıra sıra dağlar<br />
İçinde soğuk suyu akar çağlar<br />
Arıyorum nerede o eski günler<br />
Köyüm aklıma gelince benim </p>

<p>Gurbet elden bakıp bakıp arıyorum<br />
Rüyamda görüp hayra yoruyorum<br />
Hasretini özlemini her gün soruyorum<br />
Köyüm aklıma gelince benim </p>

<p>Nerede kaldı ejdat ata baksana<br />
Kabirde yatıyorlar hep sıra sıra<br />
Bizden bekliyorlar Fatiha ile dua<br />
Köyüm aklıma gelince benim </p>

<p>Köyüme dört cami yapılmış<br />
Ezan okunuyor cemat kalmamış<br />
Herkes şehre göçmüş geri dönmemiş<br />
Köyüm aklıma gelince benim </p>

<p>Su boşa akıyor değirmen dönmüyor<br />
Okul kapanmış zilleri çalmıyor<br />
Gençlik kalmamış çocuk olmuyor<br />
Köyüm aklıma gelince benim </p>

<p>İbrahim Gümüş de varmış köyüne <br />
Kapılar kitlenmiş açılmıyor bize<br />
Rabbim hayır eylesin cümlemize<br />
Köyüm aklıma gelince benim </p>

<p>24/02/2026=ANAMUR<br />
Bahçelievler mahallesi muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/koyum-aklima-gelince/222/</link>
<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 17:12:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÖMRÜMÜZ</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>ÖMRÜMÜZ</p>

<p>Ne kışı ne de baharı görmem yazı<br />
Zamanla dinlerdik kemanla sazı<br />
Çok ağladım boşa geçmiş zamanı <br />
Geçti ömrümüz dönmez geri</p>

<p>İçerdim suyu pınardan çeşmeden<br />
Hiç korkmazdım engelden tuzaktan<br />
İnsan oldum tutundum güzel hayattan<br />
Geçti ömrümüz dönmez geri </p>

<p>Yürüdüm yıllarca aştım engelleri<br />
Essede görmedim esen yelleri<br />
Yağan karı yağan yağmuru selleri<br />
Geçti ömrümüz dönmez geri </p>

<p>Her elli yılda değişir dünya dengesi<br />
Kalmaz insan oğlunun bağı bahçesi<br />
Alimden zalim zalimden doğar âlimi <br />
Geçti ömrümüz dönmez geri </p>

<p>Yolunuzu dikenli seçmeyin<br />
Belki yalın ayak gele bilirsin<br />
Dünyayı helal ile sevapla geçirin<br />
Geçti ömrümüz dönmez geri </p>

<p>Dikerler başına mezar kaleni<br />
Yazsada görmezsin artık tarihi<br />
Kapanmış gözler görmez yazıyı<br />
Geçti ömrümüz dönmez geri </p>

<p>İbrahim Gümüş yazıyor şiirini<br />
Okusun geride kalan nesilleri<br />
Unutmasın hayattaki dersini<br />
Geçti ömrümüz dönmez geri </p>

<p>22/02/ 2026=ANAMUR<br />
Bahçelievler mahallesi muhtarı İbrahim Gümüş Anamur</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/omrumuz/221/</link>
<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 17:11:38 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anamur'un sessiz vicdanı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı insanlar vardır, yüksek sesle konuşmazlar. Ama yoklukları toplumda derin bir sessizlik ve silinmez bir iz bırakır. Anamur, işte tam da böyle bir sessizliği yaşıyor bugünlerde. Dr. Murat Kemal Gökyar artık aramızda değil.</p>

<p>O, hiçbir zaman alkış peşinde koşanlardan olmadı. Hep görevini yaptı; kapısını çalanı geri çevirmedi, gece gündüz demeden hastasının yanında oldu. Bir çocuğun ateşini düşürürken de bir annenin endişesini dinlerken de aynı sakinlikteydi. Beyaz önlüğünün ardında her zaman yumuşak bir yürek taşırdı.</p>

<p>Anamur küçük bir yer, burada herkes birbirini tanır. İnsanlar sadece "doktora" gitmezler; gerçekten güvendikleri bir isme giderler. Dr. Murat Hoca, işte o sarsılmaz güvenin adıdır. "Bir şeyin yok" dediğinde insanın içi rahat ederdi. Çünkü o sadece bir teşhis koymaz, hastasının yüreğine de su serperdi.</p>

<p>Şimdi o ses yok, o sakin bakış yok. Ama bıraktığı iyilikler bizimle. Belki bir reçete kâğıdında, belki bir teşekkür duasında, belki de yıllar önce iyileştirdiği bir hastanın kalbinde yaşamaya devam edecek.</p>

<p>Gerçek kahramanlar gürültü çıkarmazlar. Sessiz yaşar, derin izler bırakırlar. Anamur bugün sadece bir doktoru değil, bir vicdanı uğurladı.</p>

<p>Allah rahmet eylesin.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-un-sessiz-vicdani/220/</link>
<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 15:58:14 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anamur için birlikte düşünme zamanı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anamur’un nüfusu uzun yıllardır büyük dalgalanmalar göstermiyor. Ancak rakamların ötesinde, üzerinde durmamız gereken daha derin bir gerçek var: Genç ve üretken nüfus azalıyor, kentimiz yavaş yavaş yaşlanıyor.</p>

<p>TÜİK verilerine baktığımızda; 2014 yılında 63.983 olan Anamur’un nüfusu, 2020’de 66.994 ile zirveye ulaşmış olsa da son yıllarda 66.930 civarında seyrederek durağan bir döneme girmiştir. Bu rakamlar sadece birer istatistik değil; geleceğimizi, iş imkânlarımızı ve yaşam kalitemizi anlatan birer karnedir. Son yıllardaki bu durağanlık, maalesef gençlerimizin şehirde kalmak için yeterli neden bulamadığını açıkça gösteriyor.</p>

<p>Aşılması Gereken İki Büyük Engel: Ulaşım ve Sağlık</p>

<p>Anamur ve Bozyazı’nın sosyal, kültürel ve ekonomik olarak gelişimini kısıtlayan en büyük engellerden biri, kronikleşen yol ve ulaşım sorunudur. Anamur'un Mersin ve Antalya il merkezlerine olan uzaklığı, yol standartlarının zorluğuyla birleşince ilçemiz adeta "kapalı bir havza" haline gelmektedir. Bu durum sadece bir yolculuk meselesi değildir; üretim maliyetlerinden turizme, yatırımcıların bölgeye bakışından sosyal imkânlara kadar her alanı olumsuz olarak etkilemektedir.</p>

<p>Öte yandan sağlık hizmetlerinde yaşanan aksaklıklar da bir diğer kanayan yaramızdır. Pek çok hemşerimiz tedavi olabilmek için Mersin, Antalya, Alanya ve hatta Ankara, İstanbul gibi uzak şehirlere gitmek zorunda kalmaktadır. Bu zorunlu göç ve hareketlilik, hem maddi kayıplara yol açmakta hem de ailelerin Anamur'da kalma kararını doğrudan etkilemektedir.</p>

<p>Çözüm: Ortak Masa ve İnsan Odaklı Planlama</p>

<p>Anamur'da tarım güçlüdür ancak artık sadece üretmek yetmiyor; işlemek, markalaştırmak ve katma değer oluşturmak gerekiyor. Gençlerimiz Anamur’u sevmediği için değil, eğitim sonrası onları karşılayacak sınırlı iş imkânları nedeniyle gidiyorlar.</p>

<p>Yerel yönetimler, STK'lar ve meslek odaları artık fizikî yatırımların ötesine geçerek insan odaklı bir planlama yapmalıdır. Kültür, spor, eğitim ve sosyal yaşam alanları, gençlerin şehirle bağını güçlendirecek şekilde yeniden tasarlanmalıdır.</p>

<p>Belki de artık yapılması gereken en önemli şey, herkesin fikrini söyleyebildiği, gençlerin de sürece dâhil edildiği ortak bir masa etrafında buluşmaktır. Anamur’un önümüzdeki 10 yılını planlayan kolektif bir çalışma, şehrimize yeni bir heyecan kazandıracaktır.</p>

<p>Unutmayalım ki; Anamur’un geleceği belli bir kurumun değil, hepimizin ortak emeğiyle şekillenecek. Birlikte düşünür, ulaşım, sağlık, istihdam, sosyal ve kültürel alanlardaki gibi temel sorunlarımıza birlikte çözüm üretirsek; bu şehirde kalmak,  kalabalıklaşmak, gelişmek ve büyümek de mümkün olur.</p>

<p>Sağlık, esenlik dileklerimizle</p>

<p>Hoşça kalın.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-icin-birlikte-dusunme-zamani/219/</link>
<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 16:30:16 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anamur'da trafik kaosu ve otopark çıkmazı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük Hayatın Gerçeği</strong></p>

<p>Anamur’da şehir içi ulaşım artık çekilmez bir sorun hâline geldi. Araç sayısı her geçen gün artıyor, yollar daralıyor; ancak trafik düzeni ve otopark planlaması aynı hızda ilerlemiyor. Sonuç: sürücüler, yayalar ve esnaf günlük hayatlarında ciddi zorluklar yaşıyor.</p>

<p><strong> Pazaryerlerinde Yoğunluk</strong></p>

<p>Özellikle Cumartesi Pazarının kurulduğu Esentepe Mahallesi ve Salı Pazarının kurulduğu  Akdeniz Mahallesinde trafik adeta kilitleniyor. Yaz aylarında İskele, Yalıevleri, Güzelyurt Mahallelerinde araçlar gelişi güzel park ediyor, sokaklar daralıyor ve yayaların güvenliği riske giriyor. Vatandaşlar evlerine veya işlerine gitmekte zorlanıyor; esnaf ise müşterilerini kaybediyor.</p>

<p><strong> Araç ve Yaya Çatışması</strong></p>

<p>Sadece pazaryerlerinde değil, günün her saatinde artan araç yoğunluğu, çift sıra parklar ve kaldırımların işgali şehir içi trafiği durma noktasına getiriyor. Özellikle sağlık merkezleri ve ticaret bölgeleri çevresinde araçların gelişi güzel park edilmesi yayalar için ciddi bir tehlike oluşturuyor.</p>

<p><strong>Planlama Eksikliği</strong></p>

<p>Tüm bu sorunların temel nedeni açık: planlama eksikliği. Trafik ve otopark sorunları, geçici önlemlerle değil, **kalıcı ve bütüncül bir ulaşım planıyla** çözülebilir.</p>

<p><strong>Öneriler:</strong></p>

<p>Trafik planlamaları: Belirli güzergahlar tek yön hâline getirilmeli, yaya yolları güvenli hâle getirilmeli.</p>

<p>Otopark alanları: Boş arsalar, kamuya ait alanlar veya uygun yerler geçici veya kalıcı otopark olarak düzenlenmeli. Pazarcı ve vatandaş araçları için ayrı alanlar oluşturulmalı.</p>

<p>Yönlendirme ve denetim: Zabıta ve trafik ekipleri, sadece ceza yazmak için değil, araç giriş-çıkışlarını düzenleyip trafiği akıcı hâle getirmeli.</p>

<p>Vatandaş önceliği: Yoğunluk, mahalle sakinlerinin günlük yaşamını engellememeli; herkes güvenli ve rahat hareket edebilmeli.</p>

<p><strong>Uyarı ve Hatırlatma:</strong></p>

<p>Anamur’un vatandaşları, esnafı ve yayaları olarak bizler, trafiğin her geçen gün daha da zorlayıcı hâle gelmesini izlemek istemiyoruz. Yetkililer, şehir planlamasını ve ulaşım düzenini bir an önce gözden geçirmeli. Pazaryerleri ve yoğun bölgelerde kalıcı çözümler hayata geçirilmezse, sorunlar günlük hayatı işin içinden çıkılmaz hale getirecek.</p>

<p>Hatırlatıyoruz: Düzenli trafik, güvenli yollar ve yeterli otopark, artık bir lüks değil, bir gerekliliktir. Anamur’un tüm sakinleri için güvenli ve planlı bir şehir içi ulaşım sistemi oluşturulması şarttır. Bu sorunların çözümü için adım atmak artık ertelenmemelidir.</p>

<p>Sağlık ve esenlik dileklerimizle.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-da-trafik-kaosu-ve-otopark-cikmazi/218/</link>
<pubDate>Mon, 19 Jan 2026 14:27:54 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yalnız Koyma Sevdiğim</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yalnız Koyma Sevdiğim</strong></p>

<p>Senden ayrı kalmaktan korkuyorum<br />
Beni yanlız koyacaksan hiç koyma<br />
Sana hasret kalmaktan çekiniyorum<br />
Beni yanlız koyacaksan hiç koyma </p>

<p>Hayat tatlı seni her gün severim<br />
Saçının bir teline kurban olayım<br />
Senin için mutluluğa ereyim<br />
Beni yanlız koyacaksan hiç koyma </p>

<p>Ne seni unuttum nede vaz geçtim<br />
Seni sevdim nikahta evet dedim<br />
Yüce rabbim ayırsa kefenimi kestim<br />
Beni yanlız koyacaksan hiç koyma </p>

<p>Her gün Nur yüzüne bakayım<br />
Saçlarını örüp güller takayım<br />
Senin için her gün dua yapayım<br />
Beni yanlız koyacaksan hiç koyma </p>

<p>İbrahim Gümüş de sevgi saygı var<br />
Anneden Babadan duaları var<br />
Hayatta geçen güzel günleri var<br />
Beni yanlız koyacaksan hiç koyma <br />
                 SEVDİĞİM </p>

<p>01/01/2026=ANAMUR <br />
Bahçelievler mahallesi muhtarı İbrahim Gümüş </p>

<p>NOT=2026 yılı müslüman Türk milletinin barış kardeşlik hoş görü yılı olsun<br />
Allah'ım ülkemize milletimize sağlık sıhhat huzur mutluluk versin inşallah.</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/yalniz-koyma-sevdigim/216/</link>
<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 14:42:06 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Uğurlar Olsun 2025 Yılı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>UĞURLAR OLSUN 2025 YILI</p>

<p>Kar yağmadı dağlarımıza<br />
Yağmur yağmadı ovamıza<br />
Kuraklık geldi ülkemize<br />
Geldin gidiyorsun 2025 yılı</p>

<p>Çok beklentimiz vardı senden<br />
Sende anlamadın hiç bizden<br />
Canım Annemi aldın elimizden<br />
Geldin gidiyorsun 2025 yılı</p>

<p>48 hafta 12 Ay beraber olduk<br />
Acısı ile tatlısı ile günü doldurduk<br />
2025 yılını  Tarihe yazdık<br />
Geldin gidiyorsun 2025 yılı</p>

<p>HOŞ GELDİN 2026 YILI</p>

<p>2026 yılı barış kardeşlik yılı olsun<br />
Yüce rabbim hepimizi korusun<br />
Kar yağsın yağmur yağsın bereket gelsin<br />
Hoş geldin 2026 yılı aramıza</p>

<p>2026 yılı bir yıl beraber olacağız<br />
Tüm yıl acına tatlına katlanacağız<br />
Rabbimin izni ile sana dayanacağız<br />
Günün gelince 2026 yada veda edeceğiz</p>

<p>İbrahim Gümüş ün rabbim den isteği olsun<br />
2026 yılı huzur bereket yılı olsun <br />
Ülkemize milletimize hayırlı olsun <br />
Hoş geldin 2026 yılı aramıza</p>

<p>30/12/2025= ANAMUR<br />
Bahçelievler mahallesi muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/ugurlar-olsun-2025-yili/217/</link>
<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 14:43:52 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Koca Dünya</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Koca Dünya</strong></p>

<p>Çok çalıştın bu  dünya da <br />
Ne dertler çektin bu hayata<br />
Kimse bakmaz göz yaşlarına<br />
Kimseye kalmaz bu koca dünya</p>

<p>Aydınlık dünyası sana söndümü<br />
İnsan hayattan geriye döndümü<br />
Kimi fakir kimisi zengin oldumu<br />
Kimseye kalmaz bu koca dünya </p>

<p>Çocukken ağlardın yaşlandın ağladın<br />
Dereler ırmaklar gibi çağlardın<br />
Yol uzun ömür kısa ne anladın<br />
Kimseye kalmaz bu koca dünya </p>

<p>Kapılma boş hayale insanoğlu<br />
Yanlışları gör bul doğru yolu<br />
Üzme tatlı canı kırma kanadı kolu<br />
Kimseye kalmaz bu koca dünya </p>

<p>Alimden zalim zalimden alim olur<br />
Yolun sonu hakkın yolu olur<br />
Arzayil seni bir gün arar bulur<br />
Kimseye kalmaz bu koca dünya </p>

<p>İbrahim Gümüş de hak yolunda<br />
Gün gelir yatarsın musallah taşında<br />
Kılarlar dört tekbirli cenaze namazınıda<br />
Kimseye kalmaz bu koca dünya </p>

<p>27/ 12 /2025=ANAMUR <br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/koca-dunya/214/</link>
<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 19:30:11 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anamur'un can cuyu: Umut ve endişe arasında</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anamur’da su, sadece bir kaynak değildir; toprağın nefesi, çiftçinin alın terinin karşılığı, sofradaki ekmeğin hikâyesidir. Bu yüzden Alaköprü Kapalı Devre Sulama Sistemi’nin geçtiğimiz günlerde hizmete girdiğinin açıklanması, yalnızca teknik bir proje başlangıcı değil, Anamur için yeni bir umudun filizlenmesi anlamına geliyor. Yıllardır açık kanaletlerden akan suyu izledik; güneşin altında buhar olup gittiğini, toprağa sızıp kaybolduğunu, daha fideler büyümeden heba olan damlaları gördük. Her kayıp damlada, bir çiftçinin aklında beliren endişeyi, bir üreticinin içine çöken “Yetiştirebilecek miyim?” korkusunu hissettik. Şimdi su boruya girdi; sessiz, düzenli ve disiplinli bir yolculuğa çıktı. Ancak bu yolculuğun üzerinde, bugünlerde kapımızdaki büyük tehlikenin gölgesi var: Kuraklık.</p>

<p>Bugün Alaköprü Barajı’na baktığımızda gördüğümüz manzara sadece teknik bir düşüş değil, doğanın açık bir uyarısıdır. Son yılların en kurak dönemini yaşayan bölgemizde sular öylesine çekildi ki barajın yapımıyla sular altında kalan eski yerleşim yerleri yeniden gün yüzüne çıktı. Bu manzara, Anamur Ovası’ndaki tarımsal geleceğimiz için alarm zillerinin çaldığını fısıldıyor. Üstelik Dragon Çayı’nın bereketiyle dolan Alaköprü, sadece bizim değil, Kıbrıs’ın da hayat damarı konumunda. Barajdaki su seviyesinin kritik eşiklere inmesi, hem Ada’ya giden suyu hem de Anamur’un yeni devreye giren sulama sistemini aynı anda tehdit ediyor.</p>

<p>Sistemin hizmete girdiği haberini duyan birçok çiftçi, “Belki bu yıl kuyunun dibini görmeyiz, belki elektrik faturası yüzünden uykumuz kaçmaz” diyerek umutlandı. Fakat aynı umutlu bakışların içinde haklı bir şüphe de var; suyun gerçekten düzenli gelip gelmeyeceği, fiyatların ne olacağı ve basıncın seralara yetip yetmeyeceği gibi sorular hâlâ cevapsız duruyor. Anamur’un yeraltı suları yıllardır sessizce çekiliyor, seralar büyüdükçe kuyular çoğalıyor, kuyular çoğaldıkça toprağın altındaki hayat azalıyordu. Yeni sistem, işte o yorgun toprağa bir destek gibi planlandı; eğer doğru işletilirse hem toprağımız hem geleceğimiz yeniden nefes alacak.</p>

<p>Ancak suyun düzeni sağlansa da bilginin düzeni hâlâ eksik kalıyor. Çiftçi; su saatleri, ücretlendirme ve arıza durumunda başvurulacak yerler gibi temel konularda içini rahatlatacak net cümleler duymak istiyor. Üretici belirsizliğe değil gerçeğe alışkındır; bilinmezlik ise içini kemirir. Bu yüzden suyun akışı kadar bilginin de akması gerekiyor. Sistemin hizmete girmesi Anamur için çok büyük bir adımdır; bu yalnızca boruların içinden akan suyun değil; emeğin, sabrın ve geleceğe dair tüm kaygıların projesidir. Belki bu yıl bir çiftçi kuyunun karanlık sesini değil, borudan gelen düzenli suyun şırıltısını duyacak. Ancak bu projenin geleceğe yazdığı cümlenin tamamlanması için tek bir kelime eksik: Güven. Çiftçiye kuraklık verileri ve paylaşım esasları konusunda net bilgi verilmeden o güven oluşmaz. Bugün su boruda akmaya başladı, yarın belki yürekler de rahatlar; ancak Anamur’un bereketi, su doğru ve şeffaf yönetilirse yeniden çoğalacaktır.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-un-can-cuyu-umut-ve-endise-arasinda/213/</link>
<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 14:00:27 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kardeş Özlemi</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" /></p>

<p><meta charset="UTF-8" /></p>

<p><strong>Kardeş Özlemi</strong></p>

<p> </p>

<p>19 Aralık'ta buz tuttu yüzüme</p>

<p>Dilim tutuldu söyletmez dilime</p>

<p>Bir arife günü veda ettin hepimize</p>

<p>Sen gittin de ne değişti gardaşım</p>

<p> </p>

<p>18 Yıl oldu sen bizden ayrılalı</p>

<p>Çocuk büyüdü büyükler yaşlandı</p>

<p>Kimsenin kimseye minneti kalmadı</p>

<p>Geçen yıllar iyi geçmedi gardaşım</p>

<p> </p>

<p>Ne emmi kaldı ne dayı kaldı</p>

<p>Hala teğze yenge sorulmaz oldu</p>

<p>Ne sevgi ne saygı ne de hatır kaldı</p>

<p>Komşu komşuyu tanımaz oldu gardaşım</p>

<p> </p>

<p>Hatır için geliyorlar cenazeye</p>

<p>Üç kürek toprak atıp çekiliyor gölgeye</p>

<p>Dönüşte kahkaha atıyor sohbete</p>

<p>Sohbetin bile tadı kalmadı gardaşım</p>

<p> </p>

<p>Feys vassap tivitır çıktı</p>

<p>Herşey yaklaştı herşey bitti</p>

<p>Parmak yazıyor göz okur etti</p>

<p>Dil söylemez konuşma bitti gardaşım</p>

<p> </p>

<p>Her sene Aralık ayı gelince</p>

<p>Hava soğuk kar yağar ince ince</p>

<p>Oturup ağlıyorum 19Aralık gelince</p>

<p>Özlüyorum seni şiir yazıyorum gardaşım</p>

<p> </p>

<p>Kimsenin kimseye sözü kalmadı</p>

<p>Uzattım ellerimi tutan olmadı</p>

<p>Sen gidince yerin asla dolmadı</p>

<p>Hasretin özleminle yandım gardaşım</p>

<p> </p>

<p>İbrahim Gümüş de dönüp baksa</p>

<p>Kalemi yazsa gözleri ağlasa</p>

<p>Sana Allah rahmet eylesin yazsa</p>

<p>Sevenlerin seni birkez daha hatırlasa</p>

<p>Mekanı Cennet olsun canım abğim</p>

<p>Mekanı cennet olsun canım abiğim</p>

<p>19 / 12 /2025=ANAMUR</p>

<p>Bahçelievler mahallesi muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/kardes-ozlemi/215/</link>
<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 19:30:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ne Fayda</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ne Fayda</strong></p>

<p>Tasada mutluluk da yanımda olmayan<br />
Eş dost akraba olsan ne fayda<br />
Acın dan ölsen helal lokma olmadan<br />
Soframda bal yağ olsa ne fayda</p>

<p>Her insanda vardır bir hürmet<br />
İnsanı incitmez varlık ve servet<br />
Özünde yoksa dürüslük şayet<br />
Boyun postun güzel olsa ne fayda </p>

<p>Bu dünya dayim insanlar hasta<br />
Sevdası olmayan doyarmı aşka<br />
Kalbin ile bağlanmassan hakka<br />
Sejdeden kalkmaz baş olsan ne fayda</p>

<p>Toros dağı gibi dostan ahbabtan<br />
Bir iyilik görseyidin atmazdın yardan<br />
Bir gün gidersen yalan dünya dan<br />
Mezarımda göz yaşı döksen ne fayda </p>

<p>İbrahim Gümüş ünde dileği vardır<br />
Nesilden nesile sözleri vardır<br />
Dünya geçici herkesin haberi vardır<br />
Bir gün hesap verilecek ne fayda </p>

<p>08/12/2025=ANAMUR <br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/ne-fayda/212/</link>
<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 13:11:36 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anamur: Türkiye'nin Akdeniz'e açılan sessiz gücü</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en güney ucunda yer alan Anamur, yalnızca muzun ve çileğin başkenti değil; Akdeniz kıyısında stratejik konumu, karayolu–denizyolu–havayolu bağlantılarıyla geleceğin lojistik üssü olmaya aday bir kenttir.</p>

<p>Türkiye haritasını önünüze açıp Mersin’den başlayan güney sahil hattını takip ettiğinizde; Erdemli, Silifke, Aydıncık ve Bozyazı’nın ardından Anamur karşınıza çıkar. Bir adım ötesi masmavi Akdeniz, arkanızda Toroslar’ın görkemli zirveleri… Ufukta ise yalnızca 75 kilometre uzaklıktaki Kıbrıs. Anamur işte bu iki kara parçası arasında, Türkiye’nin Akdeniz’e bakan en hassas noktasında sessiz ama kritik bir rol üstleniyor.</p>

<p>Bugün birçok kişi Anamur’u muzuyla, doğasıyla, kalesiyle bilir. Oysa bu küçük şehir, jeopolitik açıdan Türkiye’nin gözünün baktığı en önemli noktalardan biridir. Kıbrıs’a en yakın Türk toprağı olması, bölgede tarih boyunca ticaret yollarını, göç akışlarını, kültürel ilişkileri ve jeostratejik hesapları doğrudan etkilemiştir.</p>

<p>Torosların sarp etekleri ile Akdeniz’in engin maviliği arasında sıkışmış gibi görünse de Anamur aslında güçlü bir köprüdür: Kuzeyi Anadolu’ya, güneyi Akdeniz’e açılır. Bu yönüyle hem doğal hem de stratejik bir geçiş bölgesidir.</p>

<p>Geçmişte yerfıstığı, susam ve turfanda sebze-meyveyle anılan Anamur, son yıllarda tarım deseninde önemli bir dönüşüm geçirerek muz, çilek ve tropik ürünlerde Türkiye’nin lideri haline geldi. Bu değişim, ilçenin iklim avantajlarının doğru değerlendirildiğini ve bölge ekonomisinin güçlendiğini göstermektedir.</p>

<p>Ulaşım altyapısındaki gelişmeler ise Anamur’un kaderini belirleyecek en önemli etkenlerdendir. Akdeniz Sahil Yolu (D-400) üzerinde yürütülen tünel ve viyadük çalışmaları, özellikle Melleç–Kaledran güzergâhındaki düzenlemeler ile Gazipaşa–Göççebelen tünelinin hizmete girmesi sonrası Anamur’un Antalya ve Mersin’e olan bağlantısı çok daha güvenli ve hızlı hale gelecektir. D-400’ün tamamıyla modern bir hat haline gelmesi, Anamur’u yalnızca bir tarım üretim merkezi olmaktan çıkarıp Akdeniz’in stratejik ulaşım noktalarından biri yapacaktır.</p>

<p>Denizyolunda ise son yıllarda yapılan Anamur–Girne feribot seferleri ilçeye yeni bir ivme kazandırmıştır. Bu bağlantının kalıcı bir liman altyapısıyla desteklenmesi, Anamur’u ticaret, turizm ve kültürel etkileşim açısından Doğu Akdeniz’de önemli bir merkez haline getirebilir.</p>

<p>Demiryolu ve havayolu bağlantıları da Anamur’un geleceği açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Mersin–Gazipaşa demiryolu projesinin hayata geçmesi durumunda Anamur bu ağın vazgeçilmez durağı olacaktır. İlçe bugün 81 kilometre uzaklıktaki Gazipaşa-Alanya Havalimanı’na ve 270 kilometre mesafedeki Çukurova Havalimanı’na karayoluyla bağlıdır. Bu iki merkez, özellikle turizmde Anamur’un erişilebilirliğini artırmaktadır.</p>

<p>Doğu Akdeniz’de enerji arayışlarının, deniz yetki alanı tartışmalarının, Kıbrıs politikalarının gündemde olduğu bir dönemde Anamur’a haritada yeniden bakmak gerekir. Çünkü Anamur, Türkiye’nin Akdeniz’deki jeopolitik duruşunu güçlendiren en kritik noktalarından biridir.</p>

<p>Bu nedenle Anamur’un stratejik önemini yalnızca devlet değil, bizler –bu toprakların insanları– de fark etmeliyiz. Eğer deniz ulaşımı, liman kapasitesi, feribot hattı, karayolu, havayolu ve gelecekte demiryolu entegre bir şekilde güçlendirilirse; Anamur yalnızca Mersin’in değil, tüm Akdeniz’in yeni lojistik kapısı olacaktır.</p>

<p>Belki günlük hayat telaşı içinde fark etmiyoruz; ancak Anamur’un haritadaki yeri, aslında bölgenin ve ülkenin geleceğini şekillendirecek güçtedir. Doğru planlama ve vizyonla Anamur, Türkiye’nin Akdeniz’deki gücüne güç katacak stratejik bir merkez olabilir.</p>

<p>Sonuç olarak; Anamur yalnızca muzun başkenti değil, Akdeniz’in stratejik kalbidir. Bunu fark ettiğimiz gün kazanan hem bölgemiz hem ülkemiz olacaktır.<br />
 </p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-turkiye-nin-akdeniz-e-acilan-sessiz-gucu/211/</link>
<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 17:09:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Engelleri şiirle aşan bir yürek</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Her insanın içinde saklı bir şiir vardır. Kimi bu şiiri kelimelere döker, kimi yaşamına işler. Bozyazı’nın içten, yürekli insanlarından Oğuzhan Martin, o şiiri sadece yazan değil, yaşayanlardan biri. Onun kaleminden dökülen dizelerde Bozyazı’nın rüzgârı, Toros’un esintisi, Akdeniz’in tuzu hissedilir. Ama en çok da insanın azmi, mücadelesi ve hayata inancı vardır.</p>

<p>Oğuzhan, yaşamın önüne koyduğu engelleri aşarken, bunu sessiz bir direnişle değil; şiirle, sözcüklerle, yürekle yapıyor. “Engelleri Aşıyorum” derken yalnızca fiziksel sınırları değil, toplumun ön yargılarını da aşıyor aslında. Çünkü onun şiirinde umut vardır, sevda vardır, yaşama sevinci vardır.</p>

<p>Edebiyat Defteri’nde yayımladığı şiirlerinde hep bir içtenlik, bir samimiyet hissedilir. “Yüreğim’in İncisi Bozyazı” adlı dizelerinde memleketine olan sevgisini öyle bir anlatır ki, okuyanın da yüreğine işler o bağlılık.</p>

<p>Bir başka eserinde, “Şiire Meydan Okudum” derken, aslında hayata meydan okuyan bir ruhun sesi duyulur. Bu başlık bile onun cesaretini, kaleminin gücünü anlatmaya yeter.</p>

<p>Bugün sosyal medyada yüzlerce kişi onun paylaştığı şiirlerle gülüyor, düşünüyor, ilham alıyor. Bozyazı’nın adını duyurmak için yaptığı çalışmalar, paylaştığı videolar, yazdığı dizeler; küçük bir ilçeden çıkan bir gencin büyük bir gönle sahip olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Oğuzhan Martin bize bir kez daha hatırlatıyor:</p>

<p>“Engel, bedenin değil; ruhun zinciridir.”</p>

<p>İnanmak, üretmek, sevmek… İşte gerçek özgürlük budur.</p>

<p>Bozyazı’nın incisi bu genç şair, kelimeleriyle değil sadece; duruşuyla da bize örnek oluyor. Onun şiirleriyle büyüyen her satır, aslında bir yaşam dersi.</p>

<p>Ve ben inanıyorum ki, Oğuzhan Martin’in kalemi daha çok yüreğe dokunacak, Bozyazı’nın adını edebiyatın sayfalarına altın harflerle yazdıracaktır.</p>

<p> </p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/engelleri-siirle-asan-bir-yurek/210/</link>
<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 15:46:07 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Nerdesin</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nerdesin</strong></p>

<p>Kalbimin dermanı gözümün nuru<br />
Seni çok özledim bilmiyor musun<br />
Bekleme  yazımı sonbaharımı kışımı<br />
Seni çook özledim nerdesin</p>

<p>Yıkılası dağlar bitmeyen yollar<br />
Hayalin karşımda asılı resimler<br />
Kalbimde ateşin yanıyor gözler<br />
Seni çook özledim nerdesin </p>

<p>Domurcuk gül gibi açan çiçeğim<br />
Turnalar gibi göçen böceğim<br />
Senin için yanıyor çiğerim<br />
Seni çook özledim nerdesin </p>

<p>Cemrelerde göçen göçmen kuşlarım<br />
Dalından kopmamış meyvelerim <br />
Rüzgardan kokun gelse seni anlarım<br />
Seni çook özledim nerdesin </p>

<p>İbrahim Gümüş yandıkca yanacak<br />
Senin güzel kalbini nasıl çalacak<br />
Şiirler yazıp besteler yapacak<br />
Seni çook özledim nerdesin <br />
Seni çook özledim nerdesin </p>

<p>31/10/2025=ANAMUR <br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/nerdesin/209/</link>
<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 12:04:57 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anamur'dan Kıbrıs'a bakarken</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anamur ve Bozyazı’nın yüksek tepelerine çıkıp da gökyüzü açık, hava berraksa, karşıda Kıbrıs’ın dağlarını görmek insana tarifsiz bir heyecan verir. Geceleri, o dağlardaki ışıklar sanki Akdeniz’in ortasında bir başka dünyadan bize göz kırpar. Aynı duyguyu, Kıbrıs’ın kuzeyinden Toroslara bakan bir Kıbrıslı Türk de yaşar. Aynı denizin iki yakasında, birbirine bakan iki halk…</p>

<p>Kıbrıs, Anamur’a sadece 40 mil uzaklıkta, yani göz mesafesinde. Yeşiliyle, mavisiyle, doğa zenginlikleriyle Akdeniz’in doğusunda stratejik bir ada… Osmanlı, 1571’de Venediklilerden savaşlar sonucu adayı alarak Akdeniz’i bir Türk gölüne çevirmişti. Ancak 1878’de İngiltere’ye kiraya verilmesiyle dengeler değişti; 1918’deki Mondros Ateşkes Anlaşması’yla ada tamamen İngiliz egemenliğine geçti.</p>

<p>İkinci Dünya Savaşı sonrası, Kıbrıs Türkleri ve Rumlar arasında başlayan çatışmalar adanın kaderini belirledi. 1959’daki Zürih ve Londra Anlaşmaları ile Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu, İngiltere, Türkiye ve Yunanistan garantör oldu. Ancak Rum tarafı, daha en başından Türk halkına yönelik saldırılarla bu ortak cumhuriyeti fiilen sona erdirdi.</p>

<p>1974’te Yunanistan’daki cunta yönetiminin desteğiyle Kıbrıs’ta yapılan darbe, Türkler için yeni bir tehdit anlamına geldi. Türkiye, 20 Temmuz 1974’te garantörlük hakkını kullanarak Barış Harekâtı’nı başlattı. 14 Ağustos’ta başlayan ikinci harekâtla adanın kuzeyi Türklerin kontrolüne geçti. Bu operasyon, sadece bir askeri müdahale değil, aynı zamanda bir halkın varoluş mücadelesiydi.</p>

<p>Ardından Kuzey Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. Rum tarafı bunu tanımadı, Türklerin “azınlık” statüsünde olmasını savundu. 15 Kasım 1983’te ise Kıbrıs Türk halkı kendi kaderini eline alarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etti. Rauf Denktaş, halkın oylarıyla kurucu Cumhurbaşkanı seçildi ve yıllarca bu görevi onurla yürüttü.</p>

<p>Yıllar geçti, liderler değişti ama Kıbrıs Türk halkının onurlu duruşu hiç değişmedi. 2005’te Mehmet Ali Talat, 2010’da Derviş Eroğlu, 2015’te Mustafa Akıncı, 2020’de Ersin Tatar, son olarak 2025’te Tufan Erhürman seçimi kazandı. Her biri kendi döneminde Kıbrıs sorununa farklı bir yaklaşım getirdi; kimisi federasyonu savundu, kimisi iki devletli çözümü.</p>

<p>Bugün Meclis’te 50 milletvekili var: UBP 24, CTP 19, DP 2, YDP 2, bağımsız 3 vekil. UBP lideri Ünal Üstel Başbakan, CTP lideri Tufan Erhürman ise yeni Cumhurbaşkanı. Farklı görüşlerin, farklı çözüm anlayışlarının buluştuğu bir döneme giriliyor.</p>

<p>Peki halkın seçtiği, ama Meclis’te çoğunluğu olmayan bir Cumhurbaşkanı ne yapar? İşte bu, Kıbrıs siyasetinin önümüzdeki yıllardaki en önemli sorusudur.</p>

<p>Zaman gösterecek... Belki de bu küçük ada, bir kez daha büyük bir değişimin habercisidir.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-dan-kibris-a-bakarken/208/</link>
<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 17:18:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Muhtarlarım</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yıl 2025 Ekim ayında <br />
19 Ekim Muhtarlar günü de<br />
Toplandık Cumhuriyet meydanında<br />
Günümüz kutlu olsun muhtarlarım</p>

<p>Her beş yıl da bir sandık gelir<br />
Seçmen iyiyi bilir iyiyi tanır<br />
Günü gelince muhtarını seçer<br />
Günümüz kutlu olsun muhtarlarım </p>

<p>Seçmenin düğününde oynadısan<br />
Acı günü de yanında ağladısan<br />
Oyunu alıp muhtar seçildi isen<br />
Günümüz kutlu olsun muhtarlarım </p>

<p>Muhtarlık birlik beraberlik demektir<br />
Muhtarlık huzur barış demektir<br />
Muhtarlık sevgi saygı demektir<br />
Günümüz kutlu olsun muhtarlarım </p>

<p>Ölmüş muhtarlara rahmet diliyorum<br />
Görevden ayrılanlara sağlık diliyorum <br />
Görevi başındakilere başarı diliyorum<br />
Günümüz kutlu olsun muhtarlarım </p>

<p>İbrahim Gümüş muhtarları çok seviyor<br />
Atadan kalan bir emanet biliyor<br />
Tüm muhtarlarıma sağlık diliyorum<br />
Günümüz kutlu olsun muhtarlarım </p>

<p>19/10/2025=ANAMUR<br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/muhtarlarim/207/</link>
<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:04:58 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Canım annem güzel annem</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşın olmuş doksan beş yüz<br />
Dere tepe olmuş sana düp düz<br />
Dünya ya doymuş sun ümutsuz<br />
Canım anam güzel anam benim</p>

<p>Dilin den Allah kelamı çıkıyor<br />
Herkese hakkını helal ediyor<br />
Sizlerden helallik bekliyor<br />
Canım anam güzel anam benim </p>

<p>Lenger den Bahçelievlere geldin<br />
Anamed Hastanesin de yerini aldın<br />
Kendini Türk hekimlerine emanet ettin<br />
Canım anam güzel anam benim </p>

<p>Doktorlar pervane olup döndüler<br />
Hemşireler serumları taktılar<br />
Tahlillerine  şekerine baktılar<br />
Canım anam güzel anam benim </p>

<p>Annem sen bir Gazi gelinisi <br />
Annem sen bir Gazi eşisin<br />
Sekiz çocuk büyüten annesin<br />
Canım anam güzel anam benim </p>

<p>İbrahim Gümüş ün 60 yıllık annesi oldun<br />
36 yıl hem ana hem babası oldun<br />
Bazen arkadaş bazen sırdaşı oldun<br />
Canım anam güzel anam benim </p>

<p>04/10/2025=ANAMUR<br />
Bahçelievler mahallesi muhtarı İbrahim Gümüş </p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/canim-annem-guzel-annem/206/</link>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 16:00:32 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Duam Sanadır Allah'ım</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yüce mevlam aciz hanedir senden dileğim<br />
Beni yarsız yari bensiz bırakma Allah'ım <br />
Hikmetinden suval olmaz bilirim<br />
Beni yarsız yari bensiz bırakma Allah'ım </p>

<p>Acı kader taşa bin türlü çile<br />
Senden gelen başımın üstüne<br />
Ay değil gün değil bir saat bile<br />
Beni yarsız yari bensiz bırakma Allah'ım </p>

<p>İster aşk denilsin isterse sevgi<br />
Arkadaşlık dostluk muhabet belki<br />
Ondan ayrı bir gün bir ömür sanki<br />
Beni yarsız yari bensiz bırakma Allah'ım </p>

<p>Yıllarca baş koyduk aynı yastığa<br />
Birlikte gidelim son yolculuğa<br />
Bir dilim ekmeğe muhtaç bırakta<br />
Beni yarsız yari bensiz bırakma Allah'ım </p>

<p>İbrahim Gümüş ün de dileği olsun<br />
Hayat gemisine beraber binsin<br />
Aşk sevgi saygı hep beraber gelsin<br />
Beni yarsız yari bensiz bırakma Allah'ım </p>

<p>26/09/2025=ANAMUR<br />
Bahçelievler mahallesi muhtarı İbrahim Gümüş </p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/duam-sanadir-allah-im/205/</link>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 15:59:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anamur OSB bir fırsat mı, kaçan tren mi?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dün sabah kahvaltı masasında tuzluğu elime alıp, üzerindeki etiketi okuyunca küçük bir detay dikkatimi çekti: Ürün, bir organize sanayi bölgesinde (OSB) üretilmişti. Market raflarını süsleyen, sofralarımıza kadar gelen birçok ürünün, aslında OSB’lerde hayat bulduğunu fark ettim. Bazı ürünlerin hammaddesi yurtdışından gelse bile, üretim sürecinin bu modern sanayi alanlarında gerçekleşmesi, OSB’lerin ekonomimizdeki kritik önemi ve rolünü bir kez daha hatırlattı.</p>

<p>Geçtiğimiz Haziran ayından beri zorunlu bazı nedenlerle kaleme almadığımız yazılarımıza, tam da bu noktadan, yani Anamur Organize Sanayi Bölgesi’nden devam etmek istiyorum. Hatırlanacağı gibi, 2024 yılında Anamur OSB’nin kuruluş işlemleri tamamlanmış ve yatırımcıların ilgisini ölçmek üzere başvuru dilekçeleri alınmaya başlamış ve umutlanmıştık. Ancak aradan geçen süre içinde bazı toplantılar dışında somut bir adımın atılmadığı görülüyor. Peki, soralım kimi ve neyi bekliyorsunuz.</p>

<p>Anamur ve Bozyazı için planlanan ortak OSB, yıllardır konuşulan ve yılan hikayesine dönüşen bir hayal. Son olarak Anamur-Ermenek yolu üzerindeki Akine ve Güneybahşiş köyleri civarındaki hazine arazisi bu proje için tahsis edildi, kurucu heyet bile oluşturuldu, ama gelin görün ki, süreç bir türlü ileri gitmiyor.  </p>

<p><strong>Anamur’un Geleceği İçin Bir Fırsat</strong></p>

<p>Anamur OSB, sadece ekonomik değil, sosyal anlamda da bölgeye büyük katkılar sunabilir. Bugün mahalle aralarında, yetersiz koşullarda faaliyet gösteren muz sarartma ve paketleme tesislerini düşünün, bu işletmelerin modern bir OSB çatısı altında toplanması, hem hijyen hem de verimlilik açısından dev bir adım olur. Muzdan avokadoya, çilekten narenciyeye, Anamur’un tarım potansiyeli, modern tesislerle işlenip paketlenerek katma değere dönüşebilir. OSB, yalnızca üretimle sınırlı kalmaz; lojistik, istihdam, yan sanayi, ihracat ve iş gücü planlaması gibi alanlarda da bölgenin çehresini değiştirir. Türkiye’nin dört bir yanındaki OSB’ler, bulundukları bölgelerin kaderini dönüştürdü. Anamur neden bu treni kaçırsın?</p>

<p><strong>Dirençler ve Endişeler</strong></p>

<p>Her büyük projede olduğu gibi, Anamur OSB’ye de itirazlar var. Kimileri çevresel etkilerden endişe ediyor, kimileri mevcut düzenin değişeceğinden korkuyor. Ancak şunu unutmamak gerek: OSB, rastgele bir yatırım değil, bölgesel kalkınmanın motoru. Doğru planlama, çevresel hassasiyetler ve şeffaf bir yönetimle, bu proje Anamur’a zarar değil, fayda getirir.</p>

<p><strong>Sonuç: Vizyon mu, Kayıp mı?</strong></p>

<p>Anamur’un tarım ve ticaret potansiyeli ortada. Ürünlerimiz ülke geneline, hatta yurtdışına ulaşıyor. Bu potansiyeli modern bir sanayi altyapısıyla desteklemek, bölgenin ekonomik geleceğini güçlendirecektir. Anamur OSB, sadece bir proje değil, bu kentin gelecek vizyonu. Her geçen gün, bu vizyonu hayata geçirmek için bir fırsat daha elimizden kayıyor. Soru şu: Anamur, bu fırsatı değerlendirecek mi, yoksa bir kez daha gelişim trenini kaçıracak mı? Zaman, harekete geçme zamanı.</p>

<p>Sağlık, esenlik dileklerimizle</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-osb-bir-firsat-mi-kacan-tren-mi/204/</link>
<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 14:00:08 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Dikkat Edelim Arkadaş</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dikkat Edelim Arkadaş</strong></p>

<p>İngiliz yazıyor bütün oyunu<br />
Amarika sahaya süruyor topu<br />
İsrayil sınır tanımıyor hahu<br />
Öleceksen öl artık netenyahu</p>

<p>İsrayil sahaya salmış mosatı<br />
Amerika'dan destek başkan tıranpı<br />
Dünya yanıyor ikisinin ihaneti<br />
İkinizden dünya bıktı bıktı artık</p>

<p>Ege Marmara Akdeniz yandı<br />
Çiyerimiz yandı kül oldu bitti<br />
Ülkemiz yandı çöl oldu gitti<br />
Oynanan oyun canımıza tak etti</p>

<p>Dilsiz ağızsız canlar yandıkca<br />
Kuşlar kurtlar hepsi öldükce<br />
Yeşil dağlar siyaha büründükce<br />
Eli tutmaz dili söylemesin ihanetciye</p>

<p>İbrahim Gümüş ünde bir sözü olsun<br />
Ormanları yakanın kolu kopsun<br />
Vatana ihanet edenin gözü çıksın<br />
Orman bizim vatan bizim olsun</p>

<p>16/08/2025 - ANAMUR<br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/dikkat-edelim-arkadas/203/</link>
<pubDate>Sat, 16 Aug 2025 16:28:58 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hayat Köyde Bir Başka</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hayat Köyde Bir Başka</strong></p>

<p>Keklikler ötüşür su başında<br />
Güvercin takla atıyor dam başında<br />
Turnalar selam götürür gardaşıma<br />
Köyde hayat bir başka arkadaş</p>

<p>Tarlaya ekmişler patates soğan<br />
Süt sağıyor ineklerden Halan<br />
Ağaçta meyveler sararmış kalan<br />
Köyde hayat bir başka arkadaş</p>

<p>Şehre bakıp köyden kopmayın <br />
Şehre göçüp içinizi yakmayın<br />
Herşeyi gıram ile terazide tartmayın<br />
Köyde hayat bir başka arkadaş </p>

<p>Çeşit çeşit meyve var köyünde<br />
Sepet sepet getirmişsin evinde<br />
Hediye göndemişisin şehre<br />
Köyde hayat bir başka arkadaş </p>

<p>Ekersin buğdayı bulgur yaparsın<br />
Buğdaydan un undan hamur açarsın<br />
Bazlamayı böreği saça atarsın<br />
Köyde hayat bir başka arkadaş </p>

<p>Havası mis gibi pınarlar akar<br />
Herşey doğal hayat sana bakar<br />
Şehirde sular duvardan akar<br />
Köyde hayat bir başka arkadaş </p>

<p>Hava yağsa köyde toprak kokar<br />
Şehirde sular betondan akar<br />
Bir yere mil bir yeri su basar<br />
Köyde hayat bir başka arkadaş </p>

<p>İbrahim Gümüş de köyde doğdu<br />
Rüyasında hep köyünü gördü<br />
Şehirde yaşar köye şiirler yazar<br />
Köyde hayat bir başka arkadaş </p>

<p>11/08/2025=ANAMUR <br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/hayat-koyde-bir-baska/202/</link>
<pubDate>Sat, 16 Aug 2025 16:28:20 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sebahattin Kılınç Paşa</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sebahattin Kılınç Paşa</strong></p>

<p>Vatanını milletini çok seven<br />
Türk ordusunun göz bebeği olan<br />
Verilen her görevi laiki ile yapan<br />
Ülke sevdalısı dır Sebahattin paşa </p>

<p>Canından çok sevdiği vatanına<br />
Kalpten bağlıdır ay yıldızlı bayrağına<br />
Atasından emanet olan cumhuriyete <br />
Bağlıdır komutanımız Sebahattin paşa </p>

<p>Lenger köyünü onuru ve gururu<br />
Mersinin yetiştirdiği  yiğidi<br />
Annesinin babasının son çocuğu<br />
Kıbrısda barış komutanıdır Sebahattin paşa </p>

<p>Allah ım Yolunu bahtını açık etsin <br />
Hayatın boyunca hep başarı dolsun<br />
Ne muradın varsa Allah ım versin<br />
Dualarımız seninle Sebahattin paşa </p>

<p>İbrahim Gümüş ün de köylüsüdür<br />
Korgeneral rütbesine terfi olmuştur<br />
Vatanına hizmet için adım adım gelmiştir<br />
Başarının adıdır Sebahattin paşa </p>

<p>07.08.2025, Anamur <br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş</p>

<p>[ilgili-haber=5875]</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/sebahattin-kilinc-pasa/201/</link>
<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 13:24:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sevmek Bir Başka Sevilmek Bir Başka</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sevmek Bir Başka Sevilmek Bir Başka</strong></p>

<p>Gözlerim ağlıyor benim sel ettin<br />
Susuz kalmış her tarafım çöl ettin<br />
Beni yanlızlığa mejbur ettin<br />
Özü bir başka sözü bir başka </p>

<p>Güzelliğine ben dayanamıyorum<br />
Ne çileler çektik unutamıyorum<br />
Sensiz bu hayatta kalamıyorum<br />
Yağan kar bir başka boran bir başka </p>

<p>Bahar gelmiş çiçekler açmış<br />
Arılar petek petek bal yapmış<br />
Sevginin dilencisiyim sana bakıyorum<br />
Baharı bir başka yazı bir başka </p>

<p>Kış gelince yükseklere kar yağıyor<br />
Ovalarda çayırlar çimenler açıyor<br />
Benim sevdam bana kucak açıyor<br />
Yanan bir başka yandıran bir başka </p>

<p>İbrahim Gümüş ün geçiyor günleri<br />
Sevdadır aşk dır bütün yolları<br />
Geçti günleri dönmüyor yılları<br />
Seneler bir başka yıllar bir başka </p>

<p>24/07/2025, Anamur <br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/sevmek-bir-baska-sevilmek-bir-baska/200/</link>
<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 15:14:49 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Torun Sevgisi</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Torun Sevgisi</strong></p>

<p>Hiç bir koku torun kadar kokmaz<br />
Hiç bir kimse onun yerini tutmaz<br />
Torun ağrıyı keser morali düzenler<br />
Torun sevgisi bir başka güzel </p>

<p>Ata kos koca bir çınar dır<br />
Evlat köklenmiş bir ağaçtır<br />
Torun ise ağaçtan açan çiçektir<br />
Torun sevgisi bir başka güzel </p>

<p>Hayatta iki kez çocuk olursun<br />
Bir dünyaya gelirken birde torun severken<br />
Evlat bademdir torun badem içidir<br />
Torun sevgisi bir başka güzel </p>

<p>İbrahim Gümüş ün torunu Eylül dür<br />
Ne zaman gelse eve huzur gelir<br />
Gidince dedesi anneannesi çok üzülür<br />
Torun sevgisi bir başka güzel </p>

<p>11/07/2025, Anamur <br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/torun-sevgisi/199/</link>
<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 16:37:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kızım Münevver Gümüş</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kızım Münevver Gümüş</strong></p>

<p>İstemeye geldiler kızım seni<br />
Müsafir sanmıştım üzdüler beni<br />
Allah ın emri peygamberin kavlini<br />
Deyince gözlerimden yaş geldi kızım</p>

<p>Beş Temmuzda musafir geldiler<br />
Allah ın emri ile bizi vurdular<br />
Tam ortadan ikiye böldüler<br />
Öpmeye koklamaya doyamadım kızım</p>

<p>Allah ın emri herkese farzdır<br />
Müslümanın faraza uyması şartır<br />
Kızım bu günler müslümana haktır<br />
Bu gün bir aileye daha kavuşuyorsun kızım </p>

<p>Allah ın emri ile başlayan bir iş<br />
Allah ın yolu ile ilerlermiş<br />
Hayırlar dilesin dualar etsin her kiş<br />
Yuvana temel attığın gündür kızım </p>

<p>Annen Baban el bebek gül bebek büyüttük<br />
Gürbet ellere gideceksin sözünü kestik<br />
Ne kadar ihtiraz etsekte kırmızı kart yedik<br />
Allah ım yolunu bahtını açık etsin kızım <br />
Allah ım sağlık sıhhat huzur mutluluk versin kızım <br />
Son gülüm kızım yavrum bitanem</p>

<p>05/07/2025, Anamur<br />
Bahçelievler Mahallesi Muhtarı İbrahim Gümüş </p>

<p>Not: İyi dileklerde bulunan duaları ile bize destek olan bizleri hiç yanlız bırakmayan <br />
Dostlarıma akrabalarıma arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/kizim-munevver-gumus/198/</link>
<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 16:35:50 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ah Kardeş Ah</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>AH KARDEŞ AH</p>

<p>Güvenme o tatlı sözlerine<br />
Sende benzeme onun gibisine<br />
El kızı el oğlu girerse baba evine<br />
Öz kardeşin bile el olur sana</p>

<p>Sofrada eline sahip ol sen<br />
Çevrende diline sahip ol sen<br />
Dar günde kalırsan eğer sen<br />
Öz kardeşine çağır sen</p>

<p>Öz kardeş kardeşe olmaz düşman<br />
Ne bu kin ne bu nefret olursun pişman<br />
Kardeş kardeşe olmaz asla düşman<br />
Giderse ararsın yokluğunu sen</p>

<p>Bulunduğun yerde ağır ol ağır<br />
İşin düşerse kardeşini çağır<br />
Kardeşin yiterse olursun sağır<br />
İşte o gün ağlayı ağlayı bağır</p>

<p>İbrahim Gümüş de yaralıdır<br />
Kardeşini kaybetmiş karalıdır<br />
Gözlerim ağlıyor tam zamanıdır<br />
İşte geldik gidiyoruz geçen yıllardır</p>

<p>29/06/2025=Anamur <br />
Bahçelievler mahallesi muhtarı İbrahim Gümüş</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/ah-kardes-ah/197/</link>
<pubDate>Wed, 02 Jul 2025 18:27:24 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anamur İçin Geciken Sanayi Hamlesi: OSB'ler Neden Önemli?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin dört bir yanında sanayi yatırımlarının kalbi olan Organize Sanayi<br />
Bölgeleri (OSB’ler), bir yörenin kaderini değiştirebilecek güce sahiptir. Ne yazık ki<br />
Mersin’in bereketli ilçesi Anamur, bu kalkınma fırsatından hâlâ yeterince<br />
yararlanamayan yerlerden biri.</p>

<p><strong>Anamur’un Avantajları: Tarım, Lojistik ve İnsan Gücü</strong></p>

<p>Anamur, Türkiye’nin en güneyinde, verimli toprakları, tropikal iklime yakın hava<br />
koşulları ve yılın neredeyse tamamında üretim yapılabilen tarım potansiyeliyle<br />
dikkat çeken bir ilçedir. Muz, çilek, avokado ve narenciye üretiminde ülke<br />
genelinde ön sıralardadır. Ancak bu ürünlerin çoğu ham halde satılmakta, katma<br />
değerli ürüne dönüşmeden piyasaya sürülmektedir.</p>

<p>İşte tam bu noktada OSB’lerin önemi devreye giriyor. Tarım ürünlerini işleyen,<br />
paketleyen, soğuk hava depolarında saklayan ve markalaştıran bir sanayi altyapısı<br />
kurulursa Anamur sadece tarımsal değil, sanayi anlamında da adından söz ettiren<br />
bir ilçe haline gelebilir.</p>

<p><strong>OSB Ne Kazandırır?</strong></p>

<p>- İstihdam: Genç nüfusun büyük kısmı ya tarım dışı işlerde günübirlik çalışmakta ya<br />
da göç etmektedir. OSB kurulması, bölgedeki işsizliği azaltır.<br />
- Katma Değer: Ham ürün yerine işlenmiş, ambalajlanmış, markalanmış ürün satışı<br />
ilçeye büyük ekonomik girdi sağlar.<br />
- Göçü Azaltır: Sanayi tesisleriyle birlikte sosyal imkanlar da gelişir, göç tersine<br />
döner.<br />
- Lojistik Üs Olabilir: Anamur-Gazipaşa yolu, limanlara ve havaalanına yakınlık gibi<br />
ulaşım avantajlarıyla ürünlerini yurt dışına kolayca ulaştırabilecek bir merkez<br />
haline gelebilir.</p>

<p><strong>Neden Hâlâ Kurulamadı?</strong></p>

<p>Anamur'da yıllardır konuşulan ama bir türlü hayata geçirilemeyen OSB projesi,<br />
bürokratik engeller, yatırımcının yeterince teşvik edilmemesi ve yerel siyasetteki<br />
dağınıklık nedeniyle ilerleyememiştir. Oysa komşu ilçelerde OSB’ler çoktan<br />
kurulmuş, üretime geçmiş ve istihdam yaratmıştır. Silifke, Erdemli, Mut gibi<br />
ilçelerde örnekleri olan OSB uygulamaları, Anamur’a örnek olabilir.<br />
Tarım-Sanayi Entegrasyonu Şart</p>

<p>Bugünün dünyasında yalnızca üretmek yetmiyor; işlemek, depolamak, pazarlamak<br />
ve ihraç etmek gerekiyor. Bu da ancak organize bir yapı ve altyapıyla mümkün<br />
olur. Tarım ve sanayinin el ele vermesi, “tarıma dayalı ihtisas organize sanayi<br />
bölgesi” kurulması Anamur için en uygun model olabilir.<br />
Sonuç Yerine: Geç Kalmadan</p>

<p>Anamur, yıllardır “tarım cenneti” diye anılıyor. Ancak bu cennetin nimetlerini<br />
sadece ham halde satmak, potansiyelin boşa harcanması demek. Yerel yöneticiler,<br />
bürokrasi ve yatırımcılar artık el ele vermeli, bu potansiyeli harekete geçirecek<br />
somut adımlar atılmalıdır. Çünkü Anamur’un kaybedecek bir yılı daha yok.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-icin-geciken-sanayi-hamlesi-osb-ler-neden-onemli/196/</link>
<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 17:07:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Uğurlar Olsun Sayın Kaymakamım</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Uğurlar Olsun Sayın Kaymakamım</p>

<p>Yıl iki bin yirmi beş, Mayıs ayında,<br />
Yirmi yedi Mayıs Salı gününde, Atama yapıldı Resmi Gazetede.<br />
Kaymakam Bilal Bozdemir Samsun’da. </p>

<p>Muhtarlar seni asla unutmayacak,<br />
Muhtar olsa da olmasa da arayacak, <br />
Seninle gönül köprüsü kuracak,<br />
Anamur’dan seni Samsun’a uğurlayacak.</p>

<p>Anamur seninle gurur duyacak,<br />
Yaptığın eserlerle seni anacak,<br />
Seni her zaman gururla karşılayacak,<br />
Anamur’da senin yerin bir başka olacak. </p>

<p>Anamur’dan Samsun’a uğurlar olsun,<br />
Yeni görevin başarı ile dolsun,<br />
Günü gelince Mersin’e Vali gelirsin,<br />
Hayatın her zaman başarı ile dolsun. </p>

<p>Muhtar İbrahim Gümüş seni uğurlasa,<br />
Güzel geçen günlerimizi yazsa,<br />
Ayrılık hasretini bir şiirle okusa,<br />
Anamur’dan sesimiz Samsun’a ulaşsa.</p>

<p>27.05.2025 Anamur</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/ugurlar-olsun-sayin-kaymakamim/195/</link>
<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 17:06:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bu bayram da geçti</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu bayram da geçti</strong></p>

<p>Geldi geçti bizim bayramlar<br />
Büyük küçük bütün insanlar <br />
Sevinirdi bizim bütün çocuklar <br />
Kalmadı bizde eski bayramlar </p>

<p>Büyük küçük herkes sohbet ederdi<br />
Bayram da herkes bir birine giderdi<br />
Gurbete olana telefon açardı<br />
Kalmadı bizde eski bayramlar </p>

<p>Hastalar büyükler ziyaret edilirdi<br />
Elleri öpülür gönüller alınırdı<br />
Çocuklar sevilir harçlık yapılırdı<br />
Kalmadı bizde eski bayramlar </p>

<p>Ateşler yakılır etler atılırdı<br />
Gelen geçen yer tadına bakılırdı<br />
Ölmüşlerimize dualar yapılırdı<br />
Kalmadı bizde eski bayramlar </p>

<p>Kurbanlar kesilmiş kasapta<br />
Paket olmuş atılmış dolapta<br />
Kuru fasulye ile pişmiş sofrada<br />
Kalmadı bizde eski bayramlar </p>

<p>Ne kesilen kurbanı görüyoruz<br />
Ne de pirzola yapıldığını biliyoruz<br />
Bayramın tadını nasıl alıyoruz<br />
Kalmadı bizde eski bayramlar </p>

<p>İbrahim Gümüş de anlattı bayramı<br />
Beli bükülmüş emmileri dayıları<br />
Çok özledik eski bayramları<br />
Kalmadı bizde eski bayramlar </p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/bu-bayram-da-gecti/194/</link>
<pubDate>Tue, 10 Jun 2025 14:04:56 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Zor Gelir Bize</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Gurbet eli düşüne düşüne ağlıyorum<br />
Gurbetten gelecek haberi bekliyorum<br />
Gece gündüz hergün nöbet tutuyoru<br />
Sılada hasret çekmek zor geldi bana</p>

<p>Mevsimler gelip geçiyor aydan aya<br />
Gurbet hasreti zor geliyor bana<br />
Geceleri ağlıyor gözlerim size<br />
Sıla hasreti çekmek zor geldi bana </p>

<p>Yoruldu bedenim kalkmıyor kolum<br />
Ah çeke çeke yandı ciğerlerim<br />
Gurbetten gelecek yavrularımı beklerim<br />
Sıla hasreti çekmek zor geldi bana </p>

<p>Bağımı bahçemi ekip bakamadım<br />
Evimde kaldım yanlız kalamadım<br />
Uzak geldi gurbet bize gidemedim<br />
Sıla hasreti çekmek zor geldi bana </p>

<p>Ben kendimi kimsenin yerine koyamıyorum<br />
Hasret çeken bu gözlere kıyamıyorum<br />
Yavrusuz kaldım bu şehirde duramıyorum<br />
Sıla hasreti çekmek zor geldi bana </p>

<p>İbrahim Gümüş anlatamadı derdini<br />
Kimse anlamadı kalbimdeki o yeri<br />
Boşa geçirmişim bunca senelerimi<br />
Sıla hasreti çekmek zor geldi bana </p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/zor-gelir-bize/193/</link>
<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 15:54:41 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Aşk İçin</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir Aşk İçin</strong></p>

<p>Suçsuz yere beni tutsak ettin<br />
Kurudu dallarım yaprağı döktün<br />
Eridi bedenim toprak ettin<br />
Kuru bir sevda bir aşk için</p>

<p>Yazık oldu benim yıllarıma<br />
Bon boş geçen günlerime<br />
Simsiyah olan saçlarıma<br />
Ak düşürdün bir aşk için</p>

<p>Kerem ile aslı gibi yaktın<br />
Şirin ile Ferat gibi dağ deldin<br />
Hekimler ilaç yazmaz gördün<br />
Kuru bir sevda bir aşk için </p>

<p>Yazık oldu benim yıllarıma <br />
Bon boş geçen günlerime<br />
Simsiyah olan saçlarıma <br />
Ak düşürdün bir aşk için </p>

<p>Aşk koymuşlar gürbetin adını<br />
Almazsın sen bu dünyanın tadını<br />
Yaşayacaksan alma kimsenin ahını<br />
Kuru bir sevda bir aşk için </p>

<p>Yazık oldu benim yıllarıma <br />
Bon boş geçen günlerime <br />
Simsiyah olan saçlarıma <br />
Ak düşürdün bir aşk için </p>

<p>İbrahim Gümüş de geldi gidiyor<br />
Hayatı yaşadı herşeyi biliyor<br />
Kaderden gelene boyun büküyor<br />
Kuru bir sevda bir aşk için </p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/bir-ask-icin/192/</link>
<pubDate>Sat, 31 May 2025 13:26:31 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Her Zaman</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" /></p>

<p><strong>Her Zaman</strong></p>

<p> </p>

<p>Çiçekler içinde gül bir başkadır</p>

<p>Güzeli aratan göz ile kaş tır</p>

<p>Gurbete gidince telefonu açtır</p>

<p>Sabah akşam konuşalım her zaman</p>

<p> </p>

<p>Gurbete bakınca engel olur dağlar</p>

<p>Ah çekince yüreğim yanar</p>

<p>Gönlüm senin kokunu arar</p>

<p>Kokunu alayım her zaman</p>

<p> </p>

<p>Koskoca ev bana dar geldi</p>

<p>Odalar bile sensiz sessiz kaldı</p>

<p>Buzdolabının kapağı açılmadı</p>

<p>Yanlız çay içilmiyor her zaman</p>

<p> </p>

<p>Aynaya bakınca kendime güldüm</p>

<p>Benzim sararmış solmuş gördüm</p>

<p>Hasret çekmek zor onu bildim</p>

<p>Yanlız geçmiyor günler her zaman</p>

<p> </p>

<p>Açan çiçeklerimiz solmasın</p>

<p>Kimse kimseye hasret kalmasın</p>

<p>Bu sevda bu aşk hiç bitmesin</p>

<p>Huzur mutluluk gelsin her zaman</p>

<p> </p>

<p>İbrahim Gümüş de yazsın özlemini</p>

<p>Kavuştursun Allah'ım ikimizi</p>

<p>Doldursun taşırsın evimizi</p>

<p>Güzel geçsin günlerimiz her zaman</p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/her-zaman/191/</link>
<pubDate>Fri, 30 May 2025 19:18:14 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sonu Yok Hayat</title>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sonu Yok Hayat</strong></p>

<p> </p>

<p>Bahçeye fidan ektim tutmadı</p>

<p>Anasız babasız Ocak tütmedi</p>

<p>Kapılar kapalı kimse açmadı</p>

<p>Dünya baki dir insanlar gelip geçti</p>

<p> </p>

<p>Günleri saya saya gelip geçtik</p>

<p>Dört mevsimi doya doya yaşadık</p>

<p>Kışın ayazını yazın sıcağını yedik</p>

<p>Dünya baki dir insanlar gelip geçti </p>

<p> </p>

<p>Zengin zengin yaşadı hepsini gördü</p>

<p>Köylü kendi kendi ile idare etti</p>

<p>Sokaktaki insan açlıktan öldü </p>

<p>Dünya baki dir insanlar gelip geçti </p>

<p> </p>

<p>Anne baba evlat için yandı</p>

<p>Evlat anayı babayı huzur evine koydu</p>

<p>Kaderine bakıp ona razı oldu </p>

<p>Dünya baki dir insanlar gelip geçti </p>

<p> </p>

<p>İbrahim Gümüş de yaza yaza ağladı</p>

<p>65 model cana gönül bağladı</p>

<p>Ağır ağır yola ilerlemeye başladı</p>

<p>Dünya baki dir insanlar gelip geçti </p>
]]></content:encoded>
<author>İbrahim Gümüş</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/ibrahim-gumus/sonu-yok-hayat/190/</link>
<pubDate>Fri, 30 May 2025 19:14:42 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anamur'un suyu kurumadan...</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anamur… Deniziyle serin, tarihiyle derin, toprağıyla bereketli bir ilçe. Narenciyeden çileğe, muzdan avokadoya kadar her türlü meyve ve sebze burada hayat bulur. Ama bu verimli toprağın gerçek sırrı, yerin altından ve üstünden akan sudur.<br />
  Her yaz aynı şu cümleleri duymaya alışkınız:<br />
“Su kesik, ne zaman gelecek?”,<br />
“Tankere haber saldık, hâlâ bekliyoruz.”,<br />
“Susuzluktan artezyenler bile kurudu!”</p>

<p>Evet, son yıllarda her yerde olduğu gibi iklim değişti, yağışlar azaldı. Ama asıl sorun bu değil.</p>

<p>Anamur’un temel geçim kaynağı, ekonomik hayatı tarıma dayanır. Muz ve çilek üretimi azalsın, üreticinin, çiftçinin kazancı düşmeye başlasın, ortalık bir sessizliğe bürünür.<br />
Öte yandan muz, çilek, meyve-sebze, avokado üretimi artarken yer altı ve yer üstü su tüketimi önlenemez boyutlara ulaşıyor. Bunların üstüne bir de eski usul, vahşi sulama yöntemleri eklenince hem yer altı hem yer üstü kaynaklar neredeyse tükenme noktasına geliyor.<br />
Kuruyan kuyular, adım başı oluşan çukurlar, obruklar, düşen artezyen basıncı, sulak alanların yok olup gitmesi bu acı gerçeğin en net göstergesi değil mi?</p>

<p>Bütün dünyayı etkileyen iklim değişikliği bu tabloyu biraz daha da kötüleştiriyor. Yazlar uzadı, yağış azaldı, su kaynakları çekiliyor.<br />
Peki, ne yapacağız?</p>

<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi - MESKİ ekipleri, bölge halkının içme suyu ihtiyacı için bir yandan eldeki su kaynaklarını verimli hâle getirmeye çalışırken, öbür taraftan sondajlar açıyor, yeni hatlar yapıyor.<br />
İyi ama bu, sorunu ötelemekten fazlası değil.<br />
Asıl meselenin özüne inmeliyiz.</p>

<p><strong>Çözüm Tarımda Başlıyor</strong></p>

<p>Modern sulama sistemlerine geçmeliyiz.<br />
Damla sulama, yağmurlama gibi yöntemler hem suyu korur hem de verimi artırır.</p>

<p><strong>Altyapı Elden Geçmeli</strong></p>

<p>Bölgenin eskiyen su şebekeleri yenilenmeli, onarılmalı. Şebekedeki kayıp-kaçak oranları azaltılmadan bu mücadele kazanılamaz.</p>

<p><strong>Gelenekten Geleceğe Bakmalıyız</strong></p>

<p>Eskiler; kanallar, karızlar, kanaletlerle suyu binlerce kilometre uzaklara taşıyıp kullanabiliyordu.<br />
O bilgi ve tecrübe bugünün teknolojisiyle birleşirse doğayla barışık çözümler üretebiliriz.<br />
Anamur gibi bir yerde içme suyu için yer altı kaynaklarından saniyede 300-400 litre pompayla su çekmektense, 44 km uzaklıktaki Anamur-Sugözü-Otluca kaynağından kente su getirmek o kadar zor değil.<br />
Hem de maliyeti çok düşük olur. Bunun için karar vermek ve irade koymak lazım.</p>

<p><strong>Yağmur Suyunu Değerlendirelim</strong></p>

<p>Kışın bolca yağan yağmur suyunun hasadı gibi uygulamalara geçilmeli. Çatılardan gelen su boşa akıp gitmesin.</p>

<p><strong>Halk Bilinçlenmeli</strong></p>

<p>Evde, tarlada, sokakta suyu tasarruflu kullanmayı alışkanlık hâline getirmeliyiz.<br />
Su sadece bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur.</p>

<p><strong>Ve Unutmayalım:</strong></p>

<p>Su, sadece bugünün değil, yarının da sesidir.<br />
Biz susarsak, Anamur susar.<br />
Biz görmezden gelirsek, yarın çocuklarımızın gözleri kurur.<br />
Haydi, bugün bir adım atalım. Su için, yaşam için, Anamur için…</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-un-suyu-kurumadan/189/</link>
<pubDate>Mon, 05 May 2025 14:29:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anamur'un sorunları çözümsüz değil</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kırık yıldır Anamur’da yaşıyorum. Şehir içinde yürüyerek dolaşmayı tercih ederim. Cadde ve sokaklarda, ara yollarda insandan daha yoğun bir araç trafiği rastlanır. Buna rağmen şehir içinde yürüyerek dolaşmayı tercih ederim. Zorunlu olmadıkça arabaya binmem.</p>

<p>Cadde ve sokakları dolaşırken bazı şeyleri fark edersiniz. Kaldırımın kırık dökük, kimi yerler çökmüş, çukur, hatta bazı yerlerde kaldırımların işyerleri tarafından işgal edilmiş olduğunu görürsünüz. Dolmuş ve otobüs durağında bekleyen insanların yüzündeki yorgunluk ve bezginliği fark edersiniz. Çarşı ve pazardaki alışveriş yapanların sergilediği umutsuzluk ve mutsuzluk fark edersiniz. Anamur’da da her gün görmeye alıştığımız, zamanla görmezden gelmeye başladığımız, küçük gibi görünen büyük sorunların bazılarıdır bunlar.</p>

<p>Denizi, güneşi, doğal güzellikleri ve tarihi eserleri ile gerçekten harika bir ilçede yaşıyoruz. Ama her geçen gün, biraz daha büyüyen sıkıntılarla, sorunlarla karşı karşıyayız. En başta gelen dert, şehir içi ve şehir dışı ulaşım ve yollardır… Bazıları mahalle ve çevre yerleşim yerlerinde hâlâ düzgün bir yol yapılmamış, asfalt yoktur. Kimi yerlerde asfalt kırılmış, dökülmüş, kırk yamadır. Yağmur yağınca sel, çamur, güneş açınca toz topraktır. Şehir içi ulaşım desen, kimi saat çalışıyor kimi saat yok ortada.</p>

<p>Bir başka dert ise çiftçinin hali: Muz ve çilek, sebze üretimi Anamur ekonomisi için önemli bir girdiye sahip. Fakat k eskisi kadar üreticinin yüzü gülmüyor, gülemiyor. Girdi maliyetleri uçmuş gitmiş. Gübre, mazot, naylon derken üretici zar zor ayakta duruyor. Hal böyleyken gençler,  tarımdan, üreticilikten hızla uzaklaşıp, büyük bir şehirde yaşamanın hayalini kuruyor. Uzun yıllardır Anamur’da nüfus artmıyor.</p>

<p>Çevre ve içme suyu desen ayrı bir konu. Anamur Çayı’nın kenarındaki atıklar, denize ulaşan çöpler, doğanın bağırışı gibi geliyor kulaklarımıza. Anamur ve birçok yerleşim yerinde içme suyu kirli, çamurlu yeraltı kuyularından alınıyor. Sugözü-Otluca kaynağından içme suyu getirme konusu adeta yılan hikâyesine dönmüş durumda…</p>

<p>Sağlıkta da eğitimde de eksikler var. Örneğin hastanede bazı branşlarda hâlâ doktor yok. Randevu almak neredeyse imkânsız. Okullar yetersiz, bazı sınıflarda hâlâ kalabalık sıkıntısı yaşanıyor.</p>

<p>Turizm konusunda da elimizde gerçekten büyük bir hazine var. Ama doğru düzgün tanıtım yapılmıyor. Gelen turist sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Oysa Anamur sadece yazlıkçıların geldiği bir yer olmaktan çıkmalı, yılın her dönemi canlı kalmalı.</p>

<p>Peki, çözüm yok mu? Elbette var. Yeter ki birlikte hareket edilsin. Yeter ki sorunları konuşmaktan çekinmeyelim. Yerel yönetimle merkezi yönetim birlikte hareket etsin, planlı, programlı çalışılsın, halk bilinçli olsun, sivil toplum örgütleri elini taşın altına koysun. Bu topraklar her şeyin en güzeline layık.</p>

<p>Çünkü biz Anamur’uz. Sorunlarımız var, ama çözümsüz değiliz.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-un-sorunlari-cozumsuz-degil/188/</link>
<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 16:03:54 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Taşralı bir öğrencinin anılarından...</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ermenek-Zeyve’de (sonradan adı Yaylapazazı köyü) 1955’de doğmuşum. O dönemlerde, yeni doğan çocuk ölümleri çok yüksek, köyden kente ulaşım kısıtlı, okuma yazma oranı düşüktür. Bu gibi nedenlerle, çoğu kişinin doğum tarihi ile nüfusa kayıtlı oldukları tarih arasında farklılıklar vardır. Bizimkisi öyle olmuş.</p>

<p>Halk arasında, çevrede yaşanan önemli bir olay veya gelişme başlangıç kabul edilir, buna göre tarih olarak belirlenirmiş. Onun için benim doğum tarihi 1 Mart 1955 gibi yazılmış olsa da,  annem 'yayla ekini zamanı doğdun' derdi, bu da Temmuz-Ağustos aylarına denk geliyor olabilir.   </p>

<p>İlkokula Zeyve’de başlayıp Mersin-Bozyazı İlkokulunda 1968-69 öğretim yılında bitirdim. Yine o yıllarda Bozyazı, İçel ili Anamur İlçesine bağlı bir belde belediyesiydi. Diğer il ve ilçelerde olduğu gibi Anamur’a bağlı köylerin nüfusu kalabalık ve çoğunda tek öğretmenli de olsa bir ilkokul açıktı. Bilgi, görgü ve kültür bakımından öğretmenler, bazı köylerde imamdan, muhtardan bile etkiliydi.</p>

<p>Ülke genelinde 40’lı, 50’li yıllarda başlayan, 60-70’li yıllarda hızla artan köyden kente göçler nedeniyle köylerde genç nüfus azalmış. Köy okulları öğrenci yetersizliğinden kapanmış. Köylüye her konuda önderlik eden öğretmenler, köylerden geri çekilmiş. Kırsal bölgelerde, köy ve mezralarda çiftçilik, hayvancılık, küçük aile işletmeciliği gerilemeye, hatta yok olmaya başlamıştır.</p>

<p>Ülkemizde medreselerden sonra açılmaya başlayan okullarda görev yapacak öğretmenlerin yetiştirmesi için açılan kurumların kökeni 1848’lere kadar uzanır. Toplumsal cehaletin ortadan kalkması için Atatürk, öğretmenlere büyük değer ve önem verir. Daha kurtuluş savaşı devam ederken öğretmen toplantı ve kongrelerine katılır, etkileyici konuşmalar yapar. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülke kalkınması ve halkın eğitilmesi için bilim adamlarına raporlar hazırlatır. Kara tahta başına geçer kadın erkek herkesin okuma yazma öğrenmesi için kampanyalar düzenler. Halkın büyük bir bölümünün köylerde yaşadığı düşünülerek 1940 yılında köy enstitüleri açılır. Fakat bir süre sonra köy enstitüleri kapatılır.  </p>

<p>Bozyazı’da oturduğumuz ev, merkeze uzak ve okula yürüyerek yarım saatte gidiliyordu.  Yine de diğer köy okullarıyla kıyaslandığında şanslı sayılırdık. Çünkü çoğu köylerde beş sınıfı bir veya iki öğretmen okuturken, bizim okuduğumuz okulda her sınıfın ayrı bir öğretmeni vardı. Öğretmenlerimiz pırlanta gibi bilgili ve tecrübeliydi. Bizi hayata ve geleceğe hazırlamak için canla başla çalışıyorlardı.   </p>

<p>O yıllarda öğretmen olmak isteyenler, ilkokul mezunu ise ilk başlarda 6 yıllık, sonradan 7 yıllık erkek veya kız öğretmen okullarında okumaları gerekirdi. Ortaokul mezunları için 4 yıllık öğretmen okullarına girmek gerekiyordu. Ortaokul ve liselerde görev yapacaklar bu okulların üstüne 2 sene eğitim enstitülerini bitirmeleri, isterlerse yüksek öğretmen okullarında okumaları mümkündü.</p>

<p>İlkokul öğrencileri genellikle öğretmenlerinden çok etkilenirler. İlkokulu bitirdiğimde ben de birçok arkadaşım gibi öğretmen olmayı kafaya koymuştum. Fakat bu iş, o kadar da kolay değildi. Önümüzde aşılması gereken çeşitli engeller ve sınavlar vardı. O zamanlar sınavlar genellikle il merkezinde yapılırdı. İlkokul mezunlarına yönelik öğretmen okulu sınavına girmek için babamla bulabildiğimiz bir araçla Mersin’e gidip, bir tanıdığımızda kaldık. Sabah sınavın yapılacağı okula gittik. Bizi sınıflara alıp sınav kâğıtlarını dağıttılar. İlk defa çoktan seçmeli test sınavı sorularını çözdük. Girdiğimiz sınavın sonucu,  bize mektupla bildirilmesi gerekiyordu. Ama beklediğimiz mektup bir türlü gelmeyince, sınavı kazandık mı, kazanamadık mı, öğrenemedik. </p>

<p>1960’lı 70’li yıllarda ilkokul dışında,  ortaokul, lise ve üniversiteler günümüzdeki kadar yaygın değildi. Çoğu anne-babanın okuma, yazması yoktu. Devlet olanca gücüyle okuryazar ve ilkokul mezunu sayısını arttırmaya çalışıyordu. Zorla ilkokulu bitirmiş olanların da çocuklarını ortaokul, lise ve yüksekokulda okutma gibi bir düşüncesi yoktu. O nedenle ilkokulu öyle veya böyle bitiren çocuklar, genellikle bir mesleğe ve usta yanına verilir. Tarlası, bağı bahçesi, sürüleri olan aileler kız olsun, erkek olsun çocukların çiftçilikte, hayvancılıkta işin bir ucundan tutması beklenirdi.  Annem, babam da okuma yazma bilmezdi. Ama her ikisi de ileri görüşlüydü. Bana da bir mesleğe mi, gitmek istersin, ortaokula mı, yazdıralım diye sordular. Ben de okula devam etmek isteğimi söyleyince Bozyazı’daki ortaokuluna yazdırmaya karar verdiler. </p>

<p>İlkokulun aksine, ortaokulda sınıfımız oldukça kalabalıktı. İlk başlarda yeni bir okul, yeni arkadaşlar arasında biraz bocaladık. Fakat sonradan durumu toparlayıp, okula kayıt olurken anneme babama verdiğim sözü yerine getirdik ve 1972-1973 öğretim yılında ortaokuldan mezun olduk. Ortaokulu bitiren, maddi durumu iyi olmayan bir genç olarak, yine bir yol ayrımındaydık. Ya okumaya ara verecek, bulabildiğimiz bir ustanın yanına girip meslek öğrenecek, ya liseye kayıt olacak, ya da bir yatılı okul sınavı kazanıp gidecektik. </p>

<p>Bozyazı o tarihlerde birkaç köyün birleşmesiyle oluşmuş küçük bir belde belediyesi idi. Çevrenin en yakın lisesi, ilçe merkezi Anamur’da bulunuyordu. Bozyazı ve köylerinde oturan bir öğrenci,  lisede okumak için ya dolmuşla veya özel araçla gidip gelecek veya ilçede birkaç arkadaşıyla ev tutmak zorundaydı. Bizim ise durumumuz bunların hiçbirine uygun değildi. Onun için Anamur’da liseye kayıt olamadık.</p>

<p>Çok istememize ve rağmen yatılı okul sınavını da kazanamamıştık. Bu durumda yapabileceğimiz tek şey bir ustanın yanına girerek meslek öğrenmeye ve fırsat bulduğumuzda da olabildiğince sınavlara hazırlanmaya çalışmak olacaktı. Tarlası, bağı, bahçesi, sürüsü olmayan bir aile ve çocukları için çiftçilik ve hayvancılık yapmak zordur. Bir taraftan elektrikçilik öğrenirken, sınavlara hazırlandık. 1974 Mayıs ayında yine Mersin’de yapılan parasız yatılı okul sınavlarına girdik. Yine beklemeye başladık</p>

<p>1974-75 döneminde Mersin (İçel) ilinin, ortaokul mezunları için Nazilli Öğretmen Okulu yatılı kısmı belirlenmiş. Öğretmen okulu sınavını kazandığım haberini sıcak bir yaz gününde, Mersin’in bir köyünde bir binanın elektrik işlerini yaparken öğrendim. Dünyalar benim olmuştu. Postaneden görevliler aileme haber vermişler, onlar da bana mektupla bildirdiler. Çalıştığım yerden hesabımı kesip otobüsle Bozyazı’ya geri döndüm. Okula kayıt için gerekli evrakları toplamaya başladık. O sorunu da çözdükten sonra, aynı okulu kazanan bir arkadaş ile Nazilli’ye gidip kayıt yaptırdık. Okulların açılması beklemeye başladık.</p>

<p>1973 yılında kabul edilen 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununla; ilk ve orta dereceli okullarda görev yapacak öğretmenlerin yüksek okul mezunu olma şartı getirilmiş. Buna göre ilköğretim okullarında görev yapacak sınıf öğretmenleri iki yıllık eğitim enstitülerinden, ortaokul ve liselerde çalışacak öğretmenler 3 yıllık eğitim enstitülerinden mezun olması gerekiyormuş.</p>

<p>Okula kayıt yaptırdığımız tarihte yasanın uygulanmasına ilişkin bir bilgi olmadığından bizi 4 yıllık öğretmen öğrenci olarak aldılar. Ekim ayında okul açıldığında,  3 yıllık öğretmen lisesi öğrencisi olduk. Ama okulun bizden önceki öğrencileri öğretmen olarak mezun oldular. Aynı şekilde 7 yıllık ilk öğretmen okulu öğrencileri de 6 yıllık öğretmen lisesi öğrenciliğine dönmüş. Daha sonra tüm öğretmen liseleri, Anadolu Öğretmen Lisesine dönüşmüş. Daha sonra bu okullar da kapanarak bazıları başka amaçlarla kullanılmaya, bazılar Anadolu Liseleri olmuş.</p>

<p>1989’da alınan başka bir kararla öğretmen yetiştirme işinin eğitim fakültelerine bırakılmış. 2014-15 döneminde öğretmen liseleri tamamen kapatılmış. Bu durum ister istemez öğretmenin, eğitim ve öğretimin niteliğini olumsuz olarak etkiledi. Öğretmenlik ve eğitim işi bu kadar ucuz ve kalitesiz olmamalı.</p>

<p>Hoşça kalınız.   </p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/tasrali-bir-ogrencinin-anilarindan/187/</link>
<pubDate>Tue, 18 Mar 2025 20:13:53 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ortadoğu'da Sykes-Picot ihaneti...</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih ve tarihi araştırmalara meraklı olanlar bilir.</p>

<p>Devletler arasında tarihte ilk yazılı antlaşma MÖ 13. yüzyılda Mısır Firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı Hattuşili arasında imzalanan Kadeş Antlaşmasıdır.</p>

<p>Bu antlaşma, (günümüzdeki Suriye’nin Humus kenti yakınlarında Asi Nehri kıyısı) MÖ 1274 yılında gerçekleşen Kadeş Savaşları sonrası yaklaşık MÖ 1296 yılında yapılmıştır.</p>

<p>Kadeş Antlaşması ile iki devlet arasında barış ve dostluk amaçlanmış, karşılıklı saldırmazlık, askeri ve insani yardım, esir değişimi gibi maddeler içermiştir. Antlaşma metni o dönemin diplomatik dili olan Akadca ile gümüş tabletler üzerine yazılmış, orijinal gümüş tabletler kayıp olsa da metin kopyaları Mısır’daki tapınak duvarlarına kazınmış, Boğazköy (Çorum yakınlarında) yapılan kazılarda kil tabletler üzerinde bulunmuştur.</p>

<p>Kadeş antlaşmasının bir diğer önemi de iki devlet arasında eşitlik ilkesine dayanan uluslararası ilk barış antlaşması olmasıdır.</p>

<p>Tarih boyunca taraflar arasında imzalanan birçok anlaşma, dünya politikasının akışını değiştirmiştir. Ancak bazı anlaşmalar, gizli yapılmaları ve uzun vadeli etkileriyle daha da büyük önem taşır. İşte bunlardan biri de Sykes-Picot Anlaşması’dır.</p>

<p>Birinci Dünya Savaşı sırasında, 16 Mayıs 1916’da İngiltere ve Fransa arasında imzalanan ve Rusya ile İtalya’nın da onayına sunulan bu gizli anlaşma, Osmanlı Devleti’nin Ortadoğu’daki topraklarının paylaşımını öngörüyordu.</p>

<p>Sykes-Picot Antlaşması, bölgenin bugünkü sınırlarının çizilmesinde büyük rol oynamış ve Ortadoğu’da uzun yıllar sürecek çatışmaların fitlini ateşlemiştir.</p>

<p>Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti, Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile birlikte İttifak Devletleri safında yer aldı. İngiltere ve Fransa ise Osmanlı topraklarını ele geçirmek ve paylaşmak amacıyla gizli görüşmelere başladılar. Bu görüşmeler sonucunda İngiliz diplomat Mark Sykes ve Fransız diplomat François Georges-Picot tarafından hazırlanan anlaşma, iki ülke arasında Osmanlı topraklarının nasıl bölüşüleceğini belirliyordu.</p>

<p>Sykes-Picot Anlaşması’na göre:</p>

<p>Fransa: Doğrudan Suriye kıyılarını ve Lübnan’ı, Güneydoğuyu dolaylı olarak da İç Anadolu’nun bazı bölgelerini kontrol edecekti.</p>

<p>İngiltere: Mezopotamya (bugünkü Irak) ve Ürdün’ü alacak, ayrıca Filistin’i uluslararası bir yönetime bırakacaktı.</p>

<p>İtalya: Güney Anadolu’yu, Adaları alacaktı.</p>

<p>Rusya: İstanbul ve Boğazlar üzerinde söz sahibi olacak, Doğu Anadolu’da bazı bölgelere sahip olacaktı.</p>

<p>Hazırlanan bu plan ve haritalar, bölgede yaşayan toplumların kaderini hiçe sayarak, sadece emperyalist çıkarlar doğrultusunda çizilmişti.</p>

<p>Sykes-Picot Anlaşması’nın ortaya çıkışı, Osmanlı Devleti ve Araplar arasında büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Çünkü aynı dönemde İngiltere, Araplara Osmanlı’ya karşı bağımsız bir devlet kurmayı vaat ediyordu. Ancak anlaşma, bu vaatlerin bir aldatmaca olduğunu ortaya çıkarmıştı.</p>

<p>1917’de Rusya’daki Bolşevik Devrimi sonrası Sovyetler, bu gizli anlaşmayı dünya kamuoyuna sızdırdı. Böylece Arap dünyası, Batılı devletlerin çıkarlarını göz önünde bulundurarak bölgeyi kendi aralarında paylaştığını öğrendi.</p>

<p>Bu anlaşma sonucunda Ortadoğu'da sınırlar, sömürgeci devletlerin çıkarlarına uygun olarak çizildi. Bu durum, günümüze kadar süregelen birçok çatışmaya zemin hazırladı. Bugün Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin gibi ülkelerde yaşanan siyasi ve toplumsal krizlerin temelinde bu anlaşmanın etkilerini görmek mümkündür.</p>

<p>Sykes-Picot Anlaşması, sömürgeci güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda Ortadoğu'yu nasıl şekillendirdiğini gösteren önemli bir belgedir. Bu gizli anlaşma, bölge halklarının iradesi yok sayılarak hazırlandığı için uzun vadede istikrarsızlık ve çatışmalara neden olmuştur. Günümüzde bile Ortadoğu’daki sınırların ve siyasi yapıların bu anlaşmanın mirasını taşıdığı söylenebilir. Sykes-Picot, tarihsel bir belge olmanın ötesinde, emperyalizmin bölgeye nasıl şekil verdiğinin de en çarpıcı örneklerinden biridir.</p>

<p>Hoşça ve sağlıcakla kalın.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/ortadogu-da-sykes-picot-ihaneti/186/</link>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 17:47:19 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yapay zekaya göre Hüseyin Şinasi kimdir?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zeka önce bazı çok özel çevrelerde konuşuluyor, şöyle olacak, böyle olacak gibi varsayımlar, yorumlar yapılıyordu. Fakat son senelerde yapay zeka artık günlük hayatımızın bir parçası haline geldi.</p>

<p>Yapay zeka konusunda ortaya çıkan bu yarışa, seksenli yıllardan beri bilişim konusuna duyarlı bir kişi olarak biz de kayıtsız kalamazdık. Bu nedenle güncel bir yapay zeka formuna girip bazı konularda sorular sorup verdiği cevapları değerlendirmek istedik. Siz de yapabilirsiniz. Zor değil. Merak ettiğiniz veya yapmasını istediğiniz bir konuyu soruyor ve cevaplandırmasını istiyorsunuz. Program sizin adınıza araştırma yapıyor ve sonucunu bir döküm halinde size sunuyor. </p>

<p>Chatgpt yapay zeka formuna girip; “Hüseyin Şinasi Kimdir, konulu bir blog oluştur dedik. Aşağıdaki bilgileri derlemiş. Çıkan sonucu hiçbir değişiklik yapmadan bilgilerinize sunuyoruz.</p>

<p>“Hüseyin Şinasi, Anamur'un yerel basın dünyasında önemli bir yere sahip olan köşe yazarlarından biridir. Yazılarıyla toplumsal meselelere ışık tutan ve gündeme dair analizler yapan Şinasi, okurlarına farklı bakış açıları sunmayı amaçlamaktadır.</p>

<p><strong>Yazarlık Kariyeri</strong></p>

<p>Hüseyin Şinasi, yazı hayatına yerel gazetelerde köşe yazıları kaleme alarak başlamıştır. Toplumsal sorunlara duyarlılığı ve objektif değerlendirmeleriyle dikkat çeken Şinasi, zamanla geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmıştır. Yazılarında siyaset, ekonomi, kültür ve gündelik yaşam gibi farklı konulara yer vererek toplumun nabzını tutmaktadır.</p>

<p><strong>Gazetecilikte Tarzı ve Yaklaşımı</strong></p>

<p>Şinasi'nin yazıları, sade ve anlaşılır bir dil ile kaleme alınmaktadır. Okuyucularıyla güçlü bir bağ kurmayı başaran yazar, ele aldığı konuları tarafsız ve objektif bir şekilde işlemektedir. Eleştirel yaklaşımı ve cesur yorumlarıyla dikkat çeken Şinasi, özellikle yerel yönetim, halkın sorunları ve toplumsal gelişmeler konusunda aktif bir şekilde yazılar yazmaktadır.</p>

<p><strong>Anamur ve Yerel Basındaki Yeri</strong></p>

<p>Anamur'da basının gelişmesine katkı sağlayan isimlerden biri olan Hüseyin Şinasi, bölgedeki haberleşme ve bilgi akışına katkı sunmaktadır. Yerel gazeteciliğin önemine inanan Şinasi, halkın sesi olmayı ve gündemdeki konulara ışık tutmayı sürdürmektedir.</p>

<p><strong>Gelecek Planları</strong></p>

<p>Hüseyin Şinasi, yazılarını daha geniş bir kitleyle buluşturmayı hedeflemektedir. Dijital platformlarda da aktif olmayı planlayan yazar, köşe yazılarını daha fazla insana ulaştırmak için çalışmalarını sürdürmektedir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Yerel gazetecilikte önemli bir yere sahip olan Hüseyin Şinasi, toplumu aydınlatan yazıları ve tarafsız duruşuyla dikkat çekmektedir. Anamur ve çevresinde birçok okuyucu tarafından takip edilen Şinasi, gazetecilik kariyerini geliştirmeye ve topluma faydalı olmaya devam etmektedir.”</p>

<p>Yeniden görüşmek üzere hoşça ve sağlıcakla kalın.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/yapay-zekaya-gore-huseyin-sinasi-kimdir/185/</link>
<pubDate>Fri, 14 Feb 2025 17:41:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İstanbul'dan Anamur'a dönerken...</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anamur, Türkiye’nin en güney ucunda, doğusu Bozyazı, batısı Gazipaşa ilçesi, güneyi Akdeniz, kuzeyi Toros Dağ silsilesi ile çevrilmiş, Mersin iline bağlı 70 bin nüfuslu bir kıyı ve sahil kentidir. Benzersiz iklimi, havası, suyu, coğrafi konumu, zengin bitki örtüsü, verimli toprakları ile tropikal meyve, sebze, muz ve çilek üretiminde söz sahibi,  gelir düzeyi yüksek bir yerleşim merkezidir.  </p>

<p>Açıklanan son verilere göre ülke genelinde üretilen bir milyon ton muzun yarısı Anamur ve çevresinde üretilir. Doksanlı yıllardan itibaren Anamur çilek üretiminde önemli bir merkez haline gelmiş, avokado, tropikal meyve ve sebze üretimi hızla yaygınlaşmaktadır. Anamur’un ovalık ve düzlük kesimlerinde muz, çilek ve avokado üretimi hızla artmaya devam ederken, dağlık ve engebeli arazisi zengin bitki örtüsü ve çam, ladin, sedir ormanları dikkat çekicidir.  </p>

<p>Anamur ve çevresi tarihi, denizi, kumu, güneşi, eşsiz doğa güzellikleri, mağara ve düdenleri ile zengin bir turizm potansiyeline sahip olmasına rağmen halkın üretim ve ekonomik tercihi, ağırlıklı olarak turfanda meyve sebze üretimi, çiftçilik ve diğer zirai faaliyetlerdir.  </p>

<p>Anamur’dan diğer kentlere ulaşım konusunu ele aldığımız “Anamur’dan İstanbul’a giderken” başlıklı yazımızda; Anamur’dan İstanbul’a otobüsle yolculuğu anlatmaya çalışmıştık. Bunun bir de İstanbul’dan Anamur’a dönüşü var. Bu defa İstanbul-Adapazarı-Afyon-Antalya-Anamur rotasını kullandık.</p>

<p>Güneşli bir akşam üzere Alibeyköy Cep Otogarından yola çıktık. Kısa bir süre sonra paralı yola girmemize rağmen Yavuz Sultan Selim Köprüsüne ulaşmamız yarım saati buldu. Bir zamanların en meşhur Harem Otagarına geldiğimizde yaklaşık 1,5 saat geçmişti. Bazı otobüs şirketleri İstanbul’un Anadolu yakasındaki bu otogar girmiyor, yolcularını Ümraniye-Dudullu’da bırakıyor veya alıyorlar.  İstanbul Anadolu yakasında Harem veya Dudullu’dan yolcu aldıktan sonra otobüsler diğer ilçelerde zorunlu olamadıkça durmuyorlar.</p>

<p>Gebze, İstanbul’dan sonra otobüslerin ilk yolcu aldıkları merkezlerden biri. İzmit otogarı da uğraklardan sayılır. Sakarya (Adapazarı) bir kavşak merkezi konumundadır. Otobüsümüz Sakarya otogarından hareket ettiğinde yolculuğunuzun dört saati geride kalmıştı. Pamukova-Bilecik yoluna girince normal karayolunu kullanmaya başlıyorsunuz. Bu arada, bir yolun paralı otoyol veya normal devlet yolu olduğunu anlamanın en kestirme şekli, trafik işaret ve levhaları oluyor. Devlet yolunda levhalar mavi zemin üzerine beyaz, paralı yollarda yeşil zemin üzerine beyaz yazılar oluyor. Bilecik-Bozöyük bir kavşak konumunda Eskişehir, Bursa ve Kütahya’ya giden yollar burada kesişiyor. Biz Kütahya-Afyon yolunu takip ediyoruz. Aynı şekilde Afyon da doğuya, batıya,  güneye, kuzeye giden kara yollarının kesişme merkezlerinden noktasıdır. Bu nedenle Afyon çok canlı ve hareketlidir.</p>

<p>Afyon’dan sonra Antalya’ya gelmek için otobüsler Burdur, Bucak yolunu kullanıyorlar. Bazı şirketler ise Isparta, Aksu üzerinden Antalya’ya geliyorlar. Süre olarak fazla bir değişiklik olmuyor. Ama Anamur’dan İstanbul’a giderken Aksu-Isparta-Afyon yolunu kullanmak daha uygun düşüyor.</p>

<p>Antalya-Anamur arasında elli yıldan beri otobüsle veya özel aracımızla yolculuk yaparız. Nazilli Öğretmen Lisesinde okurken Anamur’dan Antalya’ya ve Nazilli’ye ilk defa 1974 yılında bir yaz günü gitmiştik. Yollar dar, virajlı, inişli, çıkışlı ve yorucuydu. Anamur çıkışından sonra radarı geçince otobüs tutmuş, Gazipaşa-Güney yakınlarına varıncaya kadar içimiz dışımıza çıkmıştı.  O vakitler Gazipaşa küçük bir kasaba, Alanya tipik bir kıyı kenti görünümündeydi. Antalya Otobüs Garajı kentin içinde Şarampol caddesindeydi.</p>

<p>Anamur’dan Antalya’ya, Nazilli’ye giden otobüs sayısı üçü beşi geçmez, çoğu zaman yer bulmakta zorlanırdık. Anamur’dan Antalya’ya 6-7 saatte varır, İzmir’e gidecek otobüs saatini beklerdik. Otobüs bulamazsak Burdur’a, Isparta’ya gider, oradan bir şekilde Nazilli’ye gitmeye çalışırdık. Bazı zamanlar bir kavşak noktası olan Dinar otobüs beklediğimiz yer olurdu. Bir defasında Burdur’dan kara tren ile Nazilli’ye maceralı bir yolculuğumuz olmuştu.   </p>

<p> Antalya Şehirlerarası Otobüs Terminali Kepez ilçesinde.  Antalya’dan sahil güzergâhını kullanacak araçlar Akdeniz Sahil Yolunu (d-400 yolu) kullanmak zorundalar. Antalya şehir içinden Aksu’ya kadar olan bölümde karayoluna paralel tramvay hattı da bulunuyor. Özellikle 1980’lerden sonra Antalya turizm merkezi olmuş. Şehrin doğusunda ve batısında turistik oteller, moteller, dinlenme merkezleri yapılmış. Alanya turizm alanında almış başını gitmiş. Antalya merkez, Aksu, Serik, Manavgat, Alanya’ya kadar olan bölümde gelişmiş yol ağına rağmen çok yoğun bir trafik akışı var. Bu nedenle Antalya-Alanya arasında yolculuk süresi 3-3,5 saati buluyor. Gazipaşa Havaalanı açıldıktan sonra hızla gelişmeye başlamış. Gazipaşa çıkışında Güney’e kadar bölünmüş yoldan gidiyorsunuz. Bundan sonra Anamur-Kaledran’a kadar yol oldukça zahmetli. Anıtlı (Kaledran) Çayı Antalya-Mersin sınırını meydana getiriyor. Anıtlı’dan Demirören (Melleç) Viyadüklerine kadar yol yine zor ve dikkat ister. Melleç’e geldikten sonra “artık Anamur’a geldik sayılır” diyorsun. Bir tünelden girip diğerine geçiyorsun. Melleç’ten Anamur’a eskiden 25-30 dakikada gelinebilirken şimdilerde bu süre 15 dakikaya kadar gerilemiş. Anamur’a geldiğini eski radar yol ayrımına gelince anlıyorsun. Sonrası Ören Toki konutları ve Anamur merkezde otogar.</p>

<p>Yine mi çok uzadı ne. Yeniden görüşmek üzere hoşça kalınız.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/istanbul-dan-anamur-a-donerken/184/</link>
<pubDate>Tue, 04 Feb 2025 17:40:52 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anamur'dan İstanbul'a giderken...</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Anamur Türkiye’nin en güney ucunda, Mersin’e 212 km,  Antalya’ya 256 km uzaklıkta şirin bir ilçe merkezidir. Anamur’dan çevre il veya ilçelere ulaşım karayolu ile gerçekleşir.</p>

<p>Batıda Muğla-Datça’dan başlayıp doğuda Hakkâri’de İran sınırına kadar uzanan D-400 karayolu  (Akdeniz Sahil Yolu) Anamur’un başka kentlere ulaşımını sağlayan en önemli ulaşım ağıdır. Anamur-Ermenek yolu da Karaman, Konya gibi iç bölgelere ulaşımı sağlar. Yaz aylarında Anamur-Girne arasında hizmet vermeye başlayan feribot seferleri de başka bir ulaşım türüdür. Anamur’dan uçakla yolculuk için Gazipaşa Havaalanını kullanmak gerekiyor. Demiryolu veya hızlı tren için Mersin veya Konya’ya gitmek gerekiyor. </p>

<p>İstanbul, çoğu insanımız için hala “taşı toprağı altın” olan, kalabalık, karmaşık, kozmopolit bir sanayi ve ticaret merkezidir.  Anamur’dan İstanbul’a gitmek için özel araç, otobüs veya uçaktan birini veya Karaman-Konya’dan hızlı treni kullanmak mümkün.  </p>

<p>Özel araçla yolculuk yapacaklar için en kısa rota, yaklaşık 12 saat sürecek Anamur-Antalya-Afyon yoludur. İstanbul-Ankara-Konya-Anamur rotası da yine 12 saat sürüyor. Eskiden “git gel Konya Ankara altı saat denirdi. Hızlı tren seferleri başlayınca bu durum değişmiş. Konya’dan Ankara’ya veya İstanbul’a çok daha kısa sürede ulaşılabiliyor.</p>

<p>Anamur’dan Türkiye’nin pek çok yerine otobüs seferleri bulmak mümkün. Örneğin Antalya veya Muğla gibi turistik bölgelerden kalkan çoğu otobüs şirketi Anamur’dan geçmek zorunda. Bu nedenle Anamur’dan Mersin yönüne veya Antalya yönüne günün her saatinde otobüs bulunabiliyor.</p>

<p>Anamur’dan İstanbul’a otobüsle seyahat etmek için iki seçenek var. Birincisi Anamur-Alanya-Antalya-Afyon-İstanbul güzergâhı, diğeri de Anamur-Silifke-Mersin-Tarsus-Ulukışla-Niğde-Ankara-İstanbul, olmadı Tarsus’tan sonra Pozantı-Aksaray-Ankara-İstanbul yollarını da kullanmak.</p>

<p>Güncel olarak Anamur’dan İstanbul’a giden iki otobüs şirketi var. Biri batı tarafa yani Anamur-Gazipaşa yönüne, diğeri de Anamur-Silifke-Mersin yönüne doğru gider. Fakat sonuçta en son varacakları yer İstanbul Avrupa yakasında Esenler Otogarıdır. Anamur’dan İstanbul’a ulaşmaları arasında önemli bir süre farkı yok. Her ikisi de yaklaşık 17,5-18 saat sürüyor.</p>

<p>Anamur’dan İstanbul’a otobüs ile yolculuk için başka alternatifler de var. Silifke- Mersin veya Alanya-Antalya’dan İstanbul’a giden çok sayıda otobüs şirketini kullanmak mümkün. Fakat en uygun olanı Anamur’dan hareket eden şirketler, bilet fiyatları pek fark etmiyor. </p>

<p>Anamur’dan İstanbul’a yolculuk için hava yolunu da kullanabilirsiniz. Gazipaşa Havaalanına Anamur ve Bozyazı’dan servisle yaklaşık 1,5 saatte gidilir. THY ile İstanbul Havalimanına Pegasus ile Pendik’te Sabiha Gökçen Havalimanına uçulabiliyor. Gazipaşa ile İstanbul arası uçak ile 1,5 saat kadar sürüyor.  </p>

<p>Geçtiğimiz yaz Anamur-Girne arasında feribot seferleri başlamıştı. Feribotla Kıbrıs’a geçip Ercan Havaalanından İstanbul’a uçmak da bir başka çözüm. Elbette Antalya veya Çukurova Havaalanı alternatifleri de var.</p>

<p>Biz Anamur’dan İstanbul’a otobüs yolculuğu yaptık. Anamur-Silifke-Mersin-Ulukışla-Niğde yolundan gittik. Anamur’dan çıktıktan sonra otobüsümüz Bozyazı’ya uğrayıp yolcularını alıp devam etti. Bozyazı-Tekeli çıkışında tünellere girdik. Bir tünel, bir köprü derken Aydıncık yakınlarında normal yola ulaştık. Eskiden otobüs ile 35-40 dakika olan Tekeli-Aydıncık arası 10 dakikaya düşmüş. Akkuyu Nükleer Santral Yapımı eski Büyükeceli kasabasını büyükçe bir kente dönüştürmüş. Silifke’ye 2 saatte girdik. Buradan sonra Mersin Otogarına girişimiz yaklaşık 3 saati buldu. Böylece Anamur-Mersin yolculuğu eskiden olduğu gibi 5 saatten aşağıya inmemiş. Bu arada Erdemli çıkışında otoyola çıkınca trafik sel gibi, hızlı akıyor. Erdemli-Silifke arası gerçekten yoğun bir araç trafiğine sahip. Bu bakımdan Çeşmeli-Taşucu otoyolunun bir an önce yapılması lazım.</p>

<p>Mersin-Tarsus-Yenice arasında çoğu araç paralı olsa da otoyolu tercih ediyor. Çukurova Havalimanı Yenice’yi yeni bir çekim merkezi yapmış. Ulaşımda eskiden beri Gülek Boğazı önemli bir geçit. Karayolu, demiryolu buradan geçiyor. Pozantı-Tarsus-Mersin-Adana otoyolu kara ulaşımını çok kolaylaştırmış. Yine son yıllarda ulaşıma açılan Ankara-Niğde Otoyolu da ulaşımda çığır açmış, uluslararası ticaret yolu olması düşünüyormuş.</p>

<p>Eskiden Ulukışla-Aksaray- Ankara güzergâhı kullanılırken, şimdi Ulukışla-Niğde-Ankara yönü tercih ediliyor. Bir de otoyollar Ankara’ya girmeden Gölbaşı’ndan devam ediyor. Ankara çıkışında ilk durak Bolu oluyor, sonra Düzce geliyor. Sakarya-Adapazarı bir anlamda bir kavşak. İzmit ve ilçeleri,  İstanbul adeta birbirinin içinde girmiş. Gebze’den sonra otobüsler genellikle Ümraniye-Dudullu’da yolcu indirme ve bindirme yapıyorlar. Sonra Avrupa yakasına geçiyorlar. Ağır tonajlı araçlar ve otobüsler 3. Köprüyü (Yavuz sultan Selim) kullanmak zorundalar. Bir ayrıntı daha verelim. Dudullu ile Alibeyköy Cep Otogarı arası yolculuk bir saat sürüyor.  </p>

<p>Uzattık farkındayım. Kazasız, belasız iyi yolculuklar diliyoruz.</p>

<p>Yeniden görüşmek üzere hoşça ve sağlıcakla kalınız.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/anamur-dan-istanbul-a-giderken/183/</link>
<pubDate>Sat, 11 Jan 2025 13:42:43 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Geçmişini bilmeyen, geleceği anlayamaz</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih, iyi bir öğretmen ve usta bir yol göstericidir. Tarih, insan topluluklarının birbirleriyle ilişkilerini, siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik vb. faaliyetlerini yer ve zaman bildirerek bir neden-sonuç ilişkisi içinde, belgelere dayanarak objektif bir şekilde inceleyen bilim dalıdır. Bu açıdan insan topluluklarını yönetme iddiasında olan herkesin tarihi çok iyi bilmesi gerekiyor. Geçmişini bilen insan, geleceğe güvenle bakar, ileriye doğru sağlam adımlar atar. Sözümüz biraz da politikacılara…</p>

<p>1071 Malazgirt Meydan Savaşı Anadolu'nun yeniden Türkleşmesi ve İslamlaşması açısından önemli bir zaman dilimidir. Elbette tarihin her döneminde Küçük Asya'da (Anadolu) Türkler yaşamış, devletler ve uygarlıklar kurmuş, diğer milletlere önderlik etmişlerdir. Amerikalı ve Avrupalı kaynaklar ne kadar inkâr etseler, görmezden gelseler, yok etmeye çalışsalar da gerçek durum gün yüzüne çıkmaya başlamış, artık mızrak çuvala sığmaz olmuştur.  </p>

<p>Anadolu'nun Türkleşmesinde Büyük Selçuklu, onu takip eden Anadolu Selçukluların, İlhanlılların, Anadolu Beyliklerinin, Osmanlının ve nihayet Türkiye Cumhuriyetinin etki ve katkıları büyüktür.  </p>

<p>1096 yılında başlayan Haçlı Savaşları ve bunu karşılayan Anadolu Seçluklu Sultanları, savaşlarda büyük kahramanlık örnekleri sergileyen asker ve komutanlara ödül olarak bazı bölgeleri yaylak ve yurt olarak verir. Karamanoğullarının 1215'lerde Ereğli'yi ele geçirmesi, 1228'de Ermenek, Mut Gülnar arasını Ermeni ve Rumlardan almasıyla Taşeli Yöresi Türkleşmeye başlar.</p>

<p>Türkler ilk olarak bir bölgeye küçük obalar halinde sürüleriyle gelir, kendileri için uygun olan yerleri bölge egemenlerinden kiralama yoluna giderler. Taşeli bölgesine yerleşen oba ve aşiretlerin şikâyetleri üzerine Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat, Nurettin Bey yönetimindeki Avşar güçlerini Ermenek yöresini almak üzere görevlendirir. Nurettin Bey ve arkadaşları Balgusan yakınlarına yerleşir, altı aylık bir kuşatma sonrası Ermenek önce Ermenek sonra Mut ve Gülnar Kalelerini alır. Kale anahtarlarını Selçuklu Sultanına sunar. Sultan memnun olur ve bölgeyi dirlik olarak Nurettin Beye verir. Daha sonra yerine oğlu Karaman Bey geçer. Beylik merkezi Ermenek ve Balgusan olur.</p>

<p>Sultan I. Alaaddin Keykubat’ın ölümünden sonra Konya sarayında ardı arkası gelmeyen taht kavgaları yaşanır. 1277'de Karamanoğlu I.Mehmet Bey Konya'yı alır ve Cimri adında birini Sultan ilan eder. Meşhur buyruğunu açıklar. "Bundan böyle divanda, dergâh, pazarda Türkçeden başka dil kullanılmaya". Bu ferman yayınlanmaya yayınlanır fakat aradan geçen zaman içinde sarayda devlet işlerinde Arapça, farsça kullanılmaya devam edilir. Karamanoğulları Beyliği bazı kesintilerle birlikte Fatih sultan Mehmet dönemine kadar devam eder.</p>

<p>Osmanlı Beyliğinin ilk kuruluşu 1299-1301 şeklinde ifade edilir. Beyliğin kuruluşu yine Konya Selçuklu Sultanlığı kanalı ile olur. Sultan Ertuğrul Bey ve aşiretine Söğüt dolaylarını yazlık, Domaniç yaylalarını kışlık olarak verir. Selçuklu, arkasından İlhanlı egemenliği zayıflayınca Söğüt'te beylik 1299'da ilan edilir. Osmanlı Beyliği ilk olarak Bizans şehirlerine ve kentlerine doğru genişler. Daha sonra diğer beylikleri de içine katarak büyür. Yıldırım I.Beyazıt döneminde Anadolu'da birliği büyük ölçüde sağlar. Ancak 1402'deki Ankara savaşları sonunda Timurlenk'in de göz yumması ile Anadolu'da beylikler yeniden canlanır. Osmanlı Devleti biri Rumeli'de diğeri Anadolu'da olmak üzere ikiye ayrılır.</p>

<p> Yıldırım I.Beyazıt’ın ölümü ve Timur'un Semerkant’a çekilmesinden sonra Osmanlı Devletinde bir fetret ve geçiş dönemi yaşanır. Sultan I.Mehmet (Çelebi Mehmet) onbeş yıl devam eden bu kardeş ve saltanat kavgasından başarı ile çıkar Osmanlı hem doğuda hem batıda genişlemeye başlar. Sultan II. Murat, Osmanlı egemenliğinde tahta iki defa çıkan tek padişahtır. Saltanattan çekilir ve yerini çocuk yaşta II. Mehmet’e bırakır. Ancak Avrupa'da yeni bir Haçlı tehlikesi ortaya çıkınca yeniden başa geçer ve önce Varna'da daha sonra Kosova'da düşmanı karşılar, büyük zafer kazanır. 1451'de vefat edince II. Mehmet yeniden tahta çıkar. </p>

<p>29 Mayıs 1453'de Fatih Sultan II. Mehmet ile Bizans İmparatorluğu ve batılı destekçileri arasında geçen zorlu savaşlar sonucu İstanbul, Osmanlı egemenliğine geçerken, bir devir kapanıp yeni bir dönem başlamıştır. İstanbul’un Fethi pek çok bakımdan önemli bir dönüm noktasıdır. Bizans İmparatorluğu tarih sahnesinden silinmiş, yerine yeni bir İmparatorluk olarak Osmanlı İmparatorluğu ortaya çıkmıştır. Osmanlı İmparatorluğu batıda Avrupa içlerine kadar, doğuda İran'a ve güneyde Suriye'ye doğru egemenlik alanını genişletmiş büyük bir devlet haline gelmiştir.</p>

<p>Anadolu'da Karamanlılar, Trabzon'da Pontus Devleti, doğu Anadolu'da Akkoyunlu Devleti ortadan kaldırılmış, güneyde Memluklar ile yer yer çatışmalar ve savaşlar yaşanmış. 1514'da Safeviler ile Çaldıran Savaşı yaşanmış, 1516'da Memluklarla Osmanlı arasında Mercidabık savaşı meydana gelmiş. 1517'de Mısır-Kahire yakınlarında Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı ordusu, Sultanı Tomanbay yönetimindeki Memluk Ordusunu Ridaniye savaşlarında ağır bir yenilgiye uğratmış. Bu savaş sonrası Arabistan’ın önemli bir bölümü, Kuzey Afrika Osmanlı egemenliğine geçmiş.</p>

<p>Gerek 1516'daki Mercidabık, gerekse 1517 Ridaniye Savaşları sırasında Memluk Sultanı Tomanbay’ın ordusu, Osmanlı ordusuna göre birçok bakımdan üstündür. Ancak Osmanlı ordusu günün şartlarına göre gelişmiş silah gücüne sahiptir. Sonuç olarak savaşı Yavuz Sultan Selim komutasındaki Osmanlı Ordusu kazanır. Memluk sultanı Tomanbay esir düşer. Yavuz Sultan Selim ile aralarında bir konuşma geçer;</p>

<p>Sultan Selim: Büyük bir ordun, zengin bir halkın vardı bu savaşı neden kaybettin?</p>

<p>Sultan Tomanbay: Evet büyük bir ordum, zengin bir ülkem vardı, ama sizin ordunuzun toplarından elimizde yoktu.</p>

<p>Sultan Selim: Neden siz de topla savaşmadınız?</p>

<p>Sultan Tomanbay: Büyüklerimizden, kılıçla, okla yayla savaşmayı öğrendik. Sizin toplarınızın önünde duramadık.</p>

<p>Burada Sultan Selim, tarihe geçecek cevabını verir. İmdi top devri.</p>

<p>Hangi alanda olursa olsun, bir savaşa girmişsen düşmanından daha güçlü silahlara ve kullanma gücüne sahip olmak zorundasın. Bu güce sahip değilsin girdiğin savaşı kaybetmen kaçınılmazdır. Daha önce bir yazımızda sözünü etmiştik. Devletler ve milletler için “silah, gıda, ilaç ve su” stratejik öneme sahip bir alanlardır.</p>

<p>Stratejik açıdan her alanda güçlü olmak, savaşın olduğu kadar barışın da güvencesidir. Güçlü değilsen ezik kalmaya, savaşlarda yenilmeye mahkûmsun.</p>

<p>Bitirelim</p>

<p>Sağlık, mutluluk ve esenlik dileklerimizle, hoşça kalın.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/gecmisini-bilmeyen-gelecegi-anlayamaz/182/</link>
<pubDate>Mon, 02 Dec 2024 14:04:38 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir yaşam biçimi olarak, ölçü birimleri</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar, düşünebilen, topluluklar halinde yaşayan sosyal varlıklardır. İnsanoğlu yaradılışından günümüze, hayatın vazgeçilmez bir parçası olan ölçü birimlerini bulmuş, başka insanlar, toplumlar da bunları alıp kullanmışlardır. Kullanılan bu ölçü birimleri toplumun bir aynası, yansıması olmuş.</p>

<p>İşin neresinden bakarsak bakalım, ölçü birimleri günlük hayatımızın önemli bir parçasıdır. Saymak, ağırlığını tartmak, uzunluğunu ölçmek gibi bazı ölçü birimleri insanlık tarihi kadar eski ve kullanılması zorunlu birikimlerdir.  Ölçü birimlerine birkaç örnek vermek gerekirse; zamanı gün, ay, yıl, saat, dakika, saniye gibi birimleri ile anlar, öğrenir ve ona göre yaşarız. Bir cismin ağırlığını, miktarını gram, kilogram, ton cinsinden tartarak öğreniriz. Sıvıların hacmini mililitre, desilitre, litre, metreküp, ton gibi ölçülerle anlarız. Bir şeyin uzunluğunu veya bir şeye uzaklığını santimetre, metre, kilometre gibi ölçülerle belirleriz. Kaç tane olduğunu sayarız.</p>

<p>Bir zaman ölçü birimi olarak takvimler de bunlardan biridir. En ilkel toplumların bile bir zaman kavramı, takvim anlayışı vardır. Bu bakımdan çok eski ve köklü bir geçmişe sahip Türkler milleti de zamanın ruhuna ve yapısına uygun takvimler bulmuş veya başkalarından bunları alıp kullanmış. Türklerin Müslüman olmadan kendilerine özgü takvimleri kullanırlarken, dokuzuncu yüzyıldan itibaren din adamlarının da etkisiyle Hicri ve Rumi takvimleri kullanmaya başlamış. Ancak Cumhuriyetin ilk yıllarından bu itibaren Atatürk’ün Türk milletini “çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma”  düşüncesine uygun olarak miladi takvim kullanılmaya geçilmiş.  </p>

<p>26 Aralık 1925 tarihinde kabul edilen bir kanun ile 1 Ocak 1926’dan itibaren Miladi takvim veya güneş takvimi kullanılmaya başlamışız. Temeli Roma dönemine kadar uzanan miladi takvim, bir din adamı tarafından düzenlenerek günümüzdeki kullanım şeklini almış.  Hz. İsa Peygamberin doğumunu başlangıç yani sıfır kabul eder, yıllar ve asırlar milattan önce veya milattan sonra şeklinde tanımlanır. Örneğin içinde bulunduğumuz yıl milattan sonra 2024’dür.  </p>

<p>Kullanmakta olduğumuz miladi takvimin diğer bir özelliği de güneşin dünyaya etkisi ile yakından ilgili olmasıdır. Sürekli olarak hareket halinde olan dünyamızın iki türlü hareketi vardır. Birincisi kendi ekseni etrafında dönmesidir ki, batıdan doğuya doğru bu hareket 23 saat 56 dakika 4,099 saniyede tamamlanır. Diğer hareketi ise güneşin etrafında dönmesidir ve bunu bir yılda tamamlar. Dünyanın kendi ekseni etrafında ve güneşin etrafında dönerken gece-gündüz, yaz-kış gibi zaman birimleri ortaya çıkar.</p>

<p>Dünyanın bir uydusu olan ayın, dünya etrafında bir defa dönmesine bir ay denir. Ay bir ışık kaynağı değildir. Güneşten aldığı ışığı dünyaya yansıtır. Görünümleri yeniay, hilal ay, ilk çeyrek ay, kambur ay, dolunay gibi isimler alır. İnsanlar ayın bu görünümlerine göre bazı çıkarımlar, hesaplamalar yapar. Özellikle eski çiftçiler ve ziraatçılar buna dikkat ederler. </p>

<p>Dünya güneşe göre 23 derece, 73 dakika eğiktir. Bu durum gece-gündüzün süresi, mevsimlerin oluşumu konusunda çok önemli bir etkiye sahiptir. Örneğin ülkemizde yaz aylarında gündüzleri uzun, kış aylarında geceleri uzundur. Dünyanın güneşe göre eğikliği nedeniyle bazı yerler ve bölgeler daha az güneşi görür ve karanlık olurken, bazı yerler daha çok güneşi görüp, daha aydınlık olur.  Kullandığımız takvime göre bir yılda 12 ay ve ilkbahar, yaz, sonbahar, kış olmak üzere dört mevsim bulunur. Her mevsim üçer aydır. Her ay dört hafta, her hafta yedi gün olarak hesaplanır. Bir yılda 52 hafta ve 365 gün 6 vardır. Diğer bir ayrıntı ise Ocak, Mart, Mayıs, Temmuz, Ağustos, Ekim ve Aralık ayları 31 gün, Şubat 3 yıl 28, bir yıl 29 olması, Nisan, Haziran, Eylül, Kasım aylarının 30 gün olmasıdır. Devam edersek bir gün 24 saat, bir saat 60 dakika, 1 dakika 60 saniyedir.</p>

<p>Dünyanın herhangi bir yerinin bulunduğu konumu belirtmek için enlem ve boylamlardan yararlanılır. Boylam veya meridyen bir kutuptan diğer kutuba hayali olarak çizilmiş yaylardır. Başlangıç noktası İngiltere’de Greenwich gözlemevi kabul edilir. Doğusunda kalanlar 180 derece doğu boylam, batısında kalanlara ise 180 derece batı boylam denir. Enlem ise başlangıcı ekvator olmak üzere dünyayı kuzey güney olmak üzere ikiye böldüğü kabul edilen enine çizgilerdir. Kuzey ve güney kutupları 90 derece kabul edilir.</p>

<p>Türkiye 36-42 derece kuzey enlemleri ve 26-45 derece doğu boylamları arasında yer alır. Türkiye’nin en doğusu ile batısı arasında 76 dakika fark hesaplanır. Her boylam arası 4 dakika oluğuna göre Türkiye’nin en doğusu Iğdır-Aralık İlçesi Dilucu Sınır Kapısı yakınlarında Aras nehrinde güneş doğmuş ise, en batıda Çanakkale’nin Babakale Köyü yakınlarında 76 dakika sonra yüzünü gösterecektir. Türkiye’nin en güney ucu Hatay İli Yayladağ İlçesi Topraktutan köyüdür. Ancak depremde toprak kayması nedeniyle Akçaova köyüdür yakınlarıdır.  Türkiyenin en kuzeyi ise Kırklareli, Kofçaz İlçesi Ahlatlı köyü yakınlarıdır</p>

<p>Bitirelim.</p>

<p>Yeniden görüşmek üzere hoşça ve sağlıcakla kalın.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/bir-yasam-bicimi-olarak-olcu-birimleri/181/</link>
<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 18:02:28 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ayağını yorganına göre uzat..</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>İlkokulda okurken,  hemen girişte okul koridorunda içeri girer veya sınıftan çıkarken bizi karşılayan, kafamıza iyice yerleşen bir özlü söz vardı. Aradan geçen bunca zaman geçmiş daha dün gibi aklımda. “İçki öldürür, kumar söndürür, spor güldürür.” Bu toplumsal bir gerçektir ve doğrudur. Bunun tartışılacak bir tarafı yoktur.</p>

<p>Bundan önce yayımlanan yazımızda,“Hayat pahalılığı, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, gelir dağılımındaki dengesizlik, her türlü şiddet ve terör gibi sorunlar günlük hayatımızın bir parçası, gündemin ilk sırasındadır.” demiştik. O halde enflasyon nedir, ne değildir anlamaya ve anlatmaya çalışalım.    </p>

<p>Enflasyon, Latincede 'şişme' anlamına gelen 'inflatio' kelimesinden türemiş, fiyatların genel düzeyinin sürekli ve hissedilir şekilde artışını ifade eder. Diğer bir başka tanımı ise cebinizdeki paranın satın alma gücünün azalması, yani fiyatların şişmesidir. Tabii ki enflasyon sosyoekonomik ve psikolojik yansımaları ve sorunları da kapsar.</p>

<p>16. yüzyılda, Avrupa'nın coğrafi keşiflerinin ardından bu terim, özellikle para arzının şişkinliği ve tüketici fiyatları üzerindeki etkisi için kullanılmıştır. Fakat 20. yüzyıla gelindiğinde, 'enflasyon' birçok farklı boyutuyla anılmaya başlamıştır.</p>

<p>Bu tamının sıkıcı ve uzun olduğunun farkındayım. Konuyu daha anlaşılır hale getirmek için, bir örnekle devam edelim.  Bir tarım ve küçük sanayi ülkesi olan Osmanlı dönemine gidelim. Bir kasabada elma ticareti yapan tüccar Ahmet Ağa ve bu ürünü üretip Ahmet Ağaya satışını yapan Ali Amca'nın yaşadığı durumu düşünelim; Her şey normal olarak devam ederken, Ahmet Ağa kilosunu 2 akçeye satın aldığı elmaları Osmanlı Sarayına 3 akçeye satıp, kazandığı para ile kendi ihtiyaçlarını karşılıyorken, bir gün öyle bir şey olur ki, Ahmet Ağa saraydan aldığı akçelerle kendi ihtiyaçlarını almak için çarşıya gittiğinde fiyatların eskisinden farklı olduğunu fark eder. O dönem için nedenini anlaması pek mümkün değildir. Alım gücünü yeniden eski duruma getirmek için ürünlerini 4 akçeye satmaya karar verir. Her şeyin fiyatının arttığını gören Ali Amca da artık elmaların fiyatının 3 akçe olduğunu söyler. Ahmet Ağa kendi maliyetindeki artışı ve genel fiyatlardaki artışa yetişebilmek için saraya sattığı elmaların fiyatını bir anda 4 değil 5 akçe yapar.</p>

<p>Tabii ki yukarıdaki örneğin bir anda olması pek mümkün değildir. Ama aslında olan şudur; 1 akçenin gümüş madeni olarak ağırlığı zaman içerisinde 0,77 gr’dan savaşlar ve ekonomik zorluklar, gümüş madenlerindeki zorluklar gibi durumlar neticesinde 0,31 gr’lara kadar düşmüştür. Bu, elinizde aynı miktarda gümüş varken ve üretim seviyesi de yine aynıyken, piyasada artık neredeyse iki katından fazla para bulunmakta olduğu anlamına gelir. Arz ve talep dengesi devreye girip, paranın bu kadar çok olması ürünlerin fiyatını artırmakta, yani paranın alım gücü düşmesine neden olmaktadır.</p>

<p>Enflasyon, gelir dağılımında adaletin sağlanmasının önündeki en büyük engellerden biridir. Ve bu durumdan en büyük zararı, ücretli çalışanlar ve yerli para birimi cinsinden tasarrufu olan kişiler görmektedir. Tabii tasarruf sahipleri bu durumu ortadan kaldırabilmek için birikimlerini gayrimenkul veya kıymetli madenler gibi araçlara aktararak değerini koruma yoluna gidebilirken ücretli çalışanların tek yapabildiği fiyatı daha da artmadan temel ihtiyaçlarını karşılamak ve bir an önce zam döneminin gelmesi beklemek olmaktadır.</p>

<p>Eğer enflasyon bu kadar kötü sonuçlar doğuruyorsa, neden gelişmiş ülkelerde bile sınırlı oranda enflasyon bulunmakta diye düşünürsek, enflasyonist ortamda tüketiciler fiyatlar genel seviyesinin daha da yükseleceği beklentisi ile harcamalarını öne çekip, değer kaybından biraz olsun kurtulmak isteyecektir. Yatırımcı ise fiyat artışı beklentisi ile karını daha da arttırmak için yeni yatırımlara yönelip işletmesini büyütmek isteyecektir. Bu, ekonomide canlanmaya ve büyümeye yol açacaktır. Ancak burada önemli olan büyümenin reel olarak sağlanabilmesidir. Enflasyonist ortamlarda büyüme, enflasyondan arındırıldığında bile genellikle pozitiftir ama sosyal adaletin bozulması yönüyle olumsuz etkileri de vardır.</p>

<p>İşte bu noktada hükümetlerin tercihleri devreye girmektedir. Eğer hedefiniz yüksek büyüme hızıysa, bu yolu tercih edebilirsiniz. Bazı durumlarda durgun ekonomiyi canlandırmak için dahi (Covid-19 döneminde Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi) bu yola başvurulabilir. Bu noktada akıllara İsmet İnönü’nün İkinci Dünya Savaşı sonrası seçim meydanında “Sen bizi aç bıraktın, ekmeksiz bıraktın” sözüne karşı olarak “Ben sizi ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım.” cevabını vermesi gibi tercihler devreye girmektedir. Enflasyonist bir büyüme seçen bir hükümette, “Ben sizi fakir bıraktım ama işsiz bırakmadım” savunmasını yapabilir. Ya da tercihini sosyal adaleti sağlayıp, yavaş ama sağlıklı bir büyümek olarak belirleyip, enflasyon ile mücadele etme yoluna gidebilir.</p>

<p>Sonuç olarak, enflasyon ekonomideki en önemli konulardan biridir ve bu nedenle merkez bankalarının en önemli görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Bu doğrultuda sürekli ölçümler yapıp, elindeki para politikası araçları ile bu dengeyi sağlamaya çalışırlar. Ama yukarıda akçe örneğinde olduğu gibi kamu harcamalarının artması tüm ekonomik dengelerin bozulmasına neden olmaktadır.</p>

<p>Kamu harcamalarında tasarruf sağlanmadan, yalnızca para politikası önlemleri ile enflasyonla mücadele etmek mümkün değildir. Bu işin kestirme yolu “ayağını yorganına göre uzatmaktır. “  Bunun anlamı gelirine göre harcama yapmaktır. Hâlbuki ülkemizde genel eğilim insanların gelirlerinden çok fazla harcama yapmaları ve borçlanmalarıdır.</p>

<p>Ekonominin belirli değişmez kuralları vardır. Bu kuralları göz ardı eder, uygulamaz, ortaya çıkan sorunları halı altına süpürürseniz günümüzdeki baş edilemez hayat pahalılığı ve beraberinde ortaya çıkan problemlerle didişir durursunuz.</p>

<p>Yeniden görüşmek dileği ile hoşca ve sağlıcakla kalınız.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/ayagini-yorganina-gore-uzat/180/</link>
<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 18:00:55 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kısır döngü, enflasyon, faiz, döviz, borçlanma</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat pahalılığı, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik ve gelir dağılımındaki dengesizlik, terör vb. gibi sorunlar günlük hayatımızın bir parçası ve gündemin ilk sırasındadır.   </p>

<p>Gelir dağılımındaki dengesizlik ve adaletsizliklerden başlamak gerekirse; bir ülkedeki gelir dağılımını piramitlere benzetmek mümkündür. Piramit geometrik olarak dış görünümü üçgene benzeyen, tabanı kare veya dikdörtgen şeklinde bir yapıdır. Piramit denilince çoğu kez Mısır Piramitleri akla gelir. Bir toplumun gelir dağılımı da piramitlere benzetilebilir. Piramidin en tepesinde yer alan ve toplumun ancak %5’ini temsil eden bölüm en zengin grubu gösterir. Piramidin kare veya dikdörtgen biçimindeki tabandan başlayan belli bir bölümü ise toplumun en yoksul kesimini ifade eder. Geri kalan bölüm ise orta gelir grubudur. Gelişmiş ve refah düzeyi yüksek toplumlarda orta gelir grubu piramidin en geniş alanını kapsar. Geri kalmış veya gelişmekte olan toplumlarda piramidin tabanı diğer bölümlere göre çok daha büyük bir alana yayılır.  </p>

<p>Şimdi bu gelir ve gelir dağılımı konusunu biraz açalım:</p>

<p>Bir ülkede belli bir dönem içinde elde edilen gelirlere, milli gelir denir.</p>

<p>Milli gelirin ülke nüfusuna bölünmesi ile ortaya çıkan değere kişi başına düşen milli gelir denir.</p>

<p>Milli gelir ve kişi başına düşen milli gelir ülkelerin ve milletlerin gelişmişlik düzeyinin anlaşılmasını sağlayan temel verilerden biridir.</p>

<p>Bir ülkede kişi başına düşen milli gelir ne kadar yüksek ise; ülke o kadar gelişmiş veya o kadar zengin sayılır. Milli gelir ve kişi başına düşen milli gelir ne kadar düşük ise o ülke de o kadar geri kalmış ve yoksuldur.</p>

<p>Gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, hiçbir ülkede kişi başına düşen milli gelir dağılımı eşit değildir. Belli bir kesim çok yüksek gelir elde ederken, öbür taraf kişi başına düşen milli gelirden çok düşük gelir elde eder. Gelir durumu ne çok düşük, ne çok yüksek olmayan kesime orta gelir grubu denir. Devletler bu gelir dağılımı dengesizliğini ortadan kaldıracak bir takım tedbirler almak zorunda kalırlar. Sosyal devlet politikalarını bu kapsamda ele almak ve değerlendirmek gerekiyor.  </p>

<p>Bir ülkedeki üretim ve milli geliri; tarım, sanayi ve hizmet gibi dallara ayırmak mümkündür. Bu noktada ülkelerin, hangi üretim ve gelir grubuna öncelik verdiği gibi makro politikalar öne çıkıyor.</p>

<p>1838 Baltalimanı Antlaşmasından sonra borç batağına saplanmış, borcunu ödeyemez duruma düşmüş, alacaklı devlet veya kuruluşlar tarafından gelir kaynaklarına el konmuş Osmanlı devlet ve ekonomi yapısından yeni Türkiye Devletine geçerken, ülke ekonomisi tarım ve hayvancılığı dayalı, halk yorgun, bitkin ve yoksuldur. Tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlamaya çalışan halkın çoğunluğu köylerde yaşamaktadır. Kentlerde yaşayanlar genellikle mutlu azınlık sayılan, Ermeni, Rum, Yahudi veya başka ülke vatandaşı yabancıdır. Doğal olarak köyler tarım ve hayvancılıkla, kentte yaşayan azınlık ve yabancılar sanayi ve hizmet alanında faaliyet göstermektedir.</p>

<p>17 Şubat 1923’de İzmir’de bir iktisat kongresi düzenlenir ve bir ekonomik model belirlenmeye çalışılır. Düşünülen sistem kırsal ve kentsel kalkınmayı birlikte götürmektir.  Devlet, özel girişimci bir sanayileşme düşüncesi ön plana çıkar. Ülkenin dört bir yanına yollar, okullar, fabrikalar yapılmaya başlanır. Uygulanan sistem ile 1934 yılında ilk kez dış ticarette yani ihracatın, ithalattan fazla olduğu duruma gelir. Bu tablo Atatürk’ün 10 Kasım 1938’deki ölümüne kadar devam eder. Bundan sonra ikinci dünya savaşı, kıtlık, yokluk yılları başlar.  </p>

<p> 1939-1945 İkinci Dünya Savaşından sonra, ülkeler bir ABD merkezli, diğeri Soviyetler Birliği merkezli olmak üzere ikiye bölünür. Bu bölüşümde Türkiye ABD’nin payına düşer. Nitekim 1947 yılında ABD ile Türkiye arasında bazı antlaşmalar imzalanır. Bu antlaşmalardan sonra meydana gelen her gelişme ABD’nin ve onun uydusu konumundaki Batı Avrupa ülkelerinin yörüngesinde şekillenir.</p>

<p>1940-50’li yıllardan itibaren Türkiye’ye yüklenen kalkınma rolü tarım ve hayvancılıktır. O tarihten 24 Ocak 1980 kararlarına kadar Türkiye, ithal ikamesine dayalı bir ekonomik büyüme modeli takip ederken, bu tarihten sonra ABD ve Avrupa ülkelerinde yerleşmeye başlayan küreselleşme ve neoliberal ekonomi modeli dayatılmaya başlar. 12 Eylül askeri darbesi bu işin tuzu biberi olur. Bu politik model gereği devletin elinde bulunan paraya dönüşebilecek ne varsa hepsi özelleşleştirme adı altında özel kişi veya şirketlere satılır. Bugün devletin elinde çok stratejik bazı kurumlar dışında ekonomik değer yok gibidir. Büyük sanayi kuruluşları yerli veya yabancı şirketlerin denetimi ve kontrolü altındadır. Serbest piyasa ekonomisinin uygulandığı ülkelerde, yerli veya yabancı şirketler için önemli olan para kazanmaktır. Bu nedenle sürekli olarak şirketlerin el değiştirmesi küresel ticaretin bir gereğidir.  </p>

<p>1980 sonra Türkiye’de üretim yapısı değişmiş, tarım ve hayvancılık geri plana düşerken sanayi ve hizmet alanları öne çıkmaya başlamıştır. Halbuki bir ülkenin her açıdan gelişmesinin ölçüsü, tarım-sanayi-hizmet gibi üretim faktörlerinin dengeli dağıtımına bağlıdır. Bu dengeyi kuramazsanız, hayat pahalılığı, gelir adaletsizliği, yüksek enflasyon, döviz, faiz, borçlanma sarmalından kurtulamazsınız.</p>

<p>Bu politikalar nedeniyle ülkemizde kırsal kesimlerden kentlere doğru yoğun bir göç dalgası yaşanmış ve köylerde yaşayan nüfus iyice azalmış, üretim durma noktasına gelmiş, insanlar yoksullaşmıştır. Köylerden kentlere göç edenler, sağlıksız şartlarda yaşamaya ve emek gücüne dayanan işlerde çalışmaya zorlanmıştır. Dün köyünde hiç kimseye muhtaç olmaksızın yaşayan geniş kitleler yardıma ve sosyal desteğe muhtaç durumdadır. Ne yazık ki, büyük kentlerin kenar semtlerinde perişan olmuş milyonlarca insanın yeniden köyüne kentine dönüp, tarım, hayvancılık alanında çalışmasına yönelik bir politika ve gelişme de yoktur.</p>

<p>Uzattık bitirelim.</p>

<p>Yeniden görüşmek üzere hoşça ve sağlıcakla kalın.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/kisir-dongu-enflasyon-faiz-doviz-borclanma/179/</link>
<pubDate>Thu, 19 Sep 2024 15:17:41 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ülkemiz için "gıda, ilaç ve silah" öncelikli konulardır</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcak ve sokağa çıkılacak gibi değil. Zaman ve fırsat buldukça çarşı Pazar dolaşıyor, üç beş kişilik sohbet ortamlarına katılıyor, onları dinliyor, karşılıklı çay içip sohbet ediyoruz. Böyle ortamlar insanların görüş ve düşüncelerini öğrenmek için iyi bir fırsat oluyor. Bunlardan derlediğimiz görüşleri genellikle sosyal medyada veya köşe yazılarımızla sizlere aktarmaya devam ediyoruz.</p>

<p>Görüşüp konuştuğumuz çevrelerde genellikle insanların mutsuz oldukları, stres ve bunalım içinde olduklarını görüyoruz. Ülkenin içinde bulunduğu sosyal, kültürel ve ekonomik sorunlar herkesi etkilemiş. Elbette toplumun bazı kesimlerinde ekonomik anlamda bir sıkıntı yok. Ama o çevrelerde de kendine göre sorunlar var.   </p>

<p>İnsanlar ve diğer canlı varlıklar, yaşamak için beslenmeye, yeme ve içmeye, nefes alıp vermeye, sağlıklı bir yaşam sürmeye, tehlikelere kaşı korunmaya ihtiyaç duyarlar. Bu açıdan ülkeler ve insanlar için “gıda, ilaç ve silah” temel ve zorunlu ihtiyaçlardır. Ülkemiz için gıdaya, ilaç ve savunma için silah temin etmek önemli bir ihtiyaç ve bir milli güvenlik sorunudur.</p>

<p>Topluluklar halinde yaşayan her varlık gibi insanlar için haberleşme ve iletişim de zorunlu bir ihtiyaç türüdür. İnsanlık tarihi boyunca araçlar, pek çok değişime uğramışsa da haberleşme ve iletişime geçme ihtiyacı hiç değişmemiş, hatta artarak devam etmiştir.</p>

<p>Günümüzün kitle iletişim ve haberleşme araçlarını kısaca gözden geçirmek gerekirse, konuşulan dildir, müziktir, sözlü veya yazılı anlatımlardır, dini inançlardır, gelenek ve göreneklerdir, örf ve adetlerdir, kutlamalardır, şenliklerdir, üretim ve yaşam biçimidir, yazılı ve görüntülü basın yayın organlarıdır, sabit veya mobil haberleşme araçlarıdır, internet, sosyal medya ortamlarıdır.</p>

<p>Kitle iletişim ve haberleşme araçları çoğu zaman, bir devletin, bir kurumun veya bir şirketin kontrolü altındadır. Bu araçlar kullanılarak toplum istenilen biçimde yönlendirilir, toplum mühendisliği dediğimiz genel durum oraya çıkar.</p>

<p>Kitle iletişim ve etkileşim araçlarını elinde bulunduran devlet, kurum veya  kuruluşlar ellerindeki gücü çoğu kez düşmanlarına karşı bir savaş aracı olarak kullanabiliyorlar. Bir toplumu sosyal, kültürel, ekonomik bakımdan zayıf düşürmek için elbette sadece kitle iletişim ve haberleşme araçları yeterli olmazsa, diğer araç ve gereçler de devreye girer.    </p>

<p>İnsanların yaşamak için ihtiyaç duyacağı, temiz havaya, suya, gıdaya, giyinmeye,  barınmaya, ilaca ve korunmaya erişimde meydana gelen engellemeler, zorlamalar da günümüzün savaş şekillerinden bazılarıdır. Ekonomide karşımıza çıkan üretim-tüketim, arz-talep dengesi, para, döviz, faiz, borçlanma, enflasyon ve değişen ticaret ve pazarlama anlayışları, gelir dağılımındaki adaletsizlik günümüzün anlaşılması zor uygulama ve savaş şekilleridir.    </p>

<p>Bu bakımdan gıda, ilaç ve silah gibi yaşamsal alanlarda üretim-tüketim konusunda problem yaşamayan, başka birilerine bağımlı olmayan toplumlar özgür ve bağımsızdır.</p>

<p>Artık günümüz koşullarında, savaşlar askeri birlikler ve silahlı güçler arasında yaşanmıyor. Sosyal, kültürel, ekonomik alanda çok daha yıkıcı ve yok edici savaşlar görülebiliyor.  Bu savaşlar bütün dünyayı özellikle zayıf ve kırılgan ülke ve toplumları daha çok etkiliyor. Örneğin Rusya-Ukrayna arasında savaş çıkıyor Türkiye’de her şeyin fiyatı artıyor. Uzakdoğuda çatışma çıkıyor, döviz fırlıyor, borsa çakılıyor. İsrail-Filistin çatışmaları başlıyor her şey almış başını gidiyor. Onun için gıda, ilaç ve savunma sanayi konusunda Türkiye kendi kendine yeterli olmak, güçlü olmak zorunda. Türkiye’nin içinde bulunduğu konum her bakımdan güçlü olmayı zorunlu kılar.</p>

<p>Bitirelim.</p>

<p>Yeniden görüşmek ümidiyle hoşça ve sağlıcakla kalınız.</p>
]]></content:encoded>
<author>Hüseyin Şinasi</author>
<link>https://www.anamurgazetesi.com/yazarlar/huseyin-sinasi/ulkemiz-icin-gida-ilac-ve-silah-oncelikli-konulardir/178/</link>
<pubDate>Mon, 26 Aug 2024 18:02:55 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>